İki kalın dilim üstüne krema

Filmekimi'yle beraber Ligekimi'ne de girdik ve şükür, maçlar ikindiye geldi. Ne güzel; güneş parıltısı altında başlayıp akşam esmerliğinde, mahmurlukta biten maç ikindileri. Pazar ikindileyin Beşiktaş oyunuyla da refakat etti bu sonbahar meteorolojisine...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Filmekimi'yle beraber Ligekimi'ne de girdik ve şükür, maçlar ikindiye geldi. Ne güzel; güneş parıltısı altında başlayıp akşam esmerliğinde, mahmurlukta biten maç ikindileri. Pazar ikindileyin Beşiktaş oyunuyla da refakat etti bu sonbahar meteorolojisine... (Bu arada, Anıtlar Yüksek Kurulu, baharlarda ve kışlarda İnönü Stadı'nda ikindi vakti dışında maçı yasak etmeli. Şehir ve tabiatla bu kadar kol kola bir stadın üstüne geceyi örtmek, kadirbilmezlik değil mi?) Şimdi yağmuru bekliyoruz.
Sezonun ilk çeyreğinde, tepedeki kremanın sürprizi: Sivasspor. Tahkim'den gelen puanlar olmasa da ilk üçteydiler. Ankaragücü'ne attıkları gollerdeki pas mekikleri etkileyiciydi: dört tek pasla gole gittiler.
İki pehlivan endamlı hücumcu, Mehmet Yıldız ve Muhammed Ali, dörder sayıyla skorlarını taşıyor. Skorla ilgili bir not: 9'ar gol kaydına muvaffak olan Beşiktaş ve Fenerbahçe, yalnızca 6 takımdan daha fazla gol atabilmiş durumdalar. 8. Haftanın karakteristiği: Beraberlik. Üç adet 1-1, iki adet 0-0, bir adet 2-2. Bol beraberlik olması, ligin 'genel denge kuramının' da anahtarı.
Almanlar dört oldu
Başaltında, 12-13 puanda toplaşmış 6 takım; sonra üç puanlık bir boşluk, peşinden 7-9 puan kuşağında yığışmış 8 takım. (Gençlerbirlikleri, 8 puan basamağında kendilerine ayrı bir cep açmışlar.) Tıpkı geçen sezon olduğu gibi, 'bir seri yakalayanın' hayatının değişeceği -ama sonra bir mağlubiyetle yine hayatının değişeceği bir domuztopu hali. Bir de en aşağıda, en yakın mezraya 4 puan uzak düşmüş nagalip Ankaraspor var. A milli takıma onlardan iki oyuncu alınıyor (iştahlanmaya başlayan Necati ve bu hafta aldığı kırmızı kartla başka türden bir iştah gösteren Emre Aşık.)
İki Alman teknik direktörle (Feldkamp, Briegel) başlayan sezon, son 10 gün içinde dört Almanlı oldu. Gençler'de Reinhard Stumpf ilk müstakil teknik direktörlük görevine şevkle atılırken, Werner Lorant emeklilik sonrası çalışma fırsatlarını Türkiye'den buluyor, sonu Alanyaspor olabilir.
Haftanın en yüksek rütbeli maçında, Kayserispor-Galatasaray, iki Sarı-Kırmızılı, çift sarılı yumurta lezzetinde değilse de belirli bir lezzet kalitesi sundular. Karşılıklı birer sayıyla 5'er gole yükselen Gökhan Ünal ve Ümit Karan, memleketin kesinkes en iyi golcüleri değil mi? Gökhan Ünal, attığı golde, topa sahip olma, onun hızıyla kendi hızını eşleme ve ne yapıp edip onu çerçeveye vurma beceresini gösterdi. Ümit Karan, tek vuruş ustalığını.
Beşiktaş'ın 45. dakikada attığı 3 puanlık gol 'şıklık' faslında mı değerlendirilmeli, komedi faslında mı? Ali Tandoğan mancınık gibi bir taç atıyor (taç atarken ayak içerde), altı pasta Nobre sekmekte olan topu topuğuyla tavana yolluyor! Beşiktaş 9 golünün 4'ünü ilk devrenin son çeyreğinde attı, Gençler yediklerinin yarısını aynı zaman kesitinde yedi. (Üç galibiyetlik seriden sonra Rize'de yenilen Antepspor da 11 golün 5'ini ikinci devrenin ilk çeyreğinde yedi.) Sezona kötü giren Mehmet Çakır'daki silkinme alameti, önemli. Zaten galiba deplasmanda daha efektif, Çakır.
Hiç kendini aratmayan Sinan Engin, futbolculara ültimatomlarını tırmandırıyor: "Herkes bu takımdan gitmemek için çaba sarf edecek." Sporda Sosyal Darwinizm: temel uğraş 'gönderilmemeye çalışmak!'
Kezman'a yardım gerek
Haftanın ikinci dikkate değer demeci, Manisaspor'un başkanlığına vekâlet eden genel sekreter (avukat) Gürhan Onat'ın Aziz Yıldırım için söylediği "Herhalde kan şekeriyle ilgili bir problem var, maç esnasında çok sinirleniyor" sözleri; daha doğrusu söylerkenki 'cool' edası. Aziz Yıldırım'ın kan şekeri bilinmez ama Mateja Kezman'ın profesyonel yardım alması gerektiği kesin. (Almadovar: Sinir krizinin eşiğindeki futbolcular.) 20 yıl sonra ilk kez ağladığını söylüyor. Dış Fener'le İç Fener arasındaki açı büyüdükçe, onun eli ayağı iyice tutmaz oluyor. Kırmızısından sıyrılıp orijinal siyah-beyazını kuşanan (kuruluştaki Sakaryaspor adına da dönerler mi?) Vestel Manisaspor, Holosko'nun bu maça nişanlanmış cezasına rağmen, dirençli oyunuyla lige tutunmayı sürdürüyor. Nizamettin'in sırtında 'Nizo' yazması pek 'cool' değil, bu arada.
Trabzonspor'un küçük taraftarlarından birinin formasının sırtında da 'efsane' yazıyordu. Efsanenin ahvadı, şimdi sinir içinde. Bursasporlular da sinir içinde. Emeklerinin karşılığını alamamaktan mustaripler, haklı olarak. Gençlerbirliği OFTAŞ'lılar, aldıkları bir puan için centilmence boyun büküp 'şans' diyorlar. Konyaspor da ilk galibiyetini İstanbul Şehremaneti karşısında alırken, pek itimat telkin etmeyen bir hakem idaresinden yararlandı. Abdullah Avcı bile sinirlendi.