Kupa'nın 'Öteki' tarihi

Kupa'nın 'Öteki' tarihi
Kupa'nın 'Öteki' tarihi
Türkiye Kupası'nda 51. sezon bugün başlıyor. Artık 'Ziraat Türkiye Kupası' adıyla gerçekleştirilen organizasyonun tarihi, sürprizler ve 'Küçük' takımların yazdığı güzel hikâyelerle dolu. Biz de kupa maçları vesilesiyle organizasyonun 'Öteki' tarihinden notları sizlerle paylaşalım dedik.
Haber: Sezgin RIZAOĞLU / Arşivi

Türkiye Kupası, tıpkı dışarıdaki emsalleri gibidir. Çünkü bu kupada sadece ‘Çok satanlar’ yoktur. Bazen alt liglerden bir takım çıkar, şaşırtır herkesi. Üstelik o takımın hangi ligde olduğunu o gün gazetelerden öğreniriz. Çünkü ‘unutulmak’ kelimesinin futbol sözlüğündeki karşılığıdır alt ligdekiler. Ara ara çıkıp, hatırlatırlar kendilerini. 1962'de, UEFA’nın takımlarımızın Kupa Galipleri Kupası’na katılma zorunluluğu getirmesiyle Türkiye'de de bir kupa düzenlenmesi mecburileşir. Ve 1962–1963 sezonundan itibaren Türkiye Kupası adıyla başlatılan bu organizasyonun ilk şampiyonu Fenerbahçe’yi iki maçta da 2–1 yenen Galatasaray olur. Peki, kupa tarihi hep ‘Büyükler’in tarihi midir? Gelin, Türkiye Kupası’ndaki başarıları kitaplara konu olacak, o dönemde alt liglerde oynayan, kendileri ‘küçük’ ama mücadeleleri büyük takımların gerçekleştirdiği büyük başarılara birlikte bakalım.

KÜÇÜKLERİN KRAMPON SESLERİ
Türkiye Kupası’nın ikinci sezonu (1963–64) Türk amatör futbolunda bir ilkin ve büyük bir başarının yaşandığı sezon olacaktır. Samsun bölgesinin amatör takımı Samsun Yolspor önce Türkiye Amatör Kulüpler şampiyonu olur ve Türkiye Kupası elemelerine katılır. Rakip Şekerspor’dur. 1-0’lık skorla Yolspor kazanır. İkinci rakipleri Ankara ’da Hacettepe’dir. Aynı skorla tur atlayan yine Samsun ekibi olur. Bu sefer karşılarına o dönemin güçlü takımlarından İzmirspor çıkar. Artık herkes peri masalının sona ereceğini, İzmir ekibinin tur atlayacağını düşünür. Ama beklenmeyen olur ve Yolspor üçüncü rakibini de 1–0 skorla yener, kupada çeyrek finale yükselir. Sıradaki rakip Beşiktaş ’tır. “Acaba” sesleri altında 1964’te sahaya çıkarlar. Yolspor, ‘amatör’lüklerinden kaynaklanan hataların sonucunda 2–1 ve 1–0 skorlarla iki maçı da kaybederler. Bir rüya sona erer ama bu eşleşme küçüklerin büyükler karşısında - dev Golyat karşısındaki Hz. Davut gibi - vereceği unutulmaz mücadelelerin habercisi olur.



İSTANBUL’UN OCAĞINA İLK ATEŞ DÜŞER
20 Şubat 1965 günü radyolarının başında oturanlar kulaklarına inanamaz. Türkiye Kupası 3. tur ikinci maçında herkesi şaşırtan o sonuç gerçekleşir. Türkiye Amatör Kulüpler Şampiyonu Trabzon İdmanocağı takımı 0-0’ın rövanşında Beşiktaş’ı Mithatpaşa’da 1-0 yener ve tur atlar. Böylece dört büyükler arasında, amatör bir takım tarafından Türkiye Kupası’ndan elenen ilk takım Beşiktaş olur. O gün bol gol izlemek için Dolmabahçe’ye gelenler, Trabzon takımının orta sahasındaki bir kişinin resitalini izler. O futbolcu ileride futbolumuzda büyük bir hoca olacak ve Trabzon mucizesini yaratacak olan Ahmet Suat Özyazıcı’dır. Şehir bu zaferi doyasıya kutlar, kulübe ve futbolculara tebrik telgrafları yağar. Trabzon’da faaliyet gösteren NATO mensupları ile Amerikan şirketleri kulübü bizzat tebrik eder.



Trabzon İdmanocağı, o sezon Türkiye Kupası’nda çeyrek finale kadar çıkar. Ankara temsilcisi Demirspor’a elenerek kupaya veda eder. İki yıl sonra yani 1967 yılında takım, Trabzon İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor’la birleşerek ‘Karadeniz Fırtınası’ Trabzonspor’un ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır.

GÜNEŞ KUZEYDEN DOĞAR
1965 yılında Samsun ile İstanbul’un karayoluyla birbirine bağlanmasının bir neticesiymiş gibi aynı yıl şehirde futbol da uzmanlaşır, profesyonel Samsunspor kulübü kurulur. 1966–67 sezonunda Türkiye 2. liginde şampiyonluğa oynayan Karadeniz temsilcisi, Türkiye Kupası’nda da çeyrek finale yükselmiştir. Rakibi dönemin ünlü hocası Abdullah Gegiç’in çalıştırdığı Fenerbahçe’dir.

10 Mayıs 1967’de oynanan ilk maçta Samsunspor, Rıfat’ın penaltı golüyle öne geçer (1–0). Fenerbahçe buna Ogün Altıparmak’ın golüyle cevap verir (1–1). Ancak Samsunspor’lu Rıfat bir kez daha sahneye çıkar ve maçın sonucunu belirler, 2–1. Rövanş maçı daha da anlam kazanır. Bulgar hakem Betchirov’un yönettiği Mithatpaşa’daki ikinci maçta Fenerbahçe atak üstüne atak yapsa da Samsunspor iyi savunmasıyla maçın golsüz bitmesini sağlar ve yarı finale yükselen taraf olur. Türkiye Kupası’nda yine bir İstanbul büyüğü, bir başka Karadeniz şehrinin ‘uşakları’ tarafından bozguna uğratılır. Amatör ruh, pahalı transferleri ikinci plana atar.

KENDİ ÇOCUKLARINA MAĞLUP OLAN TAKIM
1974–75 sezonunda Galatasaray, takım içi problemler yaşar. Futbolcular maddi sebeplerden ve yönetimin dayatmalarından dolayı durumdan memnun değildir. Yöneticiler de bu ‘isyan’ durumuna çare düşünürken birden kapılarını Kayserispor’un efsane Başkanı Üveyis Molu çalar. Galatasaray’ın gözden çıkarttığı Metin Kurt, Yılmaz Yavman, Mustafa Ergücü ve Enver Ürekli’yi renklerine katar.

Üç yıl sonra yani 1977–78 Türkiye Kupası’nda ise Galatasaray, çeyrek finalde Kayserispor’la eşleşir. 29 Mart 1978 tarihinde İstanbul’da, 0-0’ın rövanşında, Kayserispor Galatasaray’ı yener ve eler. İstanbul temsilcisi kendi çocuklarına mağlup olur. Çünkü Kayseri’ye galibiyeti getirenler eski Galatasaraylılardır. Golü de 52. dakikada eski Galatasaraylı Yılmaz Yavman atar. Kayserispor, yarı finalde Adana Demirsporla eşleşir, 2–0 ve 0–0 skorlarla kupanın dışında kalır.

Turistler için Diyarbakır!
1968-69 futbol sezonunda 3. ligde mücadele eden Diyarbakırspor, Türkiye Kupası 1. turunda, o dönemde 1. Lig’in güçlü ekiplerinden İzmirspor ile eşleşir. Diyarbakır ilk maçı 1 -0 kaybeder. İzmirspor yöneticiler maçtan sonra, "Diyarbakır'a turist olarak gideceğiz. surları gezip geleceğiz" şeklinde gazetelere demeçler verir. İkinci maçı ise Diyarbakır 1 -0 kazanır. O zamanlar uzatma veya penaltı atışları yoktur. Kazananı yazı-tura atışı belirler ve o gün talih ‘yazı’ yani ‘Diyarbakırspor’ der.

Yarın: Bir oturuşta iki ‘Büyük’ deviren Lüleburgazspor…