Kartal üçlü çekmeyi seviyor

Değil bu havada futbol, tavla oynamak bile ürkütür. Bu sıcakta futbol, var olma teorisiyle çelişir.
Haber: ASENA ÖZKAN / Arşivi

Değil bu havada futbol, tavla oynamak bile ürkütür. Bu sıcakta futbol, var olma teorisiyle çelişir. Antrenmansız biri sahayı boylamasına iki kez koşsun, bayılacağına dair iddiaya girerim. Bu nedenle de oyun değil, skor önemli bu maçta... Futbolcuları hiçbir şekilde yermemek gerekir. Ayrıca ben korkuyorum! İçlerinden bir tanesi 'oturduğun yerden yazmak kolay, gel burada iki kez topa vur' derse ne yaparım ben? Neyse ki yakan, bunaltan güneş battı. PAF takımlarının zavallı oyuncuları!
Luce'nun, Ahmet Dursun'suz başlamasını yadırgamadım ancak, hem Zago hem de Tümer'in yedek kulübesinde olması düşündürdü. Rumen teknik adam bu durumu "Herkes hazır olmalı" şeklinde açıklasa da, belleklerde soru işareti oluştu. Lucescu'nun oyuncu seçimleri ile ilgili eleştirileri okurken güldüğüne eminim. Adam kimi nerede oynatırsa oynatsın, randıman almayı başarıyor. Beşiktaş'ın futbolcuları piyon, fil, kale, şeklinde sıralanıyor, Lucescu da hamleleri yapıyor. Ama...
Kaan'ın Beşiktaş'ı öne geçirdiği golün dakikasına kadar Denizlispor'un iki mutlak pozisyonu hovardaca harcadığının altını çizelim. 'Haticeye değil neticeye bak' diyecek olursanız da şunları söyleyelim; Sahaya 4-4-2 düzeninde yayılan ev sahibi ekipte Timuçin adında öylesine istikrarlı bir futbolcu var ki, tek başına oyunun kaderini belirleme yetisine sahip. Timuçin dün gece kusursuz performans sergiledi. Ancak sol kanattan taşıyıp getirdiği topları dağlara, kırlara, bayırlara yollayanlar Mustafa Keçeli ile Ömer oldu. Karşılaşma golsüz devam ederken Mustafa iki kez Cordoba ile karşı karşıya kaldı ve çerçeveyi dahi tutturamadı. Dedik ya çok sıcak!
Sergen ve Tümer'siz dönem
Sergen Yalçın ve Tümer'siz ilk yarıda 'dağıtıcı' görevini Pancu ile Giunti üstlendi. Denizlispor defansının 'ofsayt' diyerek duraksadığı anda İtalyan futbolcu akıl dolu pasla Kaan'ı kaçırdı ve Beşiktaş öne geçti. İbrahim'in ortasının devamında gelen ikinci gol ise Siyah - Beyazlı ekip için şans, ev sahibi takım içinse şanssızlıktı doğal olarak. Fark ikiye çıkınca Denizlispor yandaşları agresifleşti. Bunda en büyük pay da, kuşkusuz hakem Selçuk Dereli'nin her kararına itiraz eden Denizlisporlu futbolculardaydı. Yandaş grubunun sinirini anlamak olası da, şeref tribünün buna eşlik etmesi biraz ayıp oldu. Hele hele dokunulmazlık zırhına sahip CHP Milletvekili Haşim Oral'ın yaptıkları inanılmaz boyuttaydı.
İkinci yarıda ne değişti? Ev sahibi Denizlispor golü daha fazla düşünmek için savunmayı üçe indirdi. Giray Bulak, orta alanı kalabalık tutup gol ve de goller bulmayı planlarken Ahmet Hassan'ın yerini alan Sergen skoru 3-0'a taşıdı. Tecrübeli futbolcu, attığı golün ardından da Mircea Lucescu'nun yanına gidip uzun uzun güldü. Rumen teknik adamın, ona yanıtı da farklı olmadı. Ronaldo yerini Zago'ya, Pancu da Ahmet Dursun'a bıraktı. Bu sırada su şişesini atan da tam isabet sağladı. Hakem Selçuk Dereli kafasında patlayan su şişesinin ardından üçüncü anonsu yaptırdı. Bunun ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Acaba, 'Siz hâlâ maçları demir kafeste mi izliyorsunuz' pankartı açan Denizlispor yandaşı neler olacağını biliyor mu? Sorun kafeste diğil, kafesin içindeki beyinlerde.
Önce Ahmet Hassan... Bir maçta adamı nasıl da yüceltip göklere çıkarttım. Ne yaptım ben? Beklemeli, görmeli, sonra yazmalıydım. Ya Sinan? Daha çok genç, epeyce zamana gereksinimi var. Sabır gerekli onun Beşiktaş'ı sırtlayacak golcü olacağı günü beklerken. Peki aynı sabrı Ahmet Dursun'a neden gösteremiyorum? Öylesine hızlı, öylesine hazır ki, sıradan değil, kusursuz bir golcü olması gerekli. Ama o futbola da, sahadaki oyuna da
nedense konsantre olamıyor. Bir sorunu mu var? Beşiktaş yönetimi profesyonel bir destek ile bunu çözümlemeyi düşünmüyor mu, merak ediyorum.
Ve Beşiktaş'ta önümüzdeki günlerde Pancu sorunu yaşanması kaçınılmaz.
İsteksiz, moralsiz, mutsuz.
Kritik son dakikalar
Denizlispor, yazının başında da belirttiğim gibi oyunun ilk on dakikalık bölümünde bulduğu pozisyonlardan birisini gole çevirebilseydi Beşiktaş'ı zorlayacak belki puan ya da puanların sahibi olacak. Ama onlar golleri
'sona saklamıştı'. Büyük takım olmak için önce büyük düşünmek gerekiyor. Futbolcuların bireysel yeteneklerinin sınırlı olmasının ardına, hiç kimse sığınmasın. Zira bu takım oyunu. Zaten attıkları ilk gol de penaltıdan geldi. Emre Aşık'ın ceza alanı dışı diyebileceğimiz bir yerden Coşkun'a dokunmasını hakem penaltı olarak değerlendirdi. İsmet'in vuruşu ev sahibine hırs ve umut kazandırmıştı. Ama dakikalar hızla tükenmekte, son düdük çalmak üzereydi ki Siyah - Beyazlı oyuncuların hatasını affetmeyen Krotochvil farkı bire indirdi. Bu dakikadan sonra merak edilen soru ise şuydu: Dün Denizli Atatürk Stadı'nda Beşiktaş'ın yediği ikinci golden sonra bir on dakika daha olsaydı, Siyah-Beyazlıların hali nice olurdu acaba? Ama futbol 'olsalar'la olmuyor. Ve sonuçta Beşiktaş dört maçta 12 puanı aldı. Mircea Lucescu da, herkesle dalgasını geçti.