İnşaatçısınız, tarımcı değil

İnşaatçısınız, tarımcı değil
İnşaatçısınız, tarımcı değil

Gerekçeli kararın açıklanmasından sonra Aziz Yıldırım ve diğer sanıklar Yargıtay a temyiz başvurusunda bulunacaklar. Fotoğraf: BÜLENT DORUK/AA

Özel yetkili 16. Ağır Ceza Mahkemesi, şike davasının gerekçeli kararını açıkladı. 672 sayfalık kararda 'gevşek bir örgüt' kurulduğu, inşaatçı sanıkların konuşmalarda 'tarımsal' terimler kullandığı kaydedildi.
Haber: KENAN BAŞARAN - kenan.basaran@radikal.com.tr / Arşivi
FATİH YAĞMUR / Arşivi

İSTANBUL - Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın örgüt, şike ve teşvik suçu eylemlerinden ötürü 6 yıl 3 ay hapis cezası aldığı şike davasının gerekçeli kararı dün açıklandı.
Mehmet Ekinci başkanlığında üye hakimler Hikmet Şen ve Bülent Kınay’dan oluşan özel yetkili 16. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Temmuz’da verdiği kararlarının dayanaklarını 672 sayfalık bir değerlendirmeyle dün kamuoyuna açıkladı. Heyet, büyük bir ticari oyuna dönüşen futbolun boyut değiştirdiğini ünlü yazar Simon Kuper’in “Futbol asla sadece futbol” değildir isimli kitabına atıfta bulunarak yaptı. Kararda ayrıca TBMM’nin şike ve teşvike dair hazırladığı ve Türkiye ’de bu tür eylemlerin olduğu ancak çok azının kanıtlanabildiğine hükmeden 2005 tarihli komisyon raporuna da yer verildi. Heyet, başta Aziz Yıldırım olmak üzere ceza alan kişilerin neden ‘örgüt’le suçlandıklarından hangi maçlarda nasıl şike yaptıklarına kadar hükmünü çok detaylı şekilde anlattı. En az üç kişinin bir araya gelmesinin ‘örgüt’ten söz etmek için yeterli olduğunun vurgulandığı gerekçede, ayrıca örgüt hiyerarşik yapısının ‘gevşek’ de olabileceği, Yargıtay içtihatlarıyla belirtilirken, Yıldırım’ın kurduğu örgütün de bu nitelikte olduğuna hükmedildi. Gerekçede, “Ekşioğlu, neredeyse tüm şike ve teşvik eylemlerini yöneten ve sanık Aziz’in deyimiyle ‘yönetimdeki görünmeyen kahraman’dır. Şampiyonluk sanıkların üstün gayretiyle kazanıldı” değerlendirmesi yapıldı. 

Fenerbahçe örgüt değil
Gerekçede, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün bir örgüt olarak suçlanmadığı buna karşın kulüp içerisinde başını Aziz Yıldırım’ın çektiği ve İlhan Yüksel Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu’nun bilgisi ve rızasıyla yer aldığı; şike ve teşvik suçu işlmek amacıyla kurulan bir örgüt var olduğu anlatılan kararda, bir kısım sanıkların spor kulübünün temsil ettiği büyük toplumsal kitlenin desteğini almaya ve tümüyle kendilerini suçtan kurtarmaya dönük çaba içinde olduğu kaydedildi. Fenerbahçe yönetimindeki tüm yönecilerin örgütün faaliyetlerinden haberdar olmadığı ise Etik Kurul Raporu refaransıyla da anlatıldı. Mahkeme heyeti de iddianameyi hazırlayan savcı Mehmet Berk’in iddia ettiği gibi, Yıldırım’ın bir kez daha şampiyonluğu kaybetmeye tahammüllü olmadığını vurgulayarak, “Sezon ortasında lider Trabzonsporla Fenerbahçe arasındaki puan farkı artınca, Aziz Yıldırım Peker grubuyla ayrı bir oluşuma gitti ve şike süreci başladı” dedi. 

Sahaya yansıma meselesi
Heyet, “Savunmalarda çokça dile getirilen, ‘sahanın içinde şike yoksa dışında da yoktur’, ‘şikenin sahaya yansımamış olması’, gibi sübjektif/göreceli tespitlerin, ceza yargılaması yönüyle bir anlam ifade etmediğinin öncelikle bilinmesi gerekmektedir. Şike suçunun oluşması için faillerin amacına ulaşmaları gerekmez” diyerek, spor yargısıyla arasındaki çizgiyi belirledi. Telefon tapelerinin delil olamayacağı iddiasına ise şu yanıt verildi: “Dosyada sadece telefon görüşmeleri bulunmamaktadır. Şike ve teşvik girişimlerine ilişkin telefon görüşmeleri, buluşmalar ve para nakli söz konusu olup, söz konusu görüşmelerin maç öncesinde vuku bulduğu, bu görüşmelere konu maçların yapıldığı, dolayısıyla telefon görüşmelerine konu olguların dosyada bulunduğu açık ve nettir.” Muhasebe müdürü Tamer Yelkovan’ın Yıldırım’ın talimatıyla Ekşioğlu’na yaptığı ödemelerin neredeyse tamamının şike ve teşvik eylemleriyle eşzamanlı olduğu belirtilerek şöyle denildi: “Sanık İlhan tarafından bu paraların şike ve teşvik anlaşmasının tarafı ya da aracısı olan futbolcu (İbrahim Akın), menajer (Yusuf Turanlı, Fatih Akbaba), yönetim dışı kişilere (Ali Kıratlı) verildiği sabit olduğuna göre, yürütülen faaliyetlerin yönetsel işler almadığı, Aziz Yıldırım konumu itibariyle söz konusu suç örgütünün lideri, sanık İlhan’ın eylemleri organize eden ve lidere en yakın örgüt üyesi sanık olduğu anlaşılmaktadır.” 

‘TFF’ye baskı yapıldı’
Gerekçeli kararda dönemin TFF Başkanı Mahmut Özgener ile yöneticilerinin de Aziz Yıldırım’dan korktuğu ve Yıldırım’ın kendilerine ulaşıp küfür ve tehdit etmesinden korktukları ve de maç sonrasında telefonlarını kapatıklarına dikkat çekildi. Sanıkların, telefon dinlemelere karşı tedbir alırken yaptıkları şifreli konuşmalarda zaman zaman komik duruma düştüğü, Ekşioğlu’nun Gençlerbirliği kalecisi Serdar Kulbilge’nin Trabzonspor maçı öncesi sakatlanması gerektiğini söylerken ‘Türk Edebiyatı’nın önemli sanatlarından olan mecazı’ kullandığı kaydedilerek, “İlhan, şike ve teşvik anlaşması ile futbolu ve futbolcuları sakatlama sanatını icra etmektedir” denildi.
Gerekçeli kararda, ‘ekim yapmak’, ‘inşaat işçisi’, ‘tarla’, ‘mahkeme’ ‘taş ocağı’, ‘proje’, ‘gram’, gibi kavramların da futbol jargonu değil, şike ve teşvik eylemlerinde kullanılan şifreler olduğu anlatılarak şöyle denildi: “Sanık İlhan Ekşioğlu, ‘İnşallah yağmur da yağar her şey ekinler çıkar yani’ diyerek anlaşmaların yapıldığını ve müsabakaların sonucunu beklediklerini söylemektedir. Ancak konuşmanın devamında Aziz Yıldırım’ın, ‘Yalnız bunlar, tabi Trabzon çok şey oldu çok panikteler’ cümlesi ne ile ilgili konuştuklarını göstermekte, konunun tarla olmayıp futbol olduğu herkes tarafından anlaşılabilmektedir.”
Gerekçeli kararda Aziz Yıldırım’ın ‘tarla’ sözünü açıklayamadığı anlatıldı: “Yıldırım savunmasında ‘Tarla bir şeydir, nasıl söyleyeyim, yani maçla ilgili bir şey değil yani. 3 tane tarla var işte, ekinler diyor suya çıktı. Ya kurban kesiyor gidiyor. Her hafta da Eyüp Sultan‘a gidiyordu. Her hafta gidiyor, bizim burada konuşmalar da var ‘hocaya gittik mi, camiye gittik mi, ne yaptın‘, Tamer beye söylüyorum ‘ne yaptın, gittin mi, hallettin mi?’ diyorum. Camiye gidiyor, Eyüp Sultan’a kurban kesmeye. Biz deplasmana gittiğimizde Tamer bey gidiyor, eğer deplasmanda değil içeride ise beraber gidiyoruz, kurban kesiyoruz. Şimdi buradaki konuşmada da yani bu şeyi, tarla işini maçları, tarla maçları sürmek de dilek anlamında kullanıyorduk’ şeklinde tam olarak açıklanamayan ve anlaşılmayan bir beyanda bulundu.” Kararda inşaatçı olan Ekşioğlu’nun ‘tarladaki işçiler’den söz ettiği de hatırlatılıp, “Üstelik şubat ayında ekim yapıldığından söz edilmektedir. Söz konusu konuşmaların bir tarımsal faaliyete ilişkin olmadığı ortadadır” denildi.Gerekçeli kararda 14 Nisan 2011 tarihli Şiddet Yasası’ndan önce şike ve teşvike konu olan maçlardaki eylemler de anlatılmasına karşın, yasadan önce olmasından ötürü sanıkların cezalandırılmadığı vurgulandı. 

Niye Trabzon maçı öncesi?
Gerekçeli kararda, Bursaspor-Trabzonspor maçında Fenerbahçe’nin Gökçek Vederson üzerinden teşvik eylemi gerçekleştirdiği belirtilirken, bu oyuncu ile Ali Yıldırım’ın eski alacakları için görüştüğü iddiasının, söz konusu görüşmenin tam da rakip Trabzonspor maçı öncesine denk gelmesinden ötürü inandırıcı bulunmadığının altı çizildi. Yine Bursasporlu Sercan Yıldırım’ın transfer edilmek istendiği ancak Bursaspor’dan mahkemeye gelen cevapta bu oyuncu için Sarı-Lacivertli kulüpten gelen resmi bir teklifin bulunmadığı vurgulandı.
Trabzonspor-Eskişehirspor maçına teşvik primi verilmesi olayında Ekşioğlu ve Mosturoğlu’nun telefon konuşmasında maça atfen ‘mahkeme’ ifadesini kullandığı ve Mosturoğlu’nun “Dün avukat bütün müvekkilleri toplamış…Hepsi ile tek tek konuşmuş demiş ki davayı bana verirseniz dedim hepiniz kazanırsınız bütün müvekkiller vermeyi kabul etmişler hatta içlerinden yemin edenler olmuş… Avukat çok çok memnun yani olaydan” sözlerini sarfettiği hatırlatıldı. Bu maça dair, Mosturoğlu’nun savcılıktaki, “Ben birileri aracılığıyla Eskişehirspor’a teşvik pirimi gönderildiğini duydum” ifadesine de yer verildi. Fenerbahçe-İstanbul BB maçına dair İbrahim Akın’ın Fahri Tatan ile yaptığı ‘teşvik primi’ konuşmaları vurgulanırken, Akın’ın üzerinde anlaşmaya varılan 100 bin doların 70 binini Etiler Big Chefs Restaurant’ta Yusuf Turanlı’dan aldığı kaydedildi. Karabük-Fenerbahçe maçında Emenike’ye transfer vaadiyle şike teklifinde bulunduğuna hükmedilirken, Trabzonspor-İstanbul BB maçında İbraham Akın’a 50 bin lira teşvik primi verildiği tanık Ahmet Kangı’nın ifadeleri de dayanak gösterilerek anlatıldı. Sivasspor maçında ise ‘İyi 3 dikiş’ ifadesiyle Ahmet Çelebi, Abdullah Başak ve Ali Kıratlı üzerinden üç farklı koldan yürütülen şike eyleminin kastedildiği; Çelebi’nin Mehmet Yıldız’a, Başak’ın Korcan Çelikay’a ve Kıratlı’nın da diğer futbolculara ulaştğı anlatıldı.

Trabzonspor’a delil yok
Trabzonspor cephesinden yargılanan menajer Mithat Halis, Mustafa Sani Şener, Nevzat Şakar ve Sadri Şener hakkında gerek Ankaragücü-Trabzonspor gerekse de Sivasspor-Fenerbahçe maçlarında itham edilen suçlamalara dair ‘yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıtlar elde edilemediği’ için beraat kararı verildiği vurgulandı.

Beşiktaş Akın’ı niye almadı?
Gerekçeli kararda Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı ve teknik direktör Tayfur Havutçu’nun Beşiktaş-İBB Türkiye Kupası Finali’nin hemen öncesinde İbrahim Akın ve İskender Alın’a transfer teklifi yaptığının tespit edildiği belirtilerek, “Adalı savunmasında bu isimlerin belirlendiği dönemde henüz kupada karşılaşacaklarının bile belli olmadığını söylemektedir. Ancak bu savunmanın bir an için gerçek olduğu varsayılsa dahi ilginç olan iki ay bekleyip tam da kupa finali öncesinde bu isimlerin transfer edilmeye çalışılmasıdır. Bir başka ilginç olan yön de, final sonrasında her nedense bu transfer etme arzusu birden yok olmuş adı geçen futbolcular aranıp sorulmamıştır” denildi.

Peker beklendi Mini verildi
Gerekçeli kararda, Sivasspor-Fenerbahçe maçıyla lig bitse de operasyon için yurtdışında bulunan Olgun Peker’in beklendiği vurgulanarak şöyle denildi: “Ayrıca suç örgütünün tüm yönleriyle deşifre edilebilmesi, lig bitiminden sonra şike faaliyetlerinin başarıya ulaşması nedeniyle başta şüpheliler Yusuf Turanlı, Abdullah Başak ve Ali Kıratlı olmak üzere futbolcularla birebir irtibat kuran ve şike faaliyetlerinde etkin olan örgüt elemanlarına yapılacağı anlaşılan ödemelerin ve şahıslar arasındaki örgütsel ilişkinin deşifresi için de şüphelilere yönelik operasyon bekletilmiş, süreç yakından takip edilmiş, şüpheli Abdullah Başak’a şike faaliyetleri karşılığında İlhan Yüksel Ekşioğlu tarafından 04.06.2011 günü Mini-Cooper marka bir araç satın alındığı, aracın örgüt bağlantısının deşifre olmaması adına üçüncü bir şahıs adına tescil ettirildiği belirlenmiştir” denildi.