İşte Avrasya Maratonu birincisi

İşte Avrasya Maratonu birincisi
İşte Avrasya Maratonu birincisi

Fotoğraf: Yiğit Danacı

34. Vodafone İstanbul Avrasya Maratonu'nda Kenyalı atlet Stephan Chebogut, 2.11.07'lik derecesiyle birinci oldu.

Boğaziçi Köprüsü'nden başlayıp Sultanahmet Meydanı'nda sona eren 42 kilometre 195 metrelik yarışta Stephan Chebogut, 2 saat 11 dakika 5 saniyelik derecesiyle birinci olurken, Kiprotich Yegon 2.15.35'lik derecesi ile ikinci, Evans Kiplagat da 2.16.43'lük derecesi ile üçüncü sırayı elde etti.

Türk atletlerden Ali Haydar Tekgöz, 2.26.01'lik derecesiyle yarışı sekizinci sırada tamamladı. Veysi Aslan, 2.28.01 ile dokuzuncu, Mehmet Çağlayan ise 2.29.55 ile onuncu oldu.

Kadınlar maratonda ise Etiyopyalı atlet Koren Jelela Yal, 2 saat 28 dakika 6 saniyelik derecesiyle birinciliği elde ederken, aynı ülkeden Amane Gobena, 2.28.38 ile ikinci, Türk atlet Sultan Haydar ise 2.29.41 ile üçüncü sırayı aldı. Ümmü Kiraz ise 2.36.15'lik derecesiyle beşinci oldu.
Tekerlekli sandalye kategorisinde erkeklerde Taylandlı Prasopchoke Klunnge, 1.54.59 ile birinci oldu. Ömer Cantay, 2.27.53 ile ikinci, Semih Görkem Kıyar ise 2.48.48 ile üçüncü oldu.

Kadınlarda ise Zübeyde Süpürgeci, 2.55.42'lik derecesiyle varış noktasına ilk sırada geldi. Bu kategoride Hamide Kurt, 2.56.58 ile ikinci, Maşide Cesur ise 3.07.02 ile üçüncü oldu.

Boğaziçi Köprüsü'nden start alıp Sultanahmet Meydanı'nda sona eren 15 Kilometre Koşu'da erkeklerde Etiyopyalı Biruk Demiye 43 dakika 57 saniyelik derecesiyle birinci oldu. Aynı ülkeden Birhan Nebebew Tesfaye 43.59'luk derecesiyle ikinci, Kenya'dan Vectar Kirui ise 44.37'lik zamanıyla üçüncü sırayı aldı. Erkeklerde Türkiye adına yarışan Mert Girmalegesse ise 45.24'lük zamanıyla 4. oldu.

15 Kilometre Koşu'yu kadınlarda Etiyopya'dan Seboka Seyfu, 48 dakika 38 saniyelik derecesiyle kazanırken, ikinci ve üçüncü sıraları Türk sporcular elde etti. Seyfu'nun ardından Elvan Abeylegesse 49.29'luk zamanıyla ikinci, Türkan Özata ise 51.22'lik derecesiyle üçüncü oldu.

Boğaziçi Köprüsü'nden startı verilen ve Tophane'de sona eren 8 Kilometre Koşu'da Türkiye'den Furkan Aksuoğlu, 32 dakika 27 saniyelik zamanıyla ilk sırayı aldı. İkinciliği 33.31'lik derecesiyle Hollanda'dan Frenken Crifven, üçüncülüğü de 34.26'lık derecesiyle Fransa'Dan Olivier Perret elde etti. Kadınlarda ise ilk sırayı Bulgar sporcu Veneta Cholakova 40 dakika 18 saniyelik zamanıyla aldı. Cholakova'nın ardından ikinci sırayı 40.13'lük derecesiyle Fransa'dan Danielle Croset, üçüncü sırayı da Bulgaristan'dan Stanislava Kara elde etti.

Maraton ve 15 Kilometre Koşu'nun bitiş noktasında bazı sporcular fenalaştı ve baygınlık geçirdi. Sağlık ekipleri, bitiş noktasında sporculara ilk müdahaleyi yaptı. Durumu ağır olanlar ise ambulansla hastaneye gönderildi.

İSTANBULLU’NUN KÖPRÜ KEYFİ
Vodafone İstanbul Avrasya Maratonu'nun Halk koşusu kısmı renkli görüntülere sahne oldu. Aynı anda binlerce kişinin doldurduğu Boğaziçi Köprüsü kırmızıya boyandı.

Havadan çekilen görüntülerde köprünün her iki yönü de vatandaşlar tarafından dolduruldu. Halk koşusuna katılanlara dağıtılan Türk Bayrakları sayesinde Köprü üzerinde Kırmızı renk hakim oldu. Havadan çekilen görüntülerde Al Bayrağın kırmızısı kendini gösterdi.

dha

HABER YORUM / İBRAHİM KOÇYİĞİT

İki senedir Avrasya’da halk koşusuna katılıp izlenim yazıyordum. Bu sefer göbeğime inat 15km koşayım dedim. Dört aylık antrenman sürecinde bambaşka biri olup çıktım.


Dört ay önce, sekiz kilo fazlası olan ve futbol maçlarında 5’inci dakikada kesilmeye başlayan biriydim; yarın Vodafone İstanbul Avrasya Maratonu’nda 15km koşacağım. Bu dört ayda sadece fiziksel olarak değil, ruhen de ‘form tuttum.’ Hayatımın en sancılı, en keyifli ve en öğretici dört ayına dair bu yazı, ‘O pas öyle mi atılır’cı spor gazetecilerinden birinin, en iyi derecelerini dünya rekoruyla eş tutan bir koşucuya dönüşme öyküsü...

Laf değil, hakikaten en sancılı dört aydı. Böyle bir yükün altından tek başıma kalkamayacağımı bildiğimden, Olimpiyat 6.’lığı yaşamış Ebru Kavaklıoğlu ve bu yaz 5.000 metrede Olimpiyat koşan ilk Türkiye doğumlu kadın atlet olan sporcusu Dudu Karakaya’dan yardım istedim. Dudu’dan 16 Temmuz’da gelen ilk talimatta ‘25 dakika tempolu yürüyüş’ yazıyordu. O gün de; ilk 5, 10 ve 13 kilometrelerimi koştuğum günlerde de buz torbam en değerli varlığım oldu. Yoruldum, terledim, sakatlandım, bazı geceler ağrıdan uyuyamadım. Koşacağımı herkese söylediğimden, Avrasya’ya katılmamak için ayağımı kırmak bile aklımdan geçti. Ama hissettiğim her sancı, hedefe ilerlediğimi her gördüğümde keyfe dönüştü.

Gerçekten de en keyifli dört ayımdı. Koştuğum her en iyi derece, serotoninle dolup taşmamı sağladı. Yağmur altında 10km koşmak, tartıya çıkıp ‘yeni kilomu’ görünce göbek atmak, koşmaya gönül vermiş insanlarla sohbet etmek ve karşı istikametten gelen her koşucuyla selamlaşabileceğimi görmek güzeldi. Sosyalleşme havasında olmadığımda ise, İstanbul gibi bir metropolde düşüncelerimle yalnız kalabilme lüksüne sahip olduğumu bilmek daha da güzeldi.

Koşarken öğrendiklerim
Bu kişisel duyguların haricinde, bir de ‘koşarken öğrendiklerim’ var. İlk defa sporla ilgili bir konuda ahkâm kesen değil, hakkında ahkâm kesilen olmak çok acayipti. Bağış Erten’in “Türkiye’de bir kanal bir hafta kalp ameliyatı yayınlasın, insanlar ‘O neşter oraya mı vurulur’ demeye başlar” tespiti ne kadar doğruymuş meğer. 5km’yi bitirdikten sonra 1km tempolu yürüyerek laktik asitten kurtulurken, ‘5 koşuyorsun da son kilometreyi mi koşamıyorsun’lar mı duymadım, taktik niyetine anlatılan askerlik anıları mı...

Yarış tecrübesi olsun diye katıldığım ve en iyi derecemi koştuğum Run İstanbul’dan sonra ‘Dereceyi boşver, kaçıncı oldun’lar da duydum, sadece iki ayda ulaştığım dereceleri elinde kıyas yapabileceği bir veri olmamasına rağmen beğenmeyenler de... 15km koşacağımı söylediğimde neden ilk tepki ‘Başarılar’ değil de ‘O göbekle biraz zor’ oluyordu hep, bir türlü çözemedim. Tüm bu sözler canımı acıtmıyormuş da beni sadece motive ediyormuş gibi yaptım. “Acaba benim kestiğim ahkâmlar da bugüne kadar bir sporcunun canını acıtmış mıdır” diye düşündüm bir de...

Hasılı, son dört ayda hem daha azimli ve sabırlı, hem de daha kırılgan biri oldum. Artık büyük gün geldi çattı. Yarın Avrasya’daki hedefim 15km’yi hiç yürümeden bitirip, Radikal Spor Servisi’ni hakkıyla temsil edebilmek! Bu süreçte bana destek olan Ebru Kavaklıoğlu ve Dudu Karakaya’nın verdikleri tüyoları yarın bu sayfalarda okuyabilirsiniz. Yarışın nasıl geçtiğini ise pazartesi günü yine Radikal’de bulacaksınız.

‘Tüyo vereyim mi abi?’
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma meselesinde herkesin art niyetli davranmadığına ayrı bir parantez açmak gerek. Bazen hakikaten de insanlar yardım etmek istiyor. Uzman olmadıklarını unutmaları bir yana, böyleleri en azından kırıcı olmuyor. Mesela idmana gidip gelirken muhabbet kurduğum, konuşmayı ‘fazlasıyla’ seven bir güvenlik görevlisi bir keresinde tüm iyi niyetiyle yanıma yaklaştı: “Abi” dedi, “sana bir tüyo vereyim. Diyelim 10 koşacaksın. Ağzına bir yudum su al, ama yutma. 5 koş. Sonra yut. Sonra da kalanı koş.” Bunun ne işe yarayacağını sordum, “Bilmiyorum. Komutan bana böyle yaptırıyordu” dedi. Muhtemelen komutanın çok konuşmasın diye bulduğu çözüm, benim Avrasya taktiğim olacaktı neredeyse!