Kupada işler bir gol daha iyi

Bir avuç dolar için değer mi? Kendime bunu soruyorum maç başlarken. Benim cevabım belli de yetkililer ne düşünüyor acaba?
Haber: BENER ONAR / Arşivi

Bir avuç dolar için değer mi? Kendime bunu soruyorum maç başlarken. Benim cevabım belli de yetkililer ne düşünüyor acaba? Herkes bu formatın, kupa dediğimiz hadisenin özüne aykırı olduğuna hem fikir. Çift ayaklı sevimsiz bir angarya, basınından, top toplayıcısına kadar çoğumuz için. Kaç kez tekrarladım bilmiyorum ama mücadeleye devam: Tek ayaklı eleminasyon sistemini istiyoruz. 'Katkısı bol ama' diyorlarsa bulun iki sponsor, Lig ve Federasyon kupaları diye ayıralım maçları.
Dolar demişken, Fenerbahçe'nin all-star yedek kulübesinden bahsetmemek olmaz: Alex, Tuncay, Kejo, Deivid... Bu tip maçların klişesidir bilirsiniz. 'Falanca kendini bu maçta ispatlayıp formanın aslanın ağzında olduğunu' ispatlayacak. Lakin yedeklerin performansına bakınca forma kedinin ağzında bile değil Fenerbahçe'de. Serkan artık hızlı bile değil, Tümer, Asya'ya alışamamış, Kemal 'aslanım benim' günlerinden çok uzakta, Olcan 'ümit' vaat edemiyor...
'Hem penaltı hem gol' mü yoksa!
İki takım da tek forvetli sistemin getirdiği kısırdöngüden mustarip. Alkaralar, Kanarya'nın tersine hedef adamlarının arkasında daha kalabalık. Kanatlara yüklenip skoru değiştirmek niyetindeler. Ancak Haminu el freni gibi her topu kaybediyor. Maçın ilk tehlikesini yaratan ev sahibi. Gençler savunmasının asistinde Semih dönüp vuruyor, Gökhan doğru zamanda doğru yerde. 11'deki bu tehlikeden saniyeler geçmeden Olcan boy zaafı nedeniyle fırsatı kaçırıyor. Aynı Olcan 16'da boş kaleye topu yolluyor ama sarı bayraklar sallanmış bile.
'Devreye girer girmez sıcak çaya koşarım' ruh halindeyken sahneye Fırat Aydınus çıkıyor. Yozgatlı'nın gol olan topunda penaltı düdüğünü çalıyor. Düdüğü çalmış bulunuyor. Allahtan Yozgatlı Gökhan'ı yine mağlup ediyor da 'dış güçler devrede' demeçleri şimdilik dudaklarda kalıyor. Bir de aklıma İlker Yasin geliyor: Hem penaltı, hem gol!
İkinci yarıda bir değişiklik yok. Gençlerbirliği servis atan, Fenerbahçe karşılayan takım. Mesut Bakkal, Haminu'ya daha fazla dayanamıyor ve değişikliğin meyvesini dört dakika sonra alıyor. Günün kötüleri Aurelio-Can-Serkan ortak yapımında Mehmet Çakır plasede zorlanmıyor: 1-1. Gole kadar Fenerbahçe ceza sahasında Gençlerin yaptığı pas sayısı beşten fazla belirtmekte fayda var.
Eşitlikten sonra Traore-Semih ikilisi sahne alıyor. Traore iki ıskayla Semih'i pozisyona sokuyor. Ancak Semih meslektaşına bu kötülüğü yapacak birisi değil anlaşılan. Karşı karşıya o kadar rahat pozisyonları harcıyor ki kaleci Gökhan bile gülmekten kendini alamıyor. Kalan dakikalarda 'süper güçler' de Fenerbahçe adına devrede ama şuursuz bir baskı söz konusu. Ama şans meleği 88'de Semih'in yanına uğruyor. Kafasından sıyıran top köşeye doğru süzülüyor ve Gökhan ağlarda: 2-1. Bu golle de küçük bir avantaj yakalıyor Fenerbahçe.
Kar izin verirse bu iki takım üç gün sonra Ankara'da oynayacak. Bundan daha kötü bir karşılaşma olabileceğini sanmıyorum. En azından bir '30 bin' statta donmaktan kurtuldu ona sevinebiliriz!