Husumet haftası zirveye rekabet getirdi

6+1 Latin'li Fenerbahçe, sadece iki yabancılı Galatasaray'ı son yılların meşhur 4-0 ve 6-0'larından daha baskın bir oyunla geçti. Üç sezondur ezeli rakiplerini illa yeniyorlar. 5. dakikadaki yıkıcı gol istisnai değil, Fenerbahçe bu sezon hep erkenci
Haber: TANIL BORA / Arşivi

6+1 Latin'li Fenerbahçe, sadece iki yabancılı Galatasaray'ı son yılların meşhur 4-0 ve 6-0'larından daha baskın bir oyunla geçti. Üç sezondur ezeli rakiplerini illa yeniyorlar. 5. dakikadaki yıkıcı gol istisnai değil, Fenerbahçe bu sezon hep erkenci: ilk 15 dakikada sekizinci, ilk yarım saatteki 13. golünü attı. Hatalı çıkış yapmış atlar, gerisingeri starting box'a sokulmuş gibi oldu, Sarı-Lacivertlilerin hamlesiyle; ligin zirvesinde üç takım, üç puanlık menzilin içinde.
Ya şu yengeç dansı? Roberto Carlos, Real Madrid'deyken de memleketlileriyle beraber karafatma dansı yapmıştı, (Pazar gecesi Antepsporlular da icra ettiler.) Sade, 'doğal' bir sevinç artık nostaljinin konusu oldu, gol kutlamasını özel bir figürle 'performe' etmek artık neredeyse 'zorunlu hareketler' serisinden sayılıyor. Lâkin işin, masum haşaratı ve kabuklu mahlûkatı rencide edecek noktalara varmasına karşı, FIFA'nın değilse bile doğal hayatı koruma kuruluşlarının bir diyeceği olmalı.
Galatasaray, ligin en büyük amiri edasından, 'kurulum aşamasındaki genç takım' tevazuuna döndü. En azından Feldkamp, moral beka stratejisini böyle kuruyor.
Sivas'ta seyirlik bir maç
Sivas bugün neresidir? A) Katliam mekânı Madımak Oteli'nde kebapçılık yapılıyor olmasını içine sindiremeyenleri 'anlamayan' hatta onlara çıkışan esnaf cemiyetlerinin olduğu yerdir. B) Süper Lig liderinin şehridir. Ne diyor Sivas türküsü: "Yakışır allar sana/Bakışır eller sana/Yürüdükçe hu çeker/Bastığın yerler sana." Sezonun diğer sürpriz takımı olduğunu söyleyebileceğimiz Denizlispor'la oynadıkları liderlik maçının ikinci yarısı, (üçe bir nispetinde) kaçan fırsatlarla, sezonun seyirliklerindendi. Yiğidolar, evlerindeki 8. maçlarında 8. galibiyeti aldılar. Sağ kanat ataklarından 8. gollerini attılar. Yedinci kez (hükmen 3-0'lık Trabzon maçı hariç) sıfıra karşı oynadılar, ligin en az yiyen takımı durumundalar. İki sezondur küme düşen Musa Aydın'ın artan verimliliğine dikkat çekmiştim. Yine yıllardır kronik bir 'kaybeden' portresi çizen Devran'ın gayet işlevsel bir oyuncuya dönüşmesi de, 'oyuncuyu oyuncu yapan, takımdır' tezini doğruluyor.
Maç öncesi gerilimin, Beşiktaş seyircilerinin yasaklanması 'sayesinde' (!) sönümlendiği Bursa-Beşiktaş maçında, top kaybı istatistikleri tavana vurdu. Dan-duna boyun eğmemeye çalışan, Bursa'da Volkan Şen vardı, Beşiktaş'ta Delgado. Klastan öte, niyet farkıyla: Afacan çehreli Volkan, küçük dar alan 'incelikleriyle' fuzuli kişisel gösteriler denerken; Delgado'nun 'numaraları', boş alanlar yaratmaya, rakibin bloklarını açığa düşürmeye dönüktü.
Murat'ın yeşil sevgisi
Konyaspor, Manisa'yı geçerek 6 haftadır 5. kez kazandı. İlk 9 haftada yalnızca bir galibiyetleri vardı! Üçleme yapan Murat Hacıoğlu'nun başı, yeşilli takımlarla bağlanmış: Kariyerinde Şeker, Bursa, Diyarbakır ve Konya dışında yeşilsiz sadece başarısız Fenerbahçe ve kısacık Ankaraspor periyodları var.
Başaltını kovalayanların üçü, Kayserispor, Ankaragücü, İstanbul Belediyesi, berabere kaldılar. Kayserispor, Birinci Lig tarihinde
6. kez gittiği Rize'de şimdiye kadar hiç kazanamadı. Sarı-kırmızılılar, 7 yenişmezlikle sezonun beraberlik lideri. Bu arada, dört haftadır sahalarımızda görülmeyen 0-0, bu hafta üç kere geri döndü.
Hayret, Ergün itiraz etti!
Kırmızı çizginin üzerindeki kıta sahanlığından uzaklaşmaya çalışan Trabzonspor'la Antepspor, dramatik gaflarla dolu bir maç oynadılar. Ömer Çatkıç kalesinin önünden vurduğu topu Umut'a çarptırıp gol yedi; Ahmet Şahiner elindeki topu kaçırıp sonra da o topla giden rakibini indirerek kırmızı kart gördü. Karşılıklı penaltılar kaçtı. 87'de kaptığı topla beraberlik golünü getiren frikiği yaratan Ekrem Dağ, 88'de kaptırdığı topla mağlubiyete yol açan hatayı yaptı. Usta ile Kalfası'nın beşinci müsabakasında durum, Ersun Yanal 2-Mesut Bakkal 3 oldu. Ve Ergün Penbe, kariyerinde ilk kez bir hakeme (tabii kibarca) itiraz ederken görüldü!
En alttaki üç takımın da üçü birden berabere kaldı. Ankara'nın köklüleriyle İstanbul'un 'küçük'lerinin eşleşmeleri de, nevzuhur Ankara derbisi de berabere. Diğer Beyoğlulu Galatasaray gibi sadece iki yabancıyla oynayan, kulübesinde bir teknik direktörü bile olmayan Kasımpaşa, 6 hafta aradan sonra puan yüzü gördü. Kol marifetiyle attıkları gol sayılır, Ankaragücü'nün muhasarası beraberlikten fazlasına yetmezken, şanslıydılar.
Gol krallığı yarışı tıkış tıkış; Holosko, Mohammed Ali ve Gökdeniz 8'er, Yusuf, Murat Hacıoğlu, Semih, De Nigris 7'şer gol. Adayların sayısı kadar ilgiye değer olan; bunların arasında orta saha oyuncularının ya da 'tipik golcü' denen zümreye ait olmayanların çokluğu, değil mi?