Her ikisi de pazara hazır

Eurolig'e verilen 'noel ve yılbaşı' arasının takımlarımızı nasıl etkileyeceği merakla bekleniyordu. Efes ve Ülker, 2002 yılını yenilgilerle kapatmış ve Türk basketbolseverleri bir nebze kaygılandırmışlardı. Endişelerin yersiz olduğu çarşamba gecesi anlaşıldı.
Haber: YİĞİTER ULUĞ / Arşivi

Eurolig'e verilen 'noel ve yılbaşı' arasının takımlarımızı nasıl etkileyeceği merakla bekleniyordu. Efes ve Ülker, 2002 yılını yenilgilerle kapatmış ve Türk basketbolseverleri bir nebze kaygılandırmışlardı. Endişelerin yersiz olduğu çarşamba gecesi anlaşıldı. Efes Pilsen, Cibona Zagreb'i sürklase ederken, Ülker de Asvel deplasmanından altın değerinde bir galibiyetle döndü.
Efes'ten başlayalım... Uzun süredir, hiçbir Türk takımı 'Eski Yugoslavya' topraklarından gelen bir ekibe böylesi ezici bir üstünlük sağlayamamıştı sanırım... Kadrosunda Rimaç, Mujezinoviç, Alihodziç ve Mamiç gibi tanıdık isimler barındıran Hırvat basketbolunun 'Amiral gemisi' Cibona, ilk maçta Efes'i Zagreb'de yenmişti. Lacivert-Beyazlı ekibimizin rakibiyle olası bir puan eşitliği halinde üstte yer alabilmesi için kazanması, üstelik de 9 sayı fark yapması gerekiyordu. Efes o kadar muhteşem oynadı ki, bu fark daha ikinci çeyreğin başlarında yakalandı. Sonra da sürekli açıldı. Sıkı savunmasıyla rakibi bezdiren Efes, top kaybını da yalnızca 5'te tutarak, üçüncü çeyreğin sonunda 72-39 gibi Eurolig'de görülmemiş bir skora ulaştı. Cibona'nın iyi tanıdığımız ve de hazzetmediğimiz kibirli coachu Alexander Petroviç, imkan olsa 'havlu atıp' dördüncü çeyreği oynamadan soyunma odasına gitmeyi isterdi herhalde...
Savunması takım halinde alkışı hak eden Efes'te, hücumda üretkenliğine alıştığımız Kaspars Kambala ve Marcus Brown gibi isimlere bu hafta Türk oyuncuların da katılması, umut vericiydi. Bu sezon birçok maça ilk beşte başlayan ama berbat istatistiklerle oynayan Kaya'nın, 10 sayı atarak çift haneli sayılarla tanışması mesela...
Ülker kazandı ama...
Ülker de kadrosunun derinliğini iyi kullanarak ve son çeyreğinde geriye düştüğü maçta, özellikle Booker ile direnerek Fransa'dan değerli bir galibiyet kopardı. Bu sonuçla, İstanbul'da uğradıkları Olympiakos yenilgisini de telafi etmiş oldular. Ancak Turuncu-Yeşilli takımda pivot Blair'in, rakipten iki oyuncu tarafından sıkıştırıldığı bölümlerde, power forvet pozisyonundan sayı üretememesi, gelecek haftalar için olumsuz bir sinyal. Coach Öngören, Asvel maçında bu sorunu, Goljoviç'i 4 numaraya çekerek ve onun şut özelliğinden yararlanarak aştı ama, bu formül her karşılaşmada böylesi olumlu sonuç vermeyebilir. Kerem'in sakatlığı sürerken, Praskevicius'un form grafiğinin yerlerde sürünmesi düşündürücü.
Eurolig'deki diğer elçilerimizden İbrahim ile Hüseyin, bu hafta karşı karşıya geldi. Panathinaikos'un Maccabi deplasmanında kazanarak grup liderliğine kurulduğu maçta İbrahim 14 sayı, 3 ribaunt, 1 asist üretirken, Hüseyin sadece 4 dakika oynayabildi ve 1 ribaunt aldı.
Haftanın tartışmasız yıldızı ise, Montepaschi Siena'nın Tau gibi güçlü bir takımı devirdiği maça 18 sayı, 21 ribaunt, 3 asist ve 3 blokla damgasını vuran Mirsad Türkcan'dı. Milli oyuncumuz, bu performansıyla haftanın en değerli oyuncusu unvanının sahibi olurken, 'En Değerli Oyuncu' değerlendirmesinde de üçüncü sıraya zıpladı.