Kârlı Fener, meyus topçu, eksik matem

Futbol facianın yasını tutmadı

Isparta'da 57 kişinin öldüğü uçak kazasında yas unsuru görülmemiş olacak ki futbol maçlarında saygı duruşu yapılmadı.
Haber: TANIL BORA / Arşivi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ligin kalantorlarıyla karşılaştığında, maçın seyir zevki garantili oluyor. Ali Osman Renklibay'ın uzun teknik direktörlüğü döneminde de, kendi ceza alanlarındaki karambolden bile 'top yaparak' çıkma azmine sahip bir takımdılar zaten. Bu kültür, Abdullah Avcı devrinde modern bir yerleşim planına oturarak akışkanlık kazandı. Bu hafta İDO veya İSKİ donuna bürünmüşçesine mavi mavi giyinen Belediyeciler, Fener ve Beşiktaş'tan sonra Galatasaray'dan da puan aldılar. Maçın ilk yarısı, sahanın her köşesinde kopuveren, beşe iki çalışmasına benzer dar alan tufanlarıyla güzeldi. İkinci yarısında ise, Galatasaray'a 2-0'dan 2-2'yi getiren muhasaranın heyecanı vardı. 90 veya artılarında iki galibiyet, iki beraberlik kurtaran (zaten 27 golünün 10'unu son çeyrekte
atan) Galatasaray'da, şampiyon olacağı belli eden o 'kut' mu var?
Sır gibi galibiyet!
Belediye'nin hizmet kusuru: muhasaradan istifade ürettikleri kalabalık baskın atakları acemice harcamaları. Konyaspor da yaptı aynı sallapatiliği. Beşiktaş karşısında ilk atağında öne geçen Rize, ikinci gol fırsatını böyle tepti. Takımlarımızın yapısal zaaflarından biri de bu: Geniş arazide bir garip bekle karşı karşıya kalan üç forvet, kamera şakasına uğramışçasına şaşalıyor...
Fenerbahçe, yarım bir oyunla, bu puan tasarrufunu nasıl yaptığına kimsenin akıl sır erdiremediği Denizlispor'u yenmeyi başardı. Denizli'nin beraberlik golünün, yarım ofsayttan iptali sayesinde.
Meyus futbolcular... Haftalar sonra forma kuşanmışken saha içinde yabancı dilde azar yiyen, sonra da oyundan alınan Uğur Boral, çekip soyunma odasına giderken Zico tarafından durdurulup uzun uzun telkin, tembihat ve nasihate tabi tutuldu. Penaltı ve gol kaçıran, kaçırdıkça egoistleşen, zaten bu sezon yüzü düştükçe düşen Mehmet Çakır'ı, hocası Bülent Korkmaz abi hukukunca teselli etti. Haftalardır ve yıllardır fokurdayan Hasan Şaş'a ise anca hemşehrisi, Adanalı âşık Osman Feymani'nin deyişi hitap eder: "Nasihatim bir mazluma/ Çatanlardan olma gönül/ Daim kalbinde kin kibir/ Tutanlardan olma gönül."
Beşiktaş, Çaykur Rizespor'a deplasmandaki ikinci puancığını ikram etti. Bu kaç da emek-yoğun bir üretim süreciydi, doğrusu. Karakartal'ın kadrosu delikli yamalıydı zaten, bir manga futbolcu haftalardır 'yama' ilan edilmiş durumda...
Sivasspor, Ankara'nın Sincan banliyösüne bağlı Yenikent kırsalında Ankaraspor'a mağlup oldu. Bozkır derbisinde, Konyaspor Ankaragücü'nü kalede Oğuzhan'ın direnci ve verimli elemanı Veysel'in tiplediği topla geçti. Veysel'in hepi topu dört golü var ama ikisi 1-0'lık, biri 1-1, biri 2-1'lik.
Zaten evinde de parasız yatılı gibi mahzun kalan Gençlerbirliği Oftaş, deplasman klasmanında lig üçüncüsü. Galatasaray'dan sonra, Kayseri'den puan çıkaran ikinci takım oldular. Bursaspor dört maçta 10 puanla yükselişte. Samet Aybaba, genç oyuncuları galeyana getirip sahaya salma kozunu oynamaya devam ediyor. (Soru: O 'kazanılan' gençlerden kaç kalıcı 1. Lig oyuncusu çıktı şimdiye kadar?)
Kasımpaşa dibe çökeldi
Simsiyah formalılar, kıpkırmızılara karşı: 7 haftadır kazanamayan (cem'an 3 puan toplayabilen) Antepspor'u yenen Manisaspor, ikinci haftadan beri evinde ilk kez kazandı. Gençlerbirliği, Ankara'da Trabzonspor'u üç sezondur yeniyor. Kongreye kadar ağır ağır top çevirecek gibi görünen Trabzonspor karşısında, sezonun en etkili oyununu oynayarak moral kazandılar.
Ankaraspor ikinci galibiyetini alarak puanını iki haneli rakamlara taşıdı. Kasımpaşa, geçen sene bu vakitler Erciyes'in durumundaki gibi dibe çökeldi. Geçen sezon çalıştırdığı Unterhaching 3. lige düşünce görevine son verilmiş olan Werner Lorant'ın ipine sarıldıklarından beri, puan alamadılar. "Futbolcularla ne konuşacağım, ben rahip miyim?" sözüyle futbol dünyasının beynelmilel seçme saçmaları arasında çoktan yerini almış bulunan Lorant'la, bu maç sonrası ayrıldılar zaten.
Bir 'terör saldırısı' söz konusu olduğunda, statlarımızda nefret ve intikam tezahüratının kapaklarını açan, matem vakarından uzak seremoniler düzenleniyor. Takımlara, sahaya çıkarken envai çeşit konuda pankart taşıttırılıyor. Cuma günü, aralarında bilim insanlarının da olduğu 57 cana mal olan bir uçak kazası oldu. Yetkililer burada kayda değer bir 'yas unsuru' görememiş olacak ki, hiçbir maçta bu facia için matem duruşu yapılmadı. Bu yazıyı okuyan futbolseverleri, bir dakika başlarını önlerine eğip, yas kültürümüz ve insaniyetimiz üzerine düşünmeye davet ediyorum.