İkisi direğe, 'Kral' fileye

Özel bir anlamı var mıydı bilinmez ama Galatasaray dün gece Atatürk Olimpiyat Stadı'na, Sofya'daki CSKA Sofya maçının forma kreasyonuyla çıktı.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Özel bir anlamı var mıydı bilinmez ama Galatasaray dün gece Atatürk Olimpiyat Stadı'na, Sofya'daki CSKA Sofya maçının forma kreasyonuyla çıktı. Tamam, renkler tartışılmaz ama Metin Tokat, biri açık mavili, diğeri beyaz; birbirine son derece yakın renkleri nasıl ayırt edecek. Tüh, cümlemi tamamlıyorum, stat hoparlörlerinden anons yapılıyor: "Galatasaray formasını değiştirecek". Basın Tribünü'nde yanımda oturan Cengiz abi (Alpman), "Oysa sakalımız da var..." diyor.
Bir gün önce Fenerbahçe'nin, kolu kanadı kırık Adanaspor'a fark atmasının ardından Galatasaray da, ezeli rekabetteki denge unsuru açısından, Cemil ve Serkan gibi isimlerden yoksun Samsunspor karşısındaydı dün gece. Göz kararı 80 bin kişilik stadın, yaklaşık sekizde birine denk gelecek bir lekeyle kaplı tribünleri, ahmak ıslatan bir yağmurun yanı sıra, ısırgan bir soğuk esir alırken, Galatasaray'da başlama vuruşundan itibaren, rakip sahaya yerleşiyordu. Bu yerleşim tam 45 dakika sürdü. Samsunspor'un bir iki cılız atağı dışında, topun güzergahı belliydi. Basın Tribünü'ne göre sahanın sol tarafı.
Hakan Şükür ve benzeri
Lakin, güreş değil ki bu oyun puan versinler... Peki, 45 dakikaya sığan birkaç ayrıntı. 19'da Ayhan Akman, Ahmet Dursun'a selam yolladı ve kendisi dahil dört kişiyle girilen pozisyonu heba etti. 27'de Arif, 34'te Hasan Şaş, Ayhan'a eşlik eden isimlerdi. Bir de, Bratu parantezi açmak gerekiyor. Rumen oyuncu, fiziği ve genel üslubuyla Hakan Şükür'ü
anımsatıyor. Aynı malzemede iki kez yıkanmak mümkün mü? Bu sorunun yanıtı için beklemek gerekiyor sanırım. Hakan Şükür'ün daha çok pasör takıldığı ilk yarının en akılda kalıcı hareketi, 42'de Bratu'nun direkte patlayan şutuydu. Prates de, iki yerinde müdahele ile defansta ve bir etkili frikikle hücumda varlığını hissetiren bir başka isimdi.
Samsunspor belki görüntü itibarıyle savunma zenginliği olan bir takım izlenimi vermiyordu; bildiğimiz anlamda, etten duvar örmediler. Buna rağmen, Galatasaray'ın gol üretmedeki beceriksizliği dikkate değerdi. Böylesi yumuşak bir savunmayı varyasyonlarla delme yerine, ölü top ve uzaktan şut arayışını sürdüren Cim Bom, ikinci 45 dakikayı Bratu'nun direği yalayan şutuyla aştılar. 53'te De Boer'in frikiği, golleri değil ama direkte patlayan şutları ikiliyordu.
O, bu geceyi unutmayacak
60'ta Evren, kendi sahasının sol kanadında, üç Galatasaraylı arasından çıkıp, topu ileriye atmayı denediğinde, yaklışık 25 metre civardında, kendisine yardım edecek takım arkadaşı yoktu. İşte böylesi bir ekibe karşı Sarı-Kırmızılılar çabuk kullanılan bir serbest atışın ardından gol atmayı başardılar. 63'te Hasan Şaş'ın ortasına vuran Hakan Şükür, sıkıcı maçta tribünleri şenlendirdi.
Galatasaray salı gecesi oynadığı Olympiakos maçının ardından yine kötü bir oyunla sahayı 1-0 galip terkediyordu. Bir farkla, savunması bu kez ikinci yarıda ölüp ölüp dirilmeden. Bu gecenin en azından Hakan Şükür açısından tarihsel bir önemi olacak. Şükür, ikinci dalyasını bu geceyle hatırlayacak hep.