Kulübelerarası bağlantı!

Kulübelerarası bağlantı!
Kulübelerarası bağlantı!
Derbi, zıt mizaçlı iki hocanın da mücadelesi anlamını taşıyor. Bir yanda 'amansız' Terim, diğer yanda 'sakin güç' Kocaman...
Haber: KENAN BAŞARAN - kenan.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

Evet, ‘Marduk öncesi’ son derbi, aynı zamanda iki ‘zıt’ hocanın karşılaşması olacak.
Saha, kenarındaki duruşlarından, futbol oyun karakterlerine kadar farklı mizaçlara sahip iki hoca Fatih Terim ile Aykut Kocaman...
Futbolun sadece bir oyun olmadığını savunanların gönül hanesinde Kocaman, aksi görüştekilerin ise Terim oturur. Terim, yedek kulübesine sığmaz taşar. Dörde, beşe bölünerek hakemden rakip ve kendi topçusuna kadar oyunun tüm aktörlerine tesir etmek ister. ‘Sabır’ için eline aldığı tespihi bilakis çok ‘sabırsızca’ çeker. ‘Amansız’dır! Yeşil saha etrafında gözü sık sık kararır. Ayrımsız herkese ‘ayar’ verir sık sık. Kaostan beslenir ki Galatasaray yedek kulübesi her daim bir ‘isyan yeri’dir; haklı veya haksız. Lakin şakakları patlarcasına şişerken dahi en sakin andan daha doğru kararlar verir, tercihlerde bulunabilir. Zaten onu ‘imparatorluk’ koltuğuna oturtan alametiarikası da budur.
Yükseliş, çöküş, diriliş 
Dört döneme ayrılır ‘Terim İmparatorluğu’. I. Dönem kuruluş ve yükseliş dönemidir. İlk hocalık dönemi ve Milli Takım kariyerini kapsar. II. Dönem ‘altın çağ’ıdır. Üst üste 4 lig ve 1 UEFA şampiyonluğu ve Fiorentina’nın başına geçişinden oluşur. III. Dönem çöküşe tekabül eder. Milan’ın başına geçmesi büyük başarı olsa da çok kısa sürede devrilmesi ve akabindeki ikinci Galatasaray dönemi hüsranlarla doludur. IV. Dönem yeniden diriliştir. Sürmekte olan bu dönem, Euro 2008’de Milli Takım ile çıkılan yarı finalle başlayıp geçen sezonki 3. Galatasaray döneminde yaşanan şampiyonlukla sürmektedir.
Kocaman’ın hocalığının ilk dönemi ‘oyuncu hoca’lık dönemidir. Açlığa mahkûm edilen İstanbulspor’da ‘sakal bırakma’ eylemiyle sesini duyurmaya çalıştığı yıllar... İkinci dönemi ‘Anadolu Beylikleri’ne benzetelim: Malatya, Konya. Üçüncü dönemi özellikle futboluyla ‘yerli Barça’yı anımsatan Ankaraspor günleridir. Dördüncü dönem malum Fenerbahçe . Tarifsiz bir dönem... Kocaman, başarının değil başarısızlığın da paylaşılabileceği adamdır. Behzat Ç’nin ‘rahmetli’ savcısının “Ben seninle mutsuzluğu paylaşmak istiyorum” sözünün futbolda yüzüne söylenecek simasıdır. ‘Futbolun ötekisi’ yenilendir. Endüstriyel futbol döneminde öteki ile empatiyi ilk kuran oydu çünkü kendisi de ‘ötekileşleştirilip’ Fener’den gönderilmişti. Ve bu yüzdendir ki ‘Kocaman’ın hocalığı ne şampiyonluk ne de kupa hocalığıdır. Gönül hocalığıdır’...
Farkındalık, kırıklık, teselli 
Buna mukabil Terim’in Ağar’larla aynı sofralara oturmasına nasıl gönül koyanlar varsa onun da Cem Uzan’larla, Melih Gökçek’lerle -kimileri Aziz Yıldırım ile çalışmasına da şerh düşer-, ‘yol arkadaşlığı’ etmiş olması ‘kırıklık’ sebebidir. Zira bu isimler için ‘sadece kazanmak’tır aslolan. Bu birlikteliklere belki ancak “Kocaman’ın varlığı onlara da bir şey katar” tesellisiyle kişi kendini ikna etmeye çalışabilir... Kocaman, mevcut futbol düzeninin garabetinin farkında bir isimdir. Bu meyanda sistemin en büyük oyuncusu Fenerbahçe’de eşofmanları giymenin ‘sistemin adamı’ olma tehlikesini barındırdığının da farkındadır. Özellikle de 3 Temmuz sürecinden sonra zaman zaman kendisine ters düşmüştür fakat bu ‘eksen kayma’ları tolere edilebilir zira zor zamanlardan geçti...
Bugün , ‘Arena’da ‘Fatih Hoca’ ile ‘Aykut’un mücadelesine tanıklık edeceğiz. Bu iki ismin titrindeki ‘eksiklik’ veya ‘fazlalık’ algısı, memleket futboluna kimin nasıl baktığıyla ve sahip olduğu değer yargılarıyla paralel olarak ‘olumlu’ veya ‘olumsuz’ anlamlar taşıyacaktır...

Rakamların dili

İki takım bugün 373. kez karşı karşıya gelecek. Geride kalan maçlarda Fenerbahçe 141 kez galip gelirken, Galatasaray’ın sahadan zaferle ayrıldığı mücadele sayısı 118. 113 karşılaşma ise berabere bitti. Gol sayılarında ise Sarı-Lacivertliler 521-473 önde bulunuyor. Aynı şekilde ligde de Kanarya’nın gol sayısında 143-109 üstünlüğü var.