Maymun gözünü açtı

Affan Keçeci istifa edecekmiş, İsmet Arzuman düdüğünü bırakacakmış, yoksa Sivas maçına PAF takımla çıkacaklarmış ve taraftarlarından da o maça gitmemelerini istiyorlarmış ki sponsorları da gerek görürlerse çekilebilsinlermiş...
Haber: BANU K. YELKOVAN / Arşivi

Affan Keçeci istifa edecekmiş, İsmet Arzuman düdüğünü bırakacakmış, yoksa Sivas maçına PAF takımla çıkacaklarmış ve taraftarlarından da o maça gitmemelerini istiyorlarmış ki sponsorları da gerek görürlerse çekilebilsinlermiş... İşte aynen bunları söyledi Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, Fenerbahçe maçı sonrası. Sezon başından bu yana verilmeyen bir gol, aleyhte bir penaltı ve şimdi de sesi duyulmayan bir düdük yüzünden Beşiktaş'ın puanları heba oldu... Sinirli adam da PAF takımı Beşiktaş'ın değil mi, onlardan desteği neden esirgiyor, onu anlamadım... Neyse...
Zaten bir de 'şaka gibi', onların verilmeyen golü sonrası Galatasaray da ofsayttan gelen bir golle beraberliği kurtardı ya, kıyamet iyice koptu. 1 puanla 0 puan arasındaki fark bu kadar büyük mü gerçekten? Koca bir pazar gecesini o kanal senin, bu kanal benim bağlanarak herkesin hata yapabileceğini, hiçbir hakemin maçı kötü yönetmek üzere sahaya çıkmadığını, o son faul pozisyonunda değil ama diğer bazı pozisyonlarda hata yaptığını söyleyen ve samimiyetine en azından beni ikna eden İsmet Arzuman bu olaydan ne gibi bir kişisel fayda sağlamış olabilir ki? İsmet Arzuman koca bir camianın taraftarının nefretini üzerine çekmekten, 20 senedir yürüttüğünü söylediği mesleğinde bu şekilde gündeme gelmekten, 1538 kanaldaki spor programlarında hakkında atılıp tutulmasından hoşnut olan bir mazoşist mi? Hayır, seyrettiğimiz üç maçtaki hakem hatalarını sabahlara kadar tartışarak, seyretmediğimiz onca maçtaki hatalara haksızlık etmiyor muyuz? Yoksa o maçlarda hiç hata olmuyor mu? Veya üç büyüklere yapılmayınca hatalar sayılmıyor mu?
Her hafta bir o, bir bu hakem yanlışının arkasına saklamaya çalıştığımız vaziyet de şu haaa: Beşiktaş'ın 'o' son saniyede attığı gol sayılsaydı da, 'o' aleyhine penaltı verilmeseydi de, 'bu' faul düdüğü yüzünden sayılmayan golü geçerli olsaydı da sezon başından bu yana birkaç maç hariç kötü futbol oynadığı gerçeği değişmeyecekti. Galatasaray'ın ofsayt golü sayılsa da, giderek endişe veren bir futbol oynadığı, takımda gereksiz rotasyonlara gidildiği, Lincoln'ün her hafta daha kötüye gittiği, takımda bir kondisyon problemi olduğu ve bu maçta da yanlış bir kadroyla oynadığı gerçeği de değişmeyecek.
Kazanırken her şey sütliman
Tıpkı Fenerbahçe'de işlerin kazanırken sütliman olduğu, takım kazanırken yöneticiler konuşmadığı için takımda dışadönük yüz Zico ve futbola dün başlamış gibi koşturan, gol kaçırınca sağa sola el-kol hareketleri yapacağına kendi kafasına tak tak vuran Roberto Carlos'un rakiplerinden bile sempati topladığı ama şiddetle muhtemel bu 'samanların saklandığı' ve 'zamanı gelince' rakipleri aleyhine delil olarak kullanılmak
üzere zuladan çıkarılacağı gerçeğinin değişmeyeceği gibi...
Her takımın hakemlerden şikâyetçi olduğu ve bunun nasıl mümkün olduğunu bir türlü anlayamadığımız bir lig, bir teknik direktör kovma yarışı, iş ve işçi bulma kurumuna dönüşmüş bir yayıncı kuruluş, futbolculardan çok tanınan başkanlarımız var ama taraftar yok, istikrar yok, kalite yok ve birileri de ısrarla tek suçlunun 'siyah urbalılar' olduğuna inanmamızı bekliyor ha? Vay be... Bu hafta sonu şifreli-şifresiz kanallarda Arsenal'inden Celtic'ine, Liverpool'undan Milan'ına, Roma'sından River Plate'ine tam 24 farklı maç seyretmek mümkündü. Tartışmalarınızda taraf olmak, anketlerinize SMS yağdırmak, eskisi gibi sabahlara kadar sizi seyretmek isterdik ama meşgulüz... Maymun gözünü açtı, futbol seyrediyor...