'Kalemizde Oğuzhan olsaydı'

Kadere bak... Geçen hafta spor sayfalarının manşetlerini süsleyen başlıca konu Recep Biler'in performansıydı.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Kadere bak... Geçen hafta spor sayfalarının manşetlerini süsleyen başlıca konu Recep Biler'in performansıydı. Fenerbahçe'nin her daim lig yarışında bulunmasını, kendi taraftarlıklarının dışında, satma gayesi gibi bir bilinçaltı refleksiyle de isteyen yazılı ve görsel basın, genç kaleciye vurdukça vurdu. Bir hafta sonrası... Sarı-Lacivertliler, konuk oldukları bir başka Sarı-Lacivertli takım karşısında, bu kez geçen hafta çalışamadıkları yerden gelen soruları cevapladılar ve sınavı geçtiler. Ankaragücü'nün genç eldiveni Oğuzhan, gereken konukseverliği gösterdi ve (belki, son goldeki hatası tartışılabilir) Fenerbahçe'nin, Ankara deplasmanından üzülmeden ayrılmasını sağladı. Hatırlanacağı gibi Fenerbahçe
teknik direktörü Christoph Daum, hafta içinde Beşiktaş maçına istinaden
'Cordoba bizde olsa, maçı 4-0 alırdık' şeklinde bir demeç vermişti. Sesini bir duyanın olduğunu, dünkü bütün spor sayfaları gösteriyor. Yaşananların Türkçe meali de şöyle bir şey olmalı: Evet, sizde Cordoba yok ama Ankaragücü'nde Oğuzhan var...
Uçlarda yaşayan Terim
Fatih Terim'i Türk futbolunda vazgeçilmez yapan özelliklerin başında istikrarı geliyordu; dört yıl üst üste bir takımı şampiyon yapmak, UEFA Kupası'nı kucaklamak ve bir de Türkiye'yi ilk kez Avrupa Şampiyonası finallerine taşımak... İtalya sonrası yeniden Galatasaray'a dönen Terim, bu yeni süreçte de en çok 'uçlarda yaşamak'la anılacak herhalde. Gerçi geçen yılki karnesine bakıldığında ulaştığı en uç nokta, Moskova'da Lokomotif'i 2-0 yenmek olmuştu. Deplasmanda ezip geçtiği takıma Ali Sami Yen'de 2-1'le boyun eğmek, 'uç beyliği'nin temel göstergesiydi. Bu yılki performansın en bariz kanıtı da, Westfalen'de Juventus'u 2-0'la geçip Güngören'den 3-1'lik mağlubiyetle ayrılmak oldu. Bu uçun en açık olacağı nokta ise yarın San Sebastian'da Real Sociedad'ı mağlup edip, ikinci turun kapısını aralamak olacak. Ama, Terim'in böylesi bir sınav için gittiği
İspanya'dan, son olarak eli boş döndüğünü biliyoruz. Hatırlayalım: Galatasaray, 9 Aralık 1998'de grubun dönüm maçında San Mames'yi hüzünle terketmişti. Athletic Bilbao, Guerrero'nun 43. dakikada attığı golle, Terim ve öğrencilerini üzmüştü.
Beşiktaş bir ilkin peşinde
Yattığı yerden kazanan Beşiktaş'a gelince; bugün Schalke Arena'da tarihinin
en önemli mücadelesine çıkacaklar. Mircea Lucescu, kendi Şampiyonlar Ligi tarihinde Galatasaray'la iki kez ikinci tur sevincini yaşamıştı. Ama onun döneminde ikinci tur serüveni lig usulü oynuyordu, dolasıyla Beşiktaş, bugün sahadan mutlu ayrılırsa hem Rumen teknik direktör, hem de Siyah-Beyazlılar 'bir ilke' imza atacak. Kartal, Arena'daki sınava Adanaspor provasıyla hazırlandı. Aynı zamanda 15. haftanın 'açılış maçı' özelliğini taşıyan maçta Siyah-Beyazlılar genel olarak lâubaliydi. Nitekim Sergen Yalçın da lâubali bir vuruş yaptı ama yine de vuruşu kaleyi buldu ve Beşiktaş, 'formalite'yi kazasız belasız atlattı.
Haftanın en dikkat çekici notu kuşkusuz Denizlispor'a aitti. Horoz, bu sezon eksik ötüşlerini gideriyor. Önce 19 yıl sonra Galatasaray'ı yenmeyi başardılar, sonra da bu hafta üçüncülüğe kadar uzandılar. Geçen yıldan kalan UEFA tecrübeleri, onları olası bir Şampiyonlar Ligi serüvenine hazırlıyor galiba.
Ayna ayna söyle bana...
Ve bize özgü bir dokunuş... Dün ajanslara düşen bir haber vardı: "İkinci Lig B Kategorisi karşılaşmasında Karagümrük Kyoto ile Sidespor arasında yapılan ve İstanbul ekibinin 2-1 kazandığı karşılaşmada, dünyanın hiçbir yerinde örneği görülemeyecek bir olay yaşandı ve karşılaşmanın sonucunu
'dev bir ayna' belirledi. Karagümrük Kyoto'nun cezası nedeniyle 16 Kasım'da seyircisiz oynanan karşılaşmada, Vefa Stadı'nın hemen yanındaki apartmana dev bir boy aynası çıkaran taraftarlar, maçın ikinci yarısı boyunca bu aynadan güneş ışığını Sidespor Kalecisi Erdinç Şimşek'in gözüne tuttular. Karşılaşmanın hakemi Polat Mersin ve gözlemcisi Turgut Odabaş olayı federasyona rapor edip bildirirken, Karagümrük Kyoto 1-1 devam eden karşılaşmanın 85. dakikasında Aziz'in ayağından kazandığı golle karşılaşmadan 2-1 galip ayrıldı."
Haber şöyle devam ediyor: "Karşılaşmanın devre arasında hakem Polat Mersin ve gözlemci Turgut Odabaş polisten dev aynanın kaldırılmasını isterken, güvenlik kuvvetlerinin görev alanlarına girmediği gerekçesiyle müdahalede bulunmadığı ortaya çıktı. Karşılaşmanın sonucu ile ilgili kararı Futbol Federasyonu'nun vereceği öğrenildi."
İşte size yeni bir tartışma. Tıpkı 'çizgi üstü ceza sahasına dahil midir, değil midir' türü yeni bir kafa karıştırma vesilesi. Ortada, 'yetki alanı' dışından gelen bir etki var, dolayısıyla kanuni bir cezalandırma meseleyi çözemiyor. Olayı bir tek etik açıdan masaya yatırabiliriz. O da bizde var mı; tartışılır...