Latin Amerikalı yeteneklerin sırrı

Bugün teknik direktöründen sokaktaki futbolseverine kadar, kime sorarsanız sorun, Lionel Messi ve Robinho arasında yapılacak tercih, her zaman birincisinin lehine olacaktır. Bu tercihte her iki kulübün halihazırdaki durumları elbetteki önemli bir etken...
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Bugün teknik direktöründen sokaktaki futbolseverine kadar, kime sorarsanız sorun, Lionel Messi ve Robinho arasında yapılacak tercih, her zaman birincisinin lehine olacaktır. Bu tercihte her iki kulübün halihazırdaki durumları elbetteki önemli bir etken, fakat, sahaya baktığımızda görülen fark, Messi'nin daha kolektif bir futbolcu ve fiziksel olarak dirençli olmasıdır. Messi'nin sağlamlığını fiziksel sağlamlık olarak almıyorum, o açıdan bakılırsa, zaten daha futbol kariyerinin hemen başında bir yığın sakatlık yaşadığı ve bu sakatlıkların da uzun süreli olduğu görünecektir. Sözgelimi Chelsea'yla oynanan kıran kırana maçlarda, oyundan kaçmamasını ve o sertlik düzeyinde sahada ayakta durabilmesini kastediyorum.
Bu durumda Robinho ise, tam tersi bir özellik sergilemekte ve sürekli olarak sertlikten yakınmaktadır. İspanya'da beklenilen patlamayı yapamamasının esas sebebini, oynanan oyunun sertliğiyle açıklamak istemektedir. Diğer taraftan her iki futbolcu arasında futbol yetenekleri arasında önemli bir fark yoktur, bir fark varsa, o da Robinho lehinedir aslında. Fakat, Messi'yi bir adım öne çıkaran, futbol eğitimini büyük oranda Barcelona'da almış olması, dolayısıyla da yukarıda sözünü ettiğimiz kollektiflik ve oyun direnci özelliklerini kazanmasıdır.
Sorun 'nitelik'den kaynaklanıyor
Başta Trabzon olmak üzere, Latin Amerika'dan yaptıkları transferlerden kulüpler, istedikleri sonucu alamıyor. Tabii bunun bir yığın istisnası var; özellikle Antep'in Lima ve Batista örnekleri. Fakat son yıllarda genel olarak daha olumsuz örneklerden söz ediyoruz. Yapılan açıklama Latin Amerika liglerinde oynanan oyunun, 'niteliğiyle' ilgili. Orada oynanan futbol, Avrupa için pek geçerli değil. Bu yanlış değil. Esasta, orada olanla yahut olmayanla değil meselenin ilgisi; burada, Avrupa'da verilenle ilgili.
Avrupa futbolunun özellikleriyle ilgili herkesin bildiği konuları tekrar etmenin bir gereği yok, yine de, Dünya Şampiyonu Brezilya'da ikincil düzeyde de olsa bir rol üstlenen Kleberson'un Manchester United ve Beşiktaş'ta gösterdiği performansın altını çizmekte fayda var. Galatasaray kadrosunda yer alan, Carrusca futbolu biliyor ama oynama konusunda aynı şeyi söylemek zor. Çünkü, genel olarak Latin Amerikalı futbolcular, futbolu süreç yerine an olarak oynamayı öğreniyorlar. Bunu da değiştirmek zor.
Kulüpler için önerilebilecek olan, Latin Amerikalı futbolcuların iyi kötü bir Avrupa deneyimi almış olmalarına dikkat etmeleri ya da maliyetlerinin kabul edilebilir ölçülerde tutulmalarını sağlamaları, yani futbol yatırımı olarak, umulan çıkmadığında oluşacak zararın, görmezlikten gelinebilir olması. Bobo ya da Carrusca'ya yatırım yapılabilir ama bu mevcut fiyatlar, yatırım olarak değerlendirilemez. Bunlar hemen katkı sağlayabilecek futbolculara ödenebilecek rakamlardır. Latin Amerika'nın futbolcu kaynadığı doğru, ancak, çok kaynatılmış olabileceklerinden burada bir işe yaramaları güç hale gelebiliyor.