Maksat Roberto Carlos'la tanışmaktı

Roberto Carlos hazretlerinin Misak-ı Milli stadyumlarına zuhur edişi nedeniyle düzenlenen törenler için gittik dünkü maça.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Roberto Carlos hazretlerinin Misak-ı Milli stadyumlarına zuhur edişi nedeniyle düzenlenen törenler için gittik dünkü maça. Hazırlık maçına pek benzemiyordu. Çünkü Shakhtar 'dünden kalmaydı'. Bir gün önce lig maçı oynamışlardı ve o onbirden pek kimseler yoktu. Sadece bu da değil. Elano, Lucarelli gibi yaldızlı isimler teşrif bile etmemişlerdi. Hal böyle olunca bu maçın oynanma nedeni de daha belirginleşiyordu. Fenerbahçe'nin yeni idolüne mağbedi açmak, taraftara da havayı koklatmak.
Gerçi tribünde rekolte düşüktü dün. 8-10 bin kişilik bir merak kaşınmıştı sadece. Yine de yeni sezonun yol haritasının emarelerini görmek mümkündü. Misal hepsi tribüne çağrılsa da bazı oyuncular üzerindeki muhalefet şerhi hâlâ duruyordu. Uğur, Deniz, Deivid, Can yine zan altındaydı. Tabii federasyon da. Fenerbahçeli belli ki beklentisini en yüksek peye kurmuş, ona uygun bir takım düşlüyordu ve bir tek Roberto Carlos sanki pek kesmeyecekti. Yine de üzerine düşeni yaptılar sayılır. Maçın başında küsleri teker teker barıştırdılar mesela. Deniz-Kazım, Kezman-
Uğur, Selçuk-Edu tribünlerin şahadetinde barış çubuğu tüttürdüler. Ama ne olursa olsun gözler 'ondaydı'. Roberto Carlos'u neredeyse kendi yarı sahalarında bile havaya sokmaya çalıştılar.
Hazret, tam bir efsane
Dedik ya karşılaşma 'hazırlıksız' bir maç gibiydi, bu yüzden biraz hatır gönül futbolu oynandı. Herkesin sağ açıkta Deivid'den ziyade Gökhan ya da Ali Bilgin'i, hanilerin kadrolu 'genç yeteneği' Semih yerine de Colin Kazım'ı göresi vardı. Neyse ki ikinci yarı onlar da bu şerefe nail oldular.
Genelde etkisizdi Fenerbahçe. Kuru, kurak bir düzenek vardı sahada ve bu performans tabii ki kimseyi kesmezdi. 69'daki Uğur Boral golü gecenin tesellisiydi. Gladkyy ise maçın sonucunu tescil etti. Ben Luiz Adrino ve Fomin'in girişimlerini soğukanlılıkla savuşturan kaleci Serdar'ı beğendim en çok. Karakterindeki olgunluğu futbola da yansıtıyor gibiydi sanki.
Peki ya Roberto Carlos? Hazretlerinin nasıl bir efsane olduğunu anlamak için önce ufak bir istatistik. Roberto Carlos'u 'google'ladığınızda 2 milyon 690 bin sonuç geliyor. Ronaldinho için 15 milyon 500 bin, bu senenin en büyük transferlerinden Fernando Torres için 1 milyon 910 bin sonuç alıyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal ise 2 milyon 500 bini bulamıyor. Adının yeni sol oluşumlarda geçmesi boşa değil yani.
Böylesine bir popülerlik haliyle nicelik olarak olmasa da nitelik açısından layık olduğu şekilde taltif edildi. İlk topla buluşması alkışlandı. 3. dakikada ilk defansif müdahalesi de takdir gördü. Ama en önemlisi her yerden vurması yönünde bitmek bilmeyen bir talep vardı. 27'de korner dönüşünde orta saha yayında topu kontrol ettiğinde bile vursun istiyordu seyirci. Bunun ne kadarı mavraydı ayırt etmekte zorlandım doğrusu. Yine de iki sıkı şut çekti muhterem. Kezman'ı kaçırmayı denedi bol bol. Halı sahadan apartma 'iyi vurur' gazına da pek gelmedi. 89'da oyundan çıkarken de bol bol alkışlandı.
Peki bu sezon büyük işler yapar mı? Bu soruya dünkü maçtan yola çıkıp bir cevap bulmak tarot falı bakmak gibi olur. Tesirini görmek için en azından Süper Kupa'yı beklemek şart.

Fener-Shakhtar: 1-1
STAT: Şükrü Saracoğlu
HAKEMLER: Hüseyin Göçek, Aleks Taşçıoğlu, Kemal Yılmaz
FENERBAHÇE: Serdar **, Roberto Carlos ** (Selçuk 89), Edu **, Can *, Önder ** (Gökhan 77), Uğur *** (Wederson 63 **), Aurelio ***, Deniz ** (Kemal 65 **), Kezman ** (İlhan 85), Semih * (A. Bilgin 45 **), Deivid * (Kazım 66 *)
SHAKHTAR: Shust ** (Shutkov 64 *), Tkachenko **, Kucher **, Hübschman **, Shevchuk ** (Rat 84), Gai **, Lewandowski *** (Gladkyy 65 **), Pryyomov ** (Bredun 65 *), Belik ** (Vukic 73 **), Adriano ** (Trusevich 65 **), Fomin **
GOLLER: Uğur Boral (69), Gladkyy (88)
SARI KART: Önder