Herkese hak ettiğinin tam karşılığı...

Herkese hak ettiğinin tam karşılığı...
Herkese hak ettiğinin tam karşılığı...
Trabzonspor'un eski başkan adayı Hakan Kulaçoğlu dün akşam oynan Trabzonspor - Fenerbahçe maçında ve sonrasında çıkan olayları Radikal'e değerlendirdi.

Futbolun küresel kuralları belli. Sahada, tribünde ve sair mekânlarda nelerin serbest, nelerin yasak olduğu çok açık. Suçların yazılı tarifi mevcut. “Mazeretim vardı” dersiniz, ağır tahrik veya suça teşvik söz konusudur, olabilir, kural değişmez.

Bu çok net ve kesin açından bakıldığında pazartesi akşamı Avni Aker’de yaşanan olayları mazur görmek mümkün değil. Cezasız bırakılması da. Aklı başında, sağduyu sahibi bir futbolseverin, bir Trabzonsporlunun tasvip etmesi de.

İşin ilginç yanı, olayları gerçekleştiren taraftarların ve hatta o kulübün başkanının mazur görülmesi ya da ceza verilmemesi gibi bir talebi hatta kaygısının olmaması. Bu maçın zaten yarıda kalacağını, yarıda kalması için gereken neyse yapılacağını açıkça deklare eden insanlar ve onlara göreve başladıktan bir ay sonra geleceğini vaat ettiği kayıp kupanın mahcubiyeti içinde “Cezamız neyse razıyız” diyen bir başkan vardı o akşam. Bu kez her şey çok farklıydı. Bu sadece bir ruh durumu muydu, yoksa altında ek başlıklar da var mıydı bilemiyoruz, ancak açıklığa kavuşturulması gerektiğini düşünüyoruz.

Tüm dünyanın suçun sabitliği konusunda hemfikir olduğu, futbol tarihinin en organize şike skandalını, federasyonu, kurullarını ve etik kurul raporunu baskıyla değiştirerek örtmeye çalışmanın sancılarını yaşıyor iki yıldır Türk futbolu.

Yukarıdan atama ile gelen kukla bir federasyon… Kendi yazdığı raporu değiştirip vücuda getirdiği yeni eserine (!) kendisi bile inanmayan yitik hukukçular, onların sonradan sorulduğunda iki elini yana açıp yukarıyı gösteren hukuk profesörü başkanı… Şikenin tanımını, bu ülkede şike suçunun gerçekleşmesini imkânsız hale getirecek şekilde yapan PFDK… Bu yerleşik ve kirli düzen devam etsin diye çabalayan, parayı en üst değer olarak gören bir büyük futbol ve medya koalisyonu…

Başa dönüyorum… Bunların hiçbiri ama hiçbiri Trabzon’da çıkan olayların faillerini beraat ettirebilecek mazeretler değil. Hepsinin yarattığı adaletsizliğin ürettiği ağır tahrik de. Suç sabit, cezası belli. Ancak verilecek ve çekilecek cezanın çözüm üretmeyeceği çok açık. Zira olayın sosyolojik altyapısındaki rencide edilmişlik, dışlanmışlık, ötekileştirilmişlik ceza ile nötralize olacak duygular değil.
Daha az oy potansiyeline sahip olması, daha az dekoder alıp daha az gazete okuması nedeniyle adalete ve hakkının teslimine layık
görülmeyen bir camiayı anlamak için içlerinden biri olmak gerek herhalde.

Olcay Çakır kardeşimin sık sık yazdığı gibi: Oynanan sezon 2010-2011 sezonudur hâlâ… Ve o sezonun hesabı UEFA-FIFA standartlarında görülmeden, medya ve PR kurumları marifetiyle gözleri boyanan insanlar gerçeklerle yüzleşmeden, bu kulüp başkanı, kulüp yöneticisi, tribün lideri profili değişmeden yeni bir sezon başlayamayacak, bu ülkede futbol tekrar bir spor olamayacaktır maalesef. Hak, adalet, vicdan ve çözüm burada yatıyor.

Dediğimiz gibi: Herkese hak ettiğinin tam karşılığı… Şiddete de, şikeye de. Başka yolu yok…


    ETİKETLER:

    Futbol

    ,

    TRABZON

    ,

    UEFA

    ,

    haber

    ,

    spor

    ,

    Kayıp

    ,

    Medya

    ,

    Akşam

    ,

    Ceza

    ,

    ruh

    ,

    suç

    ,

    şike

    ,

    adalet

    ,

    hukuk

    ,

    sezon

    ,

    başkan

    ,

    Kulüp

    ,

    oy

    ,

    avni aker