Kadro değişir Kartal aynı kalır

Maçın değil, güneşin kırılma anı 19.04... Elbette ki bizlerin yer aldığı bölümde.. Güneşin batışı keyif verir. Ama İnönü'de bunun adı ızdırap. Karşılaşmanın kaderini Ramadan mı değiştirdi ya da bu maçın kırılma anı mı derseniz tartışılır. Önce Beşiktaş'ın analizi gerekli.
Haber: ASENA ÖZKAN / Arşivi

Maçın değil, güneşin kırılma anı 19.04... Elbette ki bizlerin yer aldığı bölümde.. Güneşin batışı keyif verir. Ama İnönü'de bunun adı ızdırap. Karşılaşmanın kaderini Ramadan mı değiştirdi ya da bu maçın kırılma anı mı derseniz tartışılır. Önce Beşiktaş'ın analizi gerekli.
İlk resmi maçını oynayan Emre Aşık savunmanın sağ kanadında tanımlama yerindeyse 'konu mankeni' oldu. Zira Cordoba'nın elinden ve ayağından çıkan topların büyük bölümü Ronaldo'ya gidiyor. Bir başka anlatım şekliyle Beşiktaş kalesinden başlayan atağa yön veren isim Ronaldo. O da ayağına topu alır almaz istem dışı olsa gerek, Zago'ya bakıyor ve topu ona gönderiyor. Bunu yapmakta haklı, uzun süredir bir arada, üstelik çoğu kez hatasız oynuyorlar. İşte bu nedenle atakların büyük kısmı sol kanattan geldi. Ankaragücü bunu karşılayabildi mi? Hakan Kutlu ve Axel çoğu kez kesmeyi becerdi Beşiktaş'ın sol kanattan gelen ataklarını. Sağ kanattan yapılan ataklarda ise Emre yine sistem dışıydı. Bunun nedeni de topu sağ kanada yönlendirenin Beşiktaş orta sahası olmasıydı. Emre de böylece ilk resmi maçında alan savunması yapmak zorunda kaldı. Ronaldo bir ara oyunun başında bunun farkına vardı ve topu bir-iki kez Emre'ye yönlendirdi. Emre de çekimser davranıp Cordoba'yla oynamayı tercih etti.
Tümer yeterli değildi
Orta alanda İbrahim hem hızlı, hem istekliydi. Çok çalıştı. Kaan'ı ondan ayıran en büyük özellik ise navigasyon üstünlüğüdür. Kaan'ın ortaları çoğu kez yerine ulaştı. Tayfur, Giunti 'sıradan' oynadılar. Tümer attığı penaltı golüne karşın, iki isabetsiz şutuyla şaşırttı. Aslında şaşırtmaması gerekli. Çünkü Tümer son derece sıradan bir oyuncu. Ne yaratıcılığı ne de istikrarlı bir performansı var. Sanıyorum bizler gözümüzde fazlaca büyüttük. İleriye gelmek istemiyorum. Ahmet Dursun'un görevi savunmaları hırpalamak değil, gol atmak. Ahmet Hassan ile henüz yeterince senkron tutturamadı. Birlikte koşmadılar. Çünkü Ahmet Dursun ileride tek başına havadan inecek topları bekledi. Gelmeyince de top alabilmek ve pozisyona girebilmek için didindi..
Şimdi; 8. dakikada İbrahim Üzülmez kaleci Zafer ile karşı karşıya kaldığında çabuk karar verebilseydi, 11. dakikada kalesine terkeden Oscar Cordoba üzerine gelen topu yakalayamasaydı, kuşku yok ki çok daha çekişmeli bir 90 dakika izlerdik. Ya da yeni transfer Ahmet Hassan 13. dakikadaki yarım volesi kale direğinde patlamasıydı.
Ama hepsinden önemlisi Smeets'in neden olduğu penaltı. Karşılaşmanın hakemi Mustafa Çulcu aynı kararı Beşiktaş'ın aleyhine verebilir miydi? Tartışılması gereken bu. Önce penaltıya neden olan, ardından da Giunti'yi gırtlağından iten Ramazan'ın kırmızı kartla oyun dışında kalması Beşiktaş'ı hareketlendirir yanılgısına düştüm.
10 kişi kaldıktan sonra
10 kişi kalan Ankaragücü, Beşiktaş'ın iştahını açmadı. Penaltıdan golü attılar ve yattılar. Ta ki, Sergen oyuna girene kadar. Tümer'in yerini alan Sergen ile Ahmet Dursun'un görevini üstlenen genç Sinan oyuna hareketlilik getirdi. Ahmet Hassan da Lucescu'yu haklı çıkardı. Sanıyorum Beşiktaş'ı biraz yedek kulübesinden izleyip, takım arkadaşlarının koşu yollarını, zamanlamalarını öğrenmesi gerekiyor. Ankaragücü'nü zor bir sezon bekliyor. Hem forvet, hem orta alanları sorunlu. Ancak sıcağı göz ardı etmemeliyiz. Bizler oturduğumuz yerde sırılsıklam olurken, onların sahadaki performanslarına saygı duymak zorundayız. Kimisi iyi oynar, kimisi kötü. Gerçek şu ki, hepsi alkışı hak ediyor. Sergen ikinci, Sinan üçüncü golü kaydetti. Lucescu kulübede haklı bir onur yaşadı. Bu adam bu işi iyi biliyor.