Klişe ve klişeler sıralamaya geldik

Klişeler veya kalıp-sözler, ilk yumurtlandıklarında, özgün hatta bilgece
olabilirler. Ama tazelikleri geçtiğinde, ekşidiklerinde, yani adı üstünde: kalıp-sözlere, klişelere dönüştüklerinde, zihni daraltan kıskaçlardır artık.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Klişeler veya kalıp-sözler, ilk yumurtlandıklarında, özgün hatta bilgece
olabilirler. Ama tazelikleri geçtiğinde, ekşidiklerinde, yani adı üstünde: kalıp-sözlere, klişelere dönüştüklerinde, zihni daraltan kıskaçlardır artık. Artık basit bir durum tasvirine bile elvermez, düz anlamı bile çarpıtır hale gelirler. Algı kapılarını kaparlar. Önyargı jeneratörleridirler. Dili şaşılaştırır, söz dağarını büzerler. Hayalgücünü zaptürapta sokarlar. Akla, hayale zarardır, belki hepsinden önce samimiyete zarardır klişe.
Spor ve özellikle futbol âlemi de, klişe üretiminin en arsız kaynakları arasında yer alıyor. Üstelik sadece kendi alanıyla sınırlı kalmıyor buradaki klişe imalatı; futbol klişeleri, başka alanlara da yayılıyor. Dahası, yeniyetmelerin klişelerle konuşmaya alışmasında, futbol lisanının bir staj işlevi gördüğünü söyleyebiliriz. Boş kalıp-sözlerin hikmetli laf ve sağlam fikir suretinde takdimini, bu yolla talim ederler. Karşılarındaki durumu sağduyuyla değerlendirmek yerine uygun klişeyi yapıştırarak geçmeye alışmalarına katkısı az değildir futbol 'kültürü'nün.
Esas aktör medya
Futbol lisanındaki klişelerin ana tedarikçisi: medya. Spor, modern zamanlarda medyanın gündelik popüler efsane üretiminin gözde kaynağı. ('Efsane' imgesinin kendisi, bizzat şahane bir klişe!) Radikal'in spor sayfasına, -şükür-, klişelere karşı tetik duran bir tutum hâkim. Hatta zaman zaman, bu tetikliği abartıp işi 'edebiyat parçalama'ya vardırmakla da suçlanıyor(uz). (Ki edebiyat parçalamanın sapakları da neticede klişeciliğe çıkar!)
Kalıp-sözleri futbolun esas aktörlerinin, futbolcu ve teknik
adamların diline yerleştiren de çoğunlukla medyadır. Mesela, mucidini hatırlamıyorum ama 'puan veya puanlar' kalıbını ilk dökenin, muhakkak bir TRT'ci ya da TRT terbiyesinden geçmiş birisi olmalı! İfadedeki, resmen varolan bütün ihtimalleri gözeten dakiklik, bunun kesin ipucudur. Medya, basın danışmanları, menajerler, 'mentor'lar, dünyanın her yerinde, tıpkı altyapıda 'fundamental' öğretir gibi, futbolculara standart ifadeleri belletiyorlar gayriihtiyari. Hatta bazı Avrupalı futbol yazarları, futbol adamlarının ağzına geldiği gibi konuştuğu zamanları özlüyorlar. Gaflar ve gülünç laflar da pırtlıyordu bu serbest vezin konuşmalardan, ama bugün klişeleşmiş bir dizi hikmetli söz de öyle çıkmıştı.
Futbol ortamımızda dolaşımda olan bazı kalıp-sözlere ilişelim şimdi de. Kendi taktıklarımdan söz edeyim. Biri, 'çıkış yakalamak'. Başarıyı/performansı bir kısmet gibi düşünmenin klişesi bu: hacet kapıları açılıverecek, bir voli (veya voliler!) nasip olacak. Kaybedilen maçı 'Onlar daha çok istedi' diye izah etmek, moral unsurun payını vurgulamak bakımından, bilgece; ama işte klişeye dönüşüp ezberden söylendiğinde, metafiziğe ters takla attırmak oluyor biraz. Öyle ya, sormazlar mı: Sen niye istemedin yahu? 'Konsantre olamadık...' Daha baştan, konsantre olamama seçeneğine konsantre olunduğu kuşkusunu uyandıran bir klişe!
Sonra, ligdeki yapısal eşitsizliklere 'kader' diye rıza göstermenin klişesi: 'Zaten GS/FB/BJK bizim rakibimiz değil.' Bunun kontra klişesi ise şudur: 'Süper Lig'de artık bütün takımlar güçlü, kolay maç yok.' İkisinin birden geçerli olmaması gerekir, ama klişelerin bir faydası da budur işte: Tutarlılık aranmaz! 'İyi futbol beklenmemeli' klişesinin ilk haftadan 34. haftaya kadar meşruiyetini koruyan bir gerekçe olması karşısında ise ağlanacak halimize gülmek geliyor içimden.
Fazla 'cool' bir ifade!
Komiğime giden bir klişe: 'Arkadaşlarımı kutluyorum, hepsi çok
iyi mücadele ettiler.' Bir teknik direktörün ya da Hakan Kutlu gibi bir kıdemlinin ağzından çıktığında, başımız gözümüz üstüne. Fakat 'herhangi' bir oyuncunun dilinde, haddinden fazla 'cool' ve üst perdeden değil mi Allah aşkına? Kendini takımdan bu kadar doğallıkla ayırt edivermeleri, zamanın ruhunu da iyi yansıtıyor elbette.
'Bu maçı unuttuk, önümüzdeki maça bakacağız' andı, soğukkanlı profesyonelliğin amentüsü olarak çıktı. Şimdi Diyarbakırspor'da antrenör olan sevgili Metin Yıldız, bu sözün klişeleşmesine pek kızdığını söylemişti. Yenilgiyi abartmamayı telkin etmesi iyiydi ama insanı sanki samimiyetle üzülmekten de men eden bu klişe, futbolun doğasındaki dramatiğe aykırı bir ruh halini resmediyordu Ona göre.
Evet, bir futbol maçı 90 dakikadan sonra da sürüyor. Boş laflar ve klişelerin arasında bir özgün fikir, bir samimi söz, bir hoş kelam, şifâ niyetinedir. Kelam veya kelamlar...