Mesele oynamak değil, bakmak

Manchester United neden büyüktür, çünkü, her durumda futbol oynamayı becerebilen bir takımdır; her durumda ayakta kalmasını becerebilen bir kulüptür ve her durumda kulübe bağlılığını sergileyen taraftarlara sahip olduğu...
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Manchester United neden büyüktür, çünkü, her durumda futbol oynamayı becerebilen bir takımdır; her durumda ayakta kalmasını becerebilen bir kulüptür ve her durumda kulübe bağlılığını sergileyen taraftarlara sahip olduğu için büyüktür. Piyasayla futbolun iç içe geçmesine en büyük katkıyı yapmış olmasına rağmen, şampiyon rakiplerini alkışlayarak sahaya davet etme inceliği ve amatörlüğüdür onları büyük yapan. Pazar akşamı oynanan karşılaşmada bu Manchester'ı yenen Arsenal, aslında düşünüldüğü üzere Chelsea'ye bir iyilik yapmadı. Bu takımı yenerek, Wenger'le birlikte kazandıkları kimliğin gereğini yerine getirdiler. Her iki takıma bakanlar, her yıl üzerine konularak yenilenen kadroları görecekler. Yenilenen kadrolarla birlikte, futbol anlayışlarının kendi geleneklerine uygun bir biçimde değiştiğini gözlemleyecekler.
Yenilenmeyi mümkün kılan
Arsenal ve Manchester United'ın hem yenilenmeleri hem de değişmeleri, kulüp yönetimleri ve teknik direktörlerin futbol aklına sahip olmalarıyla açıklanabilir kuşkusuz. Bu nedenle, yere göğe sığdıramadığımız Chelsea ve Mourinho'nun, imkânları düşünüldüğünde kolayca aşması gereken ilk engelde batağa saplanmaları çok öğreticidir. Benzer durumda olan Real Madrid'in çok da yabancısı olmadığımız bir asıp kesme operasyonuyla çöküşü durdurma çabası da ibret verici bir olaydır. Yanlış anlaşılmasın, her iki takımın da şampiyonluk şansları devam ediyor, Avrupa'da varlar, henüz hiçbir şey kaybetmiş değiller. Fakat önemli olan, bir imgenin artık bir imge
olarak bile işe yaramaz oluşudur. Bir futbolsever açısından futbol takımlarının kırılgan olması her zaman sevindiricidir. Güç ve ihtişam gösterisi, uzun vadede hem sevimsiz hem sıkıcıdır. Ferguson ve Wenger döneminde, her iki takım bir sürü krizle karşılaşmış, başarısız olmuş, transfer yanlışlarına imza atmış, taraftarlarına hayal kırıklıkları yaşatmıştır. Özetle, biz bu takımların sorun yaşayabildiğini, üstelik her şeye rağmen sorun yaşayabileceğini biliyoruz. Ancak bunları çözebileceklerini de.
Bize gelince
Sadece aynı takımdan iki futbolcunun farklı milli takımlar altında birbirlerine karşı gladyatör kesilmelerinin üzerinden daha bir ay geçmeden, birlikte, omuz omza futbol oynamaya gönül indirmeleri, üstelik bunu en iyi şekilde yapmaları bile nasıl bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu görmemiz açısından yeterli sayılmalıdır.
Buna karşılık kulüplerimizin şu son yıllarda neler yaptıklarına baktığımızda, elimizde koskoca bir hiçlik var. Beğenilmeyen bir çift ayakkabı gibi kaldırıp bir köşeye atılan futbolcular, iyi kötü kariyerleri olan teknik direktörlerin neredeyse futbolu bilmemekle itham edilebildikleri bir ortam, her şeyiyle çarpık olduğunu haykıran bir futbol düzeni. Kendimizi kandırmayalım; onlar gibi futbol oynamamız zor, ama onlar gibi futbola bakmayı deneyebiliriz. Evet, şimdilik sadece 'deneyebiliriz'. Ötesi güç görünmekte.