İnönü dolaylarında bir Bobo Kartal

Sahne kurulmuş, son yıllarda futbol adına en güzel anlarının biriktiği bir maç için heveslenmişiz. Kendi oyunlarını futbola üstün gören 'kara adamların' dünyasında 'kalite-kontrolden' geçemeyen futbolumuza bir nur düşsün istiyoruz.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Sahne kurulmuş, son yıllarda futbol adına en güzel anlarının biriktiği bir maç için heveslenmişiz. Kendi oyunlarını futbola üstün gören 'kara adamların' dünyasında 'kalite-kontrolden' geçemeyen futbolumuza bir nur düşsün istiyoruz. Çünkü biliyoruz, her Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi bir futbol resitalidir. Ama gelin görün ki tadı yoktu dünkü cümbüşün. Top dalaşıyla geçen bir ilk yarıdan sonra, bir gıdım hareketli ikinci yarıyı derbi diye yutturmaya çalıştılar. Yutmadık tabii. Daha fazlasını hak ettiğimizi biliyorduk. Tek tesellisi vardı. Asıl maharetlerini öbür maça sakladılar diye umduk. Çünkü iki takım da Kadıköy'de tarih yazmayı daha çok seviyordu.
Maça geçmeden, bir de kadro seçimine değinelim. Çünkü Fenerbahçe, biraz sakatlıklar yüzünden biraz da Arsene Wenger kokan bir tercihin yansımasıyla dizildi sahaya. Son maçın sağ kanat huysuzu, sakat Appiah yok, ama kupa 11'i geleneğine uyarak Alex de, Kezman da yok ve Semih, Deivid, Tümer'le rötuşlanmış bir 11...
Oysa oyunun gidişatını bu kadro tercihlerinden ziyade tıkanan kanallar belirledi. Her iki takım da nefes alma hatlarını bol tıkaçla kapamaya niyetli başladı. Delgado, Rico Paşa, Tuncay ve Tümer yakar top oynar gibiydiler. Topa değdikleri anda birileri başlarına üşüşüyordu. Bu durumda oyuna boyut kazandırması beklenen orta sahanın defansif ikilileri de yerlerinden pek kıpırdamayınca hiçbir sınır ihtilafı olmadan devre bitti. Herkes alanından memnundu, izale-i şuyu davasına gerek yoktu. İlk yarının tek eğlencesi tribünlerin ortamı 'Tümerize' eden tezahüratları ve iki Nobre şutuydu. 18'de Aurelio, 23'de Delgado'nun girişimleri sadece istatistiklere geçti. Oyuna sakarin etkisinde bir tat veren iki anda ise, 37'de Nobre gole en yaklaşan oyuncu, 41'de Deniz ise en tehlikeli an ödülünü aldı ve perde indi. Çok sıkıcıydı, çoook...
Yayına kaldığı yerden devam ettiler
İkinci yarıda beklentiler gol yollarına seferler düzenlemesi gereken taraf olarak Tigana'da birikmişti. Lakin ilk hamle Fenerbahçe'den geldi. 50'de Deniz'in enfes kaçırdığı Semih gole gidiyordu ki, Runje harika kapattı açıyı. Ardından 56'da Delgado iyi vurdu ama Serdar da iyi yatmıştı. Fakat bu pozisyonlar istisnaydı. Çünkü maç genel olarak yayınına kaldığı yerden devam ediyordu. Oyun olsa olsa, TRT'nin eskiden arıza kaydında giren maşrapası kadar hareketliydi.
Çok geçmeden Ali Tandoğan gözüktü kenarda. O da sakatlanan Mustafa Doğan'ın yerine. Skorbordun değişmesi için daha fazlası gerekiyordu. 62'de Burak'ın yerine Bobo girdi ve forvet çiftlendi. Hamle ise 69'da Tuncay'la konuk ekipten geldi. Runje ise yine sağlam duruyordu. Maç itekleye itekleye ancak bu kadar varyasyon gösterebiliyordu. Haklarını yemeyelim, mücadele tonu koyuydu iki tarafın, ama maharet kıtlığa düşmüştü. Top yapan ayaklar paralize olmuş, sanki oyun sürekli geriye doğru kuruluyordu. 82. dakikadaki kontraya kadar hiçbir şey değişmeyecek gibiydi. Ama Delgado iyi sarktı arkaya ve bu ligin bence en acar forveti olan Bobo'yu güzel gördü: 1-0. Hiç gelmeyecekmiş gibi duran gol, nihayet gelmişti. Artık Alex vardı sahada, fakat çok gecikmişti ve bu maçtan fazlasını beklemek de saflık olurdu.

BEŞİKTAŞ: 1
Runje 6
Mustafa 5
(A. Tandoğan 53) 5
İ. Toraman 7
G. Zan 6
Baki 6
Koray 5
S. Kurtuluş 6
Delgado 6
Ricardinho 4
(Kleberson 90) -
Burak 4
(Bobo 62) 6
Nobre 5

FENERBAHÇE: 0
Serdar 6
Serkan 5
Önder 5
Lugano 6
Ümit 6
Aurelio 6
Deniz 5
(Alex 86) -
Deivid 4
Tümer 5
Tuncay 6
Semih 4

GOL: Bobo (82)
SARI KARTLAR: Mustafa, Delgado / Serkan, Tümer, Lugano
Stat: İnönü - Hakemler: F. Aydınus, M. E. Eyisoy, A. Dedeş