İlk savunma itiraf

İlk savunma itiraf
İlk savunma itiraf

Ne o, maç mı tartışıyorsunuz? Dün duruşmada Bir numaralı sanık Olgun Peker in savunması tamamlanırken, bir ara Başkan Aziz Yıldırım ın avukatlarıyla yanyana geldiğini gören Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, Ne o maç mı tartışıyorsunuz? dedi. Ekinci nin bu uyarısı na avukatlar, Yok canım, savunmamız üzerine konuşuyoruz cevabını verdi.

'Tarihi şike davası'nda dün söz savunmadaydı. 'Bir numaralı sanık' Olgun Peker, TFF Menajerlik Sınavı'nda cevapları aldığını itiraf ederken hakkındaki diğer tüm iddiaları reddedip 'Benden örgüt lideri olmaz' dedi.
Haber: KENAN BAŞARAN - kenan.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

Futbol tarihimizin en kapsamlı şike soruşturmasında, dün savunmalara geçildi. Dava ‘Silahlı örgüt kurmak’la suçlanan ‘Bir numaralı sanık’ Olgun Peker ile başladı. 2000’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Şube’de işkence gördüğünü söyleyen Peker, şikayetçi olduğu için polisin intikam peşinde koştuğunu ve bu davanın da bu nedenle açıldığını savundu. Peker, “500 liralık bileti bile sattıramayan adamdan örgüt lideri mi olur?” diyerek, hakkındaki suçlamaları reddetti. Buna karşın menajerlik sınavındaki soruların cevap anahtarını temin ettiğini kabul eden Peker, tek hatasının da bu olduğunu söyledi. 

‘Sağlam girdiğim şubeden sakat çıktım’
Kendisini gözaltına alan Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’ın başında bulunduğu ekibi ‘Kanun namına kanunsuzluk yapan ekip’ olarak tanımlayan Peker, Sedat Peker aleyhine ifade vermediği için işkence gördüğünü söyledi. Sedat Peker ile dostluğundan ötürü ağır bedeller ödediğini söyleyen Peker, “Sağlam girdiğim şubeden sakat çıktım” dedi.
Yaptığı şikâyetin geri alınması için de ayrıca baskılar gördüğünü belirten Peker şöyle devam etti: “Bana şubede ‘Biz burada 10 bin PKK’lıya bunu yaptık bir şey olmadı da bir sana mı oldu?’ dediler. Ben Sedat Peker aleyhine ifade vermediğim için yapılanlara tepki olarak soyadımı Peker olarak değiştirdim”
‘Bir numara’ iddiasını da kabul etmeyen Peker; “Ağustosta gözaltına alındım. Suçlu olsam bu süre içinde delilleri karartırdım. Zaten ondan sonra da Aziz Yıldırım keşfedilmiş ve biz buradayız. Bana göre bu olayların başlamasına bir olay sebep oldu. Bülent Uygun’un Bucaspor’dan Eskişehirspor’a transfer olması. Bu transferi benim yaptırdığım iddia edildi. Asayiş Şube Müdürü, İzmir’den gelmiş ve transferle ilgili oradaki arkadaşlarıyla görüşmüş, bu olayı üstüne vazife edinmiş. Şike gibi alçakça bir iddia bir insanın üzerine atılır mı?” dedi.
Peker, öğleden sonraki bölümde daha çok iddianamedeki açıklara odaklandı. Misal: “26 şirketim olduğu söyleniyor ama bir tekinin bile adı dosyada yok. Şike yaptığım söyleniyor hiçbir futbolcunun adı yok.” İddianamedeki suçlamaların “Bazı futbolcular, bazı maçlarda şike yapmıştır” şeklinde ifade edildiğini belirten Peker, bu ‘bazıları’n kim ve hangi maçlar olduğunun açıklanmasını istedi. 

Salondakiler güldü
Soruşturmaya müşteki olarak girip daha sonra sanık olan Fatih Sandal’ı alacağı için mahkemeye verdiği ve hâlâ daha parasını almadığını anlatan Peker, “Benden örgüt lideri falan olmaz” dedi. Peker’in bu ifadesi salonda gülüşmelere neden oldu.
26 şirketi olan birisinin Fenerbahçe’de işçi olmasının da mantıksız olduğunu savunan Peker, “Fenerbahçe kongre üyesi de değilim ama inşallah ilerleyen yıllarda o onura erişirim” diye konuştu.
2004’teki Kelebek davasında adının geçtiğinin iddianameye yansıdığını kaydeden Peker, bu davayla ilgili hiç gözaltına alınmadığını ve de o dava dosyasında yer alan telefon tapelerini sildirdiği halde bunun da şike iddianamesine sokularak suç işlendiğini savundu. Gökdeniz Karadeniz’in Fenerbahçe’ye transfer girişimiyle kurşunlanmasının iddianamede aynı tarihte olduğunun yazıldığını hatırlatan Peker, “Gökdeniz’in transfer olayı 2003, kurşunlanma ise 2006’dır” dedi.
11 yaşında geldiği İstanbul’da Beyoğlu sokaklarında yatarak büyüdüğünü anlatan Peker, iddianamedeki bütün suçlamaları reddedip tahliyesini istedi. 

Ekinci: Soruları şimdi cevaplayabilir misin?
Öte yandan Peker, hakkındaki tüm iddiaları reddederken, TFF menajerlik sınavındaki soruların cevap anahtarına ulaştığını kabul etti, ancak bunun için kimseye para ödemediğini söyledi. Peker, bu olayı ise şöyle anlattı: “Abdullah Cila’dan soruları aldım. Tello isimli futbolcudan ötürü aramızda sorun vardı. Herhalde buna karşı bir jest yapmak için cevap anahtarını verdi. Makedonya’dan almış o da. Ancak, eğer TFF diplomada denklik arasaydı ben sınava giremezdim. Bulgaristan’da bir okula yardım yaptım ve karşılığında bana bir diploma verdiler” dedi. Bu arada hâkim Mehmet Ekinci, “Okumadan nasıl diploma verir bir okul diye düşünmedin mi?” diye sorunca Peker, “Düşünmedim. Siz de bilirsiniz hani Azerbaycan’dan falan insanlar diploma alıyor. Bunu da öyle düşündüm” dedi. Bu diyalog da gülüşmelere neden oldu.
Ayrıca Ekinci yine gülerek, “Menajerlik sınavı sorularını şimdi sorsam cevaplayabilir misin?” diye sorunca Peker de gülerek, “Ben bu işi 10 yıldır yapıyorum, normalde cevaplarım ama şimdi çok yoruldum, o yüzden cevaplayamam” diye cevap verdi. Peker’in avukatı da yaptığı savunmada “Adam sınav sorularını getirip vermiş. Kim almaz yani?” deyince Mahkeme Başkanı Ekinci dahil herkes güldü. Peker’in avukatları müvekkillerine yönelik iddiaların soyut ve organize şubenin hayal ürünü olduğunu savunarak, tahliye talebinde bulundu. Bütün sanıkların tahliye talepleri cuma günü değerlendirilecek. Davaya bugün devam edilecek ve muhtemelen Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın savunmasına geçilebilecek.
Davada bazı sanık avukatları dosyanın özel yetkili mahkemede yargılanması için cebir ve şiddet unsurunun oluşması gerektiğini, bu dosyada herhangi bir cebir ve şiddet unsurunun bulunmadığını savundu ve mahkemenin ‘görevsizlik’ ve ‘yetkisizlik’ kararı vermesini talep etti. Lakin bu istek reddedildi.

‘Aziz başkan’ taraftarı selamlamış!
Peker’in savunmasının öğleden sonraki bölümünde Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, jandarmaya “Ben dışarı çıkacağım” diye işaret etti. Jandarmayla birlikte çıkan Yıldırım’ın peşinden avukatı Abdullah Kaya da çıktı. Ancak hâkim Kaya’yı geri çağırttı. Şekerin düşen ve adliyedeki sağlık personeli tarafından müdahale edilen Aziz Yıldırım, 15 dakika sonra tekrar duruşma salonuna alındı. Bu arada koridorlarda ‘kulak misafiri’ olduğum polislerden de Yıldırım’ın dışarı çıkmasının ‘mevzu’ olduğunu anladım. Yine bir polis Yıldırım’ın çıktığı havalandırma alanının balkonundan taraftarı selamladığını da telefonla bildirdi.

ÇAĞLAYAN GÜNLÜĞÜ

Kafkaesk bir süreç
Silivri’nin yolu uzundu muzundu ama nereden bilirdik ‘yakın Çağlayan’ın bu kadar zulüm olacağını! Bu tarihi davayı izeleyebilmek için sabahları metrobüse binmek için birbirlerini ezen insanlardan bir farkımız kalmadı. Sadece 25 gazeteciye izin vardı. Onlar da ajanslar, adliye muhabirleri ve TV’den canlı yayın yapanlardı. Hal böyle olunca Türkiye’nin bütün televizyonları birden ‘Canlı yayın’a bağlanıp içeriye bilet kapmaya çalıştı. Çoğu da başardı. Ben dahil büyük kalabalık ise uzun süre ‘turnike’leri zorladık. Elbet bu arada sanık yakınlarının “Gazetecileri boş verin önceliği bize verin” istemlerini de sineye çekmek zorunda kaldı. Adliye muhabirimiz Fatih’in de desteğiyle ‘Kafkaesk’ bir süreçten sonra savcılıktan bir izin çıkartıp öğleden sonraki bölüme bileti kaptım. Ama içeri girişimiz hakikaten bir izdiham sahnesiydi. Resmen birbirimizi ezip geçtik. İçeride ise ayakta yerde, yer ayırmaksınız duruşmayı takip ettik. 

Taraftar asıl bugün
Dün Çağlayan Adliyesi önündeki Fenerbahçeli taraftar kalabalığı beklentilerin altındaydı ancak bunun nedeni Aziz Yıldırım’ın savunmasına dün başlamayacak olmasının bilinmesiydi. Kulislerde asıl kalabalığın bugün olacağı söylendi. Göreceğiz, bakalım... 

Vekili dışarı çıkarttı
Cep telefonuyla konuşmalara müsamaha etmeyen mahkeme başkanı Mehmet Ekinci, bu nedenle CHP’li Umut Oran’ı dışarı çıkarttı. Gazeteciler duruşma salonuna cep telefonları ve bilgisayarları olan çantalarla girdi ama hiçbirini kullanmalarına izin verilmedi. Polise “Ama Nihat Özdemir kullanıyor” dediğim “O işadamı sen gazetecisin” cevabını aldım!... Davanın tutuksuz sanıklarından eski Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı, Silivri’de hep ‘yok’ yazılmıştı ama dün Çağlayan’a geldi. Adalı’ya Beşiktaş başkanlığı içini aday olup olmayacağını sordum ama “Şimdi mahkemedeyiz. Bu konuyu konuşmayalım” cevabını verdi. 

Uğur Dündar’ı kıskandım, bileti kaptım
Aslında duruşma salonuna duayen gazeteci Uğur Dündar sayesinde girdim. Dündar, kapılardan kartla biletle değil de şöhretiyle geçince ben de güvenlikçilere “Uğur Bey’i geçirdiniz beni niye geçirmiyorsunuz? Ben de gazeteciyim” dedim. Güvenlikçi “O ünlü ama” dese de çıkışımı haklı bulmuş olmalı ki bana bir giriş numarası verdi. İçeride de ‘davanın cilvesi’ olsa gerek, Uğur Dündar salondan çıkarken beni çağırıp koltuğunu bana verdi.