Kartal'dan yine bir 'Antalya dörtlemesi'

Klose gibi, Borowski gibi, Mertesacker gibi, Torsten Frings gibi daha geçen haziran ayında ekranların başında Dünya Kupası'nda izlediğimiz, daha bir ay öncesine kadar Şampiyonlar Ligi'nin en heyecanlı ve acımasız grubunda Barcelona ve Chelsea...
Haber: BANU K. YELKOVAN / Arşivi

Beşiktaş-W. Bremen: 0-4
STAT: WOW Futbol Center
HAKEMLER: Mustafa Öğretmenoğlu, Arif Çelik, Kemal Altınpınar
BEŞİKTAŞ: Runje *, Ali Güneş *, İbrahim Toraman **, Baki *, İbrahim Üzülmez *, Fahri **, Kleberson *, İbrahim Akın *, Ricardinho **, Gökhan Güleç *, Nobre *
WERDER BREMEN: Wiese **, Fritz ** (Pasanen 75 **), Mertesacker ***, Naldo ****, Schulz *** (Wome 75 **), Jensen ***, Frings *** (Vranjes 79), Diego *** (Bischoff 82), Borowski ***, Almeida ****(Schlindler 79), Klose ***
GOLLER: Almeida (43 ve 79), Klose (47), Naldo (71)

Klose gibi, Borowski gibi, Mertesacker gibi, Torsten Frings gibi daha geçen haziran ayında ekranların başında Dünya Kupası'nda izlediğimiz, daha bir ay öncesine kadar Şampiyonlar Ligi'nin en heyecanlı ve acımasız grubunda Barcelona ve Chelsea karşısında seyrettiğimiz Werder Bremen'in yıldızlarını, Olimpiyat Stadı'ndan daha uzak, Güngören Stadı'ndan hallice bir portatif statta hangi hislerle seyreder insan? İlk birkaç dakika için amatör kümede maç seyrediyormuş hissiyle!..
Sonra ne olur? İnsanın gözü ortama alışır ve şunu fark eder... Sahadaki çıplak gözle kolay kolay seyredemeyeceğimiz için bilmediğimiz Werder Bremen olabilir ama rakibi bildiğimiz Beşiktaş. Ligin ikinci yarısında evli evinde köylü köyünde, herkes mevkisinde oynayacak duyumları alınan Siyah-Beyazlılarda Gökhan Güleç sağ açıkta oynamaktadır... Kleberson ilk verdiği röportajlardan beri söylediği müdahale sevmez oyununu sürdürmektedir... Ricardinho sahada topa basmayan takım arkadaşına azarı basmaktadır ve takım yine basit bir hatadan golü yer ve faturası Runje'je kesilir... İlk yarıda hem de ideal kadrosuyla sahada diyebileceğimiz Beşiktaş hakkında akılda kalanlar bunlar olur. Ha bir de Runje'nin beğenmeyip beğenmeyip değiştirttiği toplar...
Werder, 'daha Alman'
Rakip Werder Bremen Türk basınının klasik deyişiyle daha 'istekli' ya da sadece daha 'Alman'... İdman maçında da aynı ciddiyetle oynamaları şiddetle muhtemel Yeşil-Beyazlılar ilk yarıyı da, ikinci yarıyı da aynı şekilde oynuyorlar: Stop, tek pas, stop, tek pas... Tık tık tık... Tereddüt yok. Golleri de öyle geliyor zaten... Uzun bir süre top çevirdikten sonra ilk yarının neredeyse son dakikasında Diego sağdan şutunu çekiyor, Runje'den dönen topu Almeida tamamlıyor, gol.
Devre arasını yüksek volümlü müzik zulmü şeklinde geçiriyoruz. Kendi kendimize cennet vatanın bütün statlarında bize neden müzik zevkinden yoksun sağırlar muamelesi yapıldığını sorgularken, ikinci yarı başlıyor.
İkinci yarı genel olarak defansın, özel olarak İbrahim Akın'ın ofsayt olarak durakladığı dakikada Klose'nin bilardo vuruşundan gelen ikinci golle başlıyor. Kaiserslautern'de, Reinhard Stumpf tarafından A takıma çıkarıldığını bugün öğlen saatlerinde öğrendiğimiz Miroslav Klose kendi kendine asist yaparak bir ilke daha imza atıyor.
İstek ve arzu yoktu
İkinci yarıda Beşiktaş daha rakibin sahasında ama ne İbrahim Akın ne de Nobre buldukları pozisyonları kullanamıyorlar. Beşiktaş, buna bir turnuva maçı demeyelim, bir hazırlık maçında o isteği, arzuyu, ışığı, adı neyse siz koyun, bana göre ortaya koyamıyor. Bremen'in zaten koymaya ihtiyacı yok. Bize kendi topla oynamayı seven futbolumuzla, topu koşturan hızlı futbolun farkını göstermekle yetiniyorlar: Diego'nun ortasına Naldo'nun kafasıyla görüyoruz ki üç golmüş! Pardon, Almeida'nın vuruşuyla gördük ki dört golmüş!
Sabah saatlerinde insanın içini ısıtan güneş bize Türkiye'nin en güney noktasında olduğumuzu hatırlatmıştı, maç oynanırken 200 metre arkamızda tepesi karlı dağlar olduğunu idrak ediyoruz. Maç donmamıza ramak kalmışken başladığı gibi bitiveriyor.