Kartal, Kanarya ve Horoz

Biraz kuş terminolojisi gibi oldu ama yiğit namıyla alınır derler ya, işte ondan... Ertelenmiş derbinin muzaffer kumandanı Lucescu, Fenerbahçe'i yenmekle şampiyon olmadıklarının altını çizerken, yine tecrübesini konuşturdu.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Biraz kuş terminolojisi gibi oldu ama yiğit namıyla alınır derler ya, işte ondan... Ertelenmiş derbinin muzaffer kumandanı Lucescu, Fenerbahçe'i yenmekle şampiyon olmadıklarının altını çizerken, yine tecrübesini konuşturdu. Aradaki puan farkının dokuza çıkmasına rağmen Kanaryalar'ın çiçeği burnunda, takım elbise yasaklı çalıştırıcısı Oğuz Çetin'e göre de ortada kaybedilmiş bir savaş değil, yenilgiyle çıkılmış bir çatışma vardı.
Günah keçisinin adının Fatih Akyel olmasına oy birliğiyle karar verilmedi. Fenerbahçe adına konuşanların dışında ekran hakemlerinden biri de 'artık böyle adamın üstüne basmalara kart gösterilmiyor' hükmünü verdi. Olan Fatih Akyel'e olurken, eski Galatasaraylı savunucu, bu sezon üçüncü kez kart cezasına uğradı. Birikmiş 25 bin dolar ağır para cezasına bir 50 bin yeşilin daha ekleneceği dillendi. Yenilgi sonrasında, Sarı-Lacivertli yönetimin, mağlubiyete rağmen güzel futbol oynadıkları için takıma 100 bin dolar ikramiye dağıtacağı da söylentiler arasında... Böylece eskiden alıştığımız 'onurlu yenilgiler' serisine bir de 'ödüllü mağlubiyet' eklenecek. Arkadaşları, 16'da ihraç edilen Fatih Akyel'in toplam 75 bin dolarlık cezasını belki bu ödülden karşılar.
Unvana 16 maç kaldı
Yenilmezliğini sürdüren Kara Kartallar'da ise 10 biner dolarlık ödül katlandı. Kulübede kalanlarla forma giyemeyenlerin ikramiye durumları karışık. 20 bin dolar az para değil ama 35 milyar lirayı bazı kramponlar maç başına istifliyor zaten. Lucescu'nun, 1991-92 sezonundaki 'namağlup' şampiyonluğu yakalamasına sadece 16 maç kaldı. O sezon ligde 16 takım olduğundan, üçlemenin son mevsiminde Siyah-Beyazlılar 7 eşitliğe 23 galibiyet ekleyerek 76 puanla Kanaryalar'ın 5 puan önünde şampiyonluğu kucaklamıştı. Toplam 30 karşılaşmanın oynandığı göz önüne alındığında kurnaz tilkinin talebeleri bu kez fazladan dört maç oynayarak rekoru egale ederek tarihe gömebilir.
Galatasaray'ın da benzer bir 'namağlup'luğu var. Cim Bom'lar, 1985-86'da yenilmeden aslanlar gibi ikinci olurken, Beşiktaş, iki kez mağlubiyet şerbetini tatmasına rağmen, hesap kesiminde averajla gülen takım olmuştu. Galibiyete iki puan verilen sistemin sondan bir önceki mevsimindeki final tablosu, üç puana göre yeniden düzenlendiğinde Siyah-Beyazlılar'ın 78 puanla, Sarı-Kırmızılılar'a 2 sayı fark atacağı da muhasebe kayıtlarında yer almaktadır. Demek neymiş? Sadece yenilmemek yetmezmiş, galip gelmek de lazımmış! Siyah-Beyazlılar sık sık yaptıkları 'namağlubiyet terminatorluğu'nu pazar akşamı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda bir kez daha tekrarlarken, Aslanlar'dan sonra, Kanaryalar'ı da yine ev zaafiyetine soktu. Soktu ama deplasmanda da olsa alınan sonuçta üç puandı.
Horoz'un altı puanlık ötüşü
Başlığımızın üçüncü tür kuşunun haftası ise tam 6 puanlık hasılatla noktalandı. Denizlispor 18 puanla 12. basamaktan başladığı haftayı, iki karşılaşmada cebine koyduğu 6 puan sonucunda dört sıra birden yükselerek 8'incilikle tamamladı. Rıza Çalımbay'ın elemanları 28 Ocak Salı günü oynadıkları ilk ertelemede, Ankaragücü'nü Ersen Martin ve Mustafa Özkan'ın golleriyle 2-1 hakladı. Pazar günü yine evlerinde ağırladıkları ligin dişli ekiplerinden Gaziantep'i de 1-0'la uğurlarken yine sayıyı bulan Ersen, bundan böyle 'Aston Martin'liğe terfi etmeye hak kazandı.
Horozlar, cuma akşamı Mecidiyeköy'de Cimbom'la rövanşa geliyor. 16 ağustosta oynanan ilk maçı Galatasaray 3-1 kazanırken, özellikle 85 ile 88. dakikalar arasında gelen üç gol (85 Arif, 87 Muhammed Sarr ve 88 Mustafa Özkan), tribünlerin adrenalini ziyadesiyle yükseltmişti. Yine de, daha önce de ifade ettiğim gibi o karşılaşmayı golleriyle değil konukseverliğin zirveye çıktığı maç olarak hatırlıyorum.
Denizlilerin, dünya üçüncülüğünden yeni dönmüş sayılan Galatasaraylıları, milli olsun olmasın, tek tek çağırarak alkışlamaları unutulur gibi değildi. Ne demiş kızılderili Sioux reisi, "Her şey geçer, dağlar kalır..." Bence eklemek gerek: "Dağlar da geçer, sevgi kalır..." Kalsa, keşke!