İstanbul il sınırı dışında geçersizdir

Bu aralar Evropa denilince akan suları durduran, tarihinin en fiyakalı Avrupa sezonunu yaşayan Fenerbahçe'nin Süper Lig'le imtihanında kritik bir dönemeçti Kayserispor maçı.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Bu aralar Evropa denilince akan suları durduran, tarihinin en fiyakalı Avrupa sezonunu yaşayan Fenerbahçe'nin Süper Lig'le imtihanında kritik bir dönemeçti Kayserispor maçı. Kazanmak cihanda olduğu kadar yurtta da yolları asfaltlamak demekti. Ama Kayseri bu ligin tekinsiz ender deplasmanlarından biriydi ve liyakate pabuç bırakmayacak kadar iyiydiler. Nitekim dün akşam ev sahibinin dediği oldu.
6'da Kayseri frikiği açtı oyunu. Fenerbahçe biraz top tutmaya çalışıyor ama Kayseri pusuları daha iyi işletiyordu. Nitekim 10. dakika geçilirken roller tamamen değişmişti. Artık kontracı taraf konuk ekipti, oyunu kuran ise ev sahibi. 7'de ve 10'da Topuz denedi uzaktan. Uyarı atışıydı bunlar. İlk 15 geçilirken oyunda kayda değer tek şey milimle kaldırılan ofsayt bayraklarıydı; ki Kayseri de en çok buna veryansın ediyordu. İkinci 15'e ise golle girdik. Maç başından beri parselasyonunu bir türlü oturtamayan Appiah 17'de sağdan güzel kesti, artık geçici işçi pozisyonundan kadroluya geçen Semih ise bu fırsatı kaçırmadı:
0-1. Matematiğin Fenerbahçe sağlaması tutmuş, yine ilk yarıda, yine erken bir gol bulmuştu Sarı-Lacivertliler. Ama devamı olaylar farklı gelişti...
Mehmet Eren'in vole günü
Golden sonra oyunun ihalesi Kayseri'ye kalmış, yeni bir şeyler inşa etmek onlara düşmüştü. 22'de Iglesias'ın uzattığı ayaktan daha iyisi lazımdı onlara. 23'te Gökhan'ın sağdan, 24'te Fatih'in soldan ceza sahası bindirmesi gibi mesela. Nitekim hızla vites yükseltti Sarı-Kırmızılılar. Baskı elle tutulur bir hal almıştı. Bir pozisyonda ofsayt bayrağı üçüncü kez falsolu kalkınca sinirlendiler haklı olarak. 28'de Edu kırmızıyı görünce biraz olsun teselli oldular. Artık aritmetik üstünlükleri de vardı ve gafil avlanmanın tam zamanıydı.
Ama işte maç tam da bu anda kısa bir süreliğine raydan çıktı. Bir anda sakatlıklar ve gerginlik patladı. Iglesias ve Deniz kazazede olmuş, fizik tempo yerini sinir tempoya bırakmıştı. Oyun yeniden başladığında en az beş dakikalık 'görev zararı' ve karşılıklı iki personel değişikliği vardı: Mehmet Eren ve Yasin. Ki birincisi maçın kaderini değiştirdi... 38'de Fatih'in volesini Volkan çıkarınca yeniden oyuna dönmüş olduk. Kriminal raporlarla değil oyunla ilgilenmenin ödülü ise çabuk geldi. 43'te Topuz'un 'nokta ortası'nda Mehmet Eren voleye iyi yattı : 1-1. Aslında bu baskıdan ikinci bir rekolte de alabilirdi Kayseri, -arkaya atılan her top tehditkârdı- gel gör ki devre yetmedi.
İkinci devre çekingen bir tonda başladı. İki taraf da öncelikle savunma vidalarını sıkıştırmıştı. 57'de Roberto Carlos'un mesafesi tanımlanamayan şutu bile pek kıpırdanma yaratmadı. Oyun tam bekleme moduna alınacaktı ki, Ragıp 62'de ofsayt çizgisinin ardına enfes kaçırdı Mehmet Eren'i,
o da yine bir voleyle bitirdi işi: 2-1. Artık pupa yelken giden Kayseri'ydi. Skorda da, oyunda da bir eksik oynayan Fenerbahçe için dengeyi yeniden sağlamak ancak ekstraya çıkacak birileriyle olabilirdi. Lakin kumanda merkezinde Alex yokken bu çok zordu. Tersine akla yatırım yapan artık Kayseri'ydi. Oyunu dengeli ve kontrol altında tuttular, sonunu da -bir Roberto frikiği dışında- kazasız bağladılar. Ligin değerini artıran bu tip takımların devamının gelmesi dileğiyle.