Memleketimin futbolcu rezervi

İstanbulsporlu Selçuk ya da Antepsporlu İbrahim Toraman'ın farkında olan, onların kuvvetli ve zayıf yanlarını sıralayabilecek kaç futbol yorumcusu tanıyorsunuz? Bu değerler Milli Takım'a çağrılmasa, üç büyüklerin transfer listesine girmese onlardan söz eden çıkar mı?
Haber: TANIL BORA / Arşivi

İstanbulsporlu Selçuk ya da Antepsporlu İbrahim Toraman'ın farkında olan, onların kuvvetli ve zayıf yanlarını sıralayabilecek kaç futbol yorumcusu tanıyorsunuz? Bu değerler Milli Takım'a çağrılmasa, üç büyüklerin transfer listesine girmese onlardan söz eden çıkar mı?
Güneş, malum, birçok şeyi ancak bir 'ters laf' olarak söyleyebiliyor. Mahalli söyleyişle: 'kiciklaşma' makamında... 'Yabancı oyuncu arayışındaki kulüplerimize kendi oyuncularımıza bakmayı' tavsiye etmesi de işte yine öyle bir söz.
Oysa 'kendi oyuncularımıza bakmak', memleketin futbolcu rezervinin etinden, sütünden, yağından layıkıyla faydalanmak, bugüne kadar bizzat Şenol Güneş'in de ihmal ettiği bir işti. Şu Konfederasyon Kupası'na gelinceye kadar, aylardır kontenjan senatörlerine dokunulmadı Milli Takım'da. Yine bizzat Şenol Güneş'in belirttiği gibi, kadro 'az sayıda takımdan' (yani üç büyükler) devşirildi. Fakat bu haziran mesaisi gerçekten çok işlevsel bir biçimde değerlendirildi ve görüldü ki, A kalitede pek çok kıymetlerimiz vardır. Aslında gecikmiş bir yenilenmeydi, ama başarıldı. Bu başarının tadını diklenmeden çıkartmak daha doğru olmaz mıydı?
Şunu da teslim etmek lazım ki, Milli Takım seçicileri, memleketin futbolcu rezervini değerlendirmek konusunda kulüplerin ve medyanın ilerisindeler. Şöyle açalım: Diyelim İstanbulsporlu Selçuk ya da Antepsporlu İbrahim Toraman, A Milli vitrine çıkarılmasalar, asıl önemlisi, üç büyük kulübün transfer listesine girip bu konuda rekabete konu olmasalar, kim onların farkında olurdu? Lig rutini içinde Selçuk'un, İbrahim Toraman'ın farkında olan, hele isim olarak bilmenin ötesinde özellikleri, stili, kuvvetli ve zayıf yanları hakkında fikir sahibi olan ve bunu belirten kaç futbol yorumcusu biliyorsunuz? Televizyonlardaki ve gazetelerdeki allamelerin, Süper Lig kariyerinin ikinci-üçüncü senesindeki bir futbolcu hakkında 'Gençlerbirliği x diye bir oyuncu bulmuş, vallahi çok beğendim' diye ahkam kesildiğini yıllardır duymuyor, okumuyor muyuz?
Görülmeyen figüranlar
Ya milli karmalara seçilmeyen meziyetli oyuncular? Geçen hafta Milliyet'te bir haber vardı örneğin: Bir Beşiktaş yöneticisi, eski Altay teknik direktörü Ümit Turmuş'a 'bize sol kanada adam lazım, kimseyi biliyor musun?' diye sormuş, o da Malatyasporlu Timuçin'i söylemiş, ama Beşiktaş geciktiği için Timuçin Denizli'ye gitmiş. Sahiden de, bir büyük kulüp yöneticisinin Timuçin'in varlığını öğrenmesi için 'yahu sol kanatta iyi adam kim var?' diye sağa sola sorması gerekebilir. Oysa Timuçin üç sezondur ligimizin en iyi asistçiler listesinin demirbaşıdır. Lakin 'futbol otoriteleri' için o figüranlar kalabalığında bir lekedir sadece. Futbol medyası, memleketin futbolcu flora ve faunası hakkında malumat vermekten, hatta böyle bir ilgiye sahip olmaktan bile çok uzaktır.
Peki 'futbolsever' denen kitlenin durumu nasıl? Gassarayfenerbeşktaşlılar kitlesi, umumiyetle sadece 'kendi adamları' hakkında izlenim sahibidir, diğer futbolculardan sadece bazı kalburüstü olanları bilir, bir de 'kendilerine gelme' ihtimali olanlara dikkat eder. Ki bu araştırıcılığın da çok derine gitmediğini unutmayalım. Örneğin Selçuk'un Fener'e geleceği lafı çıktığında 'bu adam iyi miymiş şimdi yani?' diye araştıran (kendi 'bakmaktan' ziyade, 'bilenlerin' onu aydınlatmasını isteyen) Fenerlilerin ya da bunun Beşiktaşlı, Galatasaraylı versiyonlarının sayısı, az değildir. Halbuki futbolu iliğiyle kemiğiyle seven futbolsever, en ücra takımdan bile iki üç eleman sayamazsa rahat etmeyecek, sanki bir 'scout'muş yani oyuncu ajanı/avcısı imiş gibi fıldır fıldır yeni cevherler aranacaktır. Böyleleri de memleketteki futbol muhabbetinin şerefini kurtaracak sayıda mevcuttur çok şükür. Selçuk'un hususiyetlerini veya Timuçin'in kıymetini konuşabileceğiniz pek az futbol yorumcusu vardır ama daha fazla futbol meraklısı bulursunuz. Milli Takım'daki yenilerin başarısıyla ilgili hamasetin ötesinde, onların işlevsel değerlerini sorgulayan, diyelim Okan Yılmaz'ın penaltı kaçırmasını diline dolamak yerine onun 'ne tip' bir santrfor olduğuna, neyi yapıp neyi yapamadığına odaklanan değerlendirmeleri tv geyiklerinde ve gazetelerde bulamazsınız ama emin olun ehil futbolseverler bu mühim meseleleri günlük sohbetlerinde masaya yatırmaktadırlar. Tatildeki Radikal Futbol Dergisi'ni sevenler niye seviyor? İşte o sohbetleri yazılı hale getirdiği için.
Güneş haklı. Memleketin zengin oyuncu rezervi var. Bunun farkında olmak için, futbolcu flora ve faunasının özellikleri hakkında ayrıntılı merak gerekiyor. Böylece, başlıbaşına bir 'işe' dönüşmüş olan futbol sohbetleri daha anlamlı hale gelecektir. Ve futbol sohbetlerinin iki-üç düzine şöhretli futbolcu etrafında dönmekten çıkması, futbol ortamının
'demokratikleşmesine' katkıda bulunacaktır.