Hey gardiyan, etme beni ziyan!

Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinden sonra ortalık büsbütün 'Hani benim Recebim' türküsü kesilmiş. Fenerbahçe'nin genç kalecisi Recep'le kafa buluyorlar güya. Ne var ki, arada olan türküdeki bahriyeli Recep'e oluyor.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinden sonra ortalık büsbütün 'Hani benim Recebim' türküsü kesilmiş. Fenerbahçe'nin genç kalecisi Recep'le kafa buluyorlar güya. Ne var ki, arada olan türküdeki bahriyeli Recep'e oluyor. Kızların, kadınların paylaşamadığı Recep, tevatür çapkınlardan biriymiş. Aşk ateşinden yanan hanımlar onun etrafında pervane. Bu küçük hanfendilerin, 'Hani benim Recebim / Sarı lira vereceğim / Almazsan karakola gideceğim' diyecek denli de gözlerini ihtiras bürümüş ki, o kadar olur!
Sarı-Lacivertli ekibin kaleci Recep'e ise sevda türküsü yakan yok. Olsa olsa 'gardiyan etme beni ziyan' balladını söylerler. Beşiktaş maçında yediği iki goldeki hataları, ilk yarıda Sergen Yalçın'ın, Recep'in burnunun dibinden vurduğu kesin gollük şutu çıkarmasını anında unutturuverdi. Sarı-Lacivertliler, sezon başında deneyimli eldiven Rüştü'yü Barcelona tayyaresine bindirirken, yıllardır kalelerini emanet ettikleri Korkutelili fedakar kalecinin yerine Alman Enke'yi vazifelendireceklerini gururla açıklıyorlardı. Ne var ki sezonun açılış maçında, üstelik Saracoğlu'nda trilyonluk dev, borçlu fakir çocukların takımı İstanbulspor önünde 3-0'lık bozguna uğrayıverdi. Vaziyetin vahametini şipşak anlayan Enke, ilk uçakla valizini bile yarım yamalak toplayarak tornistan etti.
Tecrübe, yenen goller toplamıdır!
Kanaryalar'ın file bekçiliği efektifinde yer alan genç elemanların ikisi de Ümit Milli Takım'ın demirbaşları arasındaydı. Teknik direktör Christoph Daum, oyunu Recep Biler'den yana kullandı. Yeni Turgutlu'dan transfer edilen 22 yaşındaki eldiven, yaşdaşı Volkan'ı kulübeye oturtarak kaleyi ikinci haftada devraldı. Son Beşiktaş maçı da dahil olmak üzere 12 maçta ağlarından 15 kez meşin yuvarlak çıkartan Recep'in maç başına yediği ortalama gol de 1. 25'e ulaştı.
İngiltere'nin en ünlü kalecisi sayılan Peter Shilton, 30 yıllık meslek hayatının sonlarına doğru "Şimdi anladım ki bin gol yemeden gerçek kaleci olunmuyor" açıklamasını yapmıştı. 16 yaşında memleketi Leicester'de sahaya çıkan Shilton, bu ilk bakışta 'laf olsun torba dolsun' tipindeki sloganının ardındaki gerçeği şöyle ifade ediyordu: "Yediğiniz her golde, yaptığınız hatayı bir sonrakinde tekrarlamamayı öğrenmeniz gerek. Pahalı ama son derece işe yarar bir deneyimdir gol yemek." Her anlamda 'Dev adam' sayılan efsanevi eldiven, 125 kez milli formayı giyerek İngiltere'de bu onuru en fazla elde eden futbolcu oldu. Liglerde ise tam 1005 maçta kalesini koruyarak bir başka rekor daha kırdı. 48'inci yaş gününde emektar eldivenlerini duvara asan 'Sir' Peter'in, maç başına yediği ortalama gol ise 1.118'di.
Bu hesaba göre Sarı-Lacivertli kalenin genç gardiyanı, meslekte otuz yılını sona erdirirken, 52 yaşına kadar 1005'inci maçını 1256 golle bitirmiş olacak. Binden sonra son derece deneyim sahibi olacağı için, rakip forvetlerin son 256 golü atmakta hayli zorlanacağı apaçık ortada. Maçlardan, hele böylesi büyüklerinden sonra ekran, iyiden iyiye allame istilasına uğruyor. Öylesine ki, neyin, kimin, hangisinde ahkam kestiğini kestirmek zorlaşıyor. Kulağıma çalınan neşriyattan bir bölümü şöyleydi: 'Christoph Daum, sağlık ekibine teşekkür etti'...
Beşiktaş karşısında sahanın en çalışkan ve en agresif ismi Marco Aurelio kenarda tedavi olurken, takımın gol yiyor. Bunda sağlık ekibini tebrik etmenin alemi var mı.
Ve Recep ve İlhan ve Rüştü...
'İlhan Mansız uzun süredir sakat sakat oynuyor.' Bu iyiydi işte.
'İmitasyon samuray'ın suratından neden nefret aktığı şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. Çektiği acılar yüzünden. Yahu Mircea Lucescu gibi bir kurnaz tilki, üstelik tek forvetini nicedir sakat sakat oynatır mı, olacak iş mi yani! Diyelim ki Recep yüzünden ev sahipleri kalecisiz oynadı. İlhan Mansız'ın sakatlık yüzünden bir türlü etkili olmadığı göz önüne alındığında konukların da doksan dakika 10 kişiyle mücadele ettiğini belirtmek gerek.
Ancak Rumen hocada, yenildiği maçlardan sonra hakeme ve rakiplere ağır biçimde sataşmak kronikleşmeye başladı. Bence sağa sola çatacağına kendi talebelerinin kulağını çekse daha iyi eder. Kara Kartallar, özellikle ilk yarıda son derece şımarık bir futbol ortaya koydu. Rakibi resmen küçümsüyorlardı. Bunun ceremesi pahalı ödeyecekken, gerçekten kafası bunalmış Recep, ilkinden daha da acemice davranarak eşitliğe çanak tuttu.
Rüştü'yse, sabreden derviş misali Barcelona'nın yedek kulübesini ısıtmayı sürdürüyor. Tanrı'nın yolları gerçekten çok karışık...