Metin Kurt'u öldükten sonra hatırladılar!

Metin Kurt'u öldükten sonra hatırladılar!
Metin Kurt'u öldükten sonra hatırladılar!
"Galatasaray Efsanelerini Anıyor' projesinde Bursaspor maçı öncesi Metin Kurt anılacak. Radikal Spor Müdürü Uğur Vardan, Kurt öldükten sonra serzenişte bulunmuştu: Zaten o top çoktan geçmişti, bu saatten sonra ona hatırlasanız ne olur?

İSTANBUL - Galatasaray Spor Kulübü ile Türk Telekom'un işbirliğiyle gerçekleştirilen “Galatasaray Efsanelerini Anıyor, Türk Telekom Dünyaya Duyuruyor” projesinde bu hafta, geçtiğimiz günlerde hayata veda eden Galatasaray'ın eski milli futbolcusu Metin Kurt anılacak.
Spor Toto Süper Lig'de Galatasaray ile Bursaspor arasında Türk Telekom Arena'da yarın saat 20.30'da başlayacak maçtan önce düzenlenecek etkinlikte, Galatasaray'ın 1970'li yıllardaki yıldızlarından, 37 kez milli takımlarda görev yapmış Metin Kurt'un dev bayrağı statta dalgalanacak.
Törende, Galatasaray ve milli takımın dışında Altay, PTT ve Kayserispor gibi takımlarda top koşturan Metin Kurt'un kariyerinden unutulmaz anları içeren bir video da gösterilecek. 



'BU SAATEN SONRA HATIRLASANIZ NE OLUR'


Gazetemiz spor müdürü Uğur Vardan 30 Ocak 2012'de yazdığı ‘Ya Çizgi Metin’e vefanız?’ başlıklı yazısında şu görüşlere yer vermişti: “Lakabı, kanatlarda çizgiye yakın oynadığı için ‘Çizgi Metin’di. Ama sahadaki ve hayattaki duruşu daha çok ‘Çizgi dışı’ydı. Futbolculuğunda da sonrasında da... Hep emeğin yanındaydı, hem kendisinin hem de takım arkadaşlarının haklarını savundu, başkaldırdı, sistemle barışık kalmadı ama nihayetinde egemenler ‘Takımdan ayrı düz koşu’ya zorladılar onu.

Hafta içi oynanan Galatasaray-Ankaragücü karşılaşması dolayısıyla bizim Bağış (Erten), maç yazısında Metin Kurt’un yalnızlığına, Kesmeşeker’in şarkısı vasıtasıyla vurgu yaptı. Çünkü o maç öncesinde Kurt’un, zamanında kulüple ve de oyunla ilişkisini soğutan adama, Turgan Ece’ye Galatasaray kulübü ‘Efsaneler anılıyor’ organizasyonu dolayısıyla plaket vermişti. Kurt’un bir söyleşisinde, ‘Franco-Turgan, bizim deyişimizle faşist General Turganko’ diye hatırlattığı kişiye yani... “

Vardan, Kurt'un ölümünden sonra 25 Ağustos'ta yazdığı 'Çizgi'sini terk etmeden gitti...' başlıklı yazısında da şu ifadelere yer vermişti:
“Elbette Galatasaray meselelere soldan baksın, Mehmet Ağar figürüyle hesaplaşsın, isyancı Metin Kurt’a sahip çıksın diye bir beklentim yok (zaten Sarı-Kırmızılıların ‘Tekyumruk’ taraftar grubu bu işi layıkıyla yerine getiriyor, ayrıca 20 milyonu AK Partili bir kulüpten bunları bekleyemeyiz!) lakin ‘Temizlik ve Ağar’ sözcükleri, ‘Google’da yazdığınız zaman bile aynı maddede çıkmıyor. Ama ‘Metin Kurt ve haysiyet’ sözcüklerini her yerde, aynı cümle içinde sıkça kullanabilirsiniz Sarı-Kırmızılı kulübün geçen sezondan beri uygulamakta olduğu ‘Efsaneleri Anma’ programı dahilinde bir türlü sıranın Kurt’a gelmeyişine ilişkin serzenişleri gördünüz. Radikal Spor olarak bu konuyu ‘takıntı’ haline getirmiştik ve ‘Acaba sıra ona ne zaman gelecek?’ diye bir haber hazırlamayı kendimize bir borç bilmiştik. Ama Kurt acele etti. Birkaç gün önce gırtlak kanseri teşhisi konulmuştu, dün ameliyat sırasında kalp yetmezliğinden aramızdan ayrıldı. Zaten o top çoktan geçmişti, bu saatten sonra ona hatırlasanız ne olur?"

 

 

HABER YORUM /KENAN BAŞARAN



UMARIZ METİN KURT YALNIZLIĞI SON BULUR



Elbette gönül isterdi ki Galatasaray, Metin Kurt hayattayken bu 'şık'lığı yapsaydı. Çünkü, hemen ölümünden sonra Metin Kurt'un programa alınması maalesef pek samimi gelmiyor. Belli ki Galatasaray camiası da 'marjinal' olduğunu düşündüğü Kurt'un hiç de öyle olmadığını ve anılmasında 'korkulacak' bir durum olmadığını gördü! Metin Kurt'un, mücadelesiyle manşetlere taşınmasa da ölümüyle medyada kendine yer bulması galiba bu 'meşruluğu' sağladı ki 'Efsane Anmaları' etkinliğine apar topa eklendi.
Her şeye rağmen, on binlerce kişinin statta, milyonların da ekranları başında 'Metin Kurt'un varlığı'na tanıklık edecek olması güzel bir şey olacaktır. Metin Kurt, sahalarda verdiği emek mücadelesiyle esasen takımlar üstü bir kişi olmuştur. Ona, futbolun bütün renklerinin sahip çıkması gerekir. Kurt, artık bir 'oyun' olmaktan çıkartılan genelde sporun özelde ise futbolun asli unsurları olan futbolcuların, antrenörlerin ve de taraftarların hakkını hukukunu savunan bir insandı. Bugün Kurt'un ne yapmak istediğini en iyi anlayacak bu kesimler maalesef 'eylem' noktasında çok fazla topa girmemektedir. Şenol Güneş, Aykut Kocaman ve bir zamanlar Kurt'un 'dava arkadaşı' olan Fatih Terim gibi güçlü isimlerin Kurt'un savunduğu değerler konusunda 'çekingen' kalmaları üzüntü vericidir. Bu isimler sahip oldukları konumlar itibarıyla birtakım girişimlerde bulanabilecek güce esasen sahipler. Futbolda örgütlenme çabalarına fiilen girişmeleri halinde 'sistem'in kendilerini dışlama olasılığı geçmişe oranla daha düşüktür kaldı ki böyle bir durumun olması halinde de onların kaybedecek çok fazla bir şeyi yok. Hayır, 'kollarındaki zincirler'den ötürü değil, bilakis sahip oldukları 'kariyer', ödetilecek bedeli hafifletecek kadar güçlü olduğu için.
Futbolcu bazında baktığımız da ise özellikle yurtdışında futbol oynayan isimlerin, futbolda örgütlenme konularında daha fazla bilinçli hale geldiklerini görüyoruz. Çünkü bunun kazanımlarını fiilen öğrenme fırsatı buluyorlar. Ancak onlar da bu konuda bir iki demeç vermenin ötesine geçemiyorlar. Oysa artık taşın altına el koyma zamanıdır.
Öte yandan 'oyun'u sesiyle, zamanıyla ve en önemlisi de cebindeki parasıyla besleyen taraftarların da artık bazı konularda 'renk körü' olmaktan vazgeçmesi lazım. Gelinen noktada kendilerinden sadece 'istendiği'ni görmeleri lazım. Bir yandan ceplerindeki son kuruşa da göz dikilen taraftarlar, diğer yandan da sürekli 'cezalandırılan' bir figür olarak görülüyor. 'Farklı bir futbol ortamı' tahayyül edilenler biraz sivrildi mi derhal baskıya maruz kalıyor; pankartlarına el konuluyor. Sol Açık ve Tek Yumruk taraftar gruplarının yaşadıkları gibi...
Sonuç olarak 'Gladyatör' Metin Kurt'un 'Arena'da anılıyor olması iyimser bir okumayla da onun mücadelesinin bir zaferdir... Dileriz 'Metin Kurt Yalnızlığı' bir gün son bulacaktır ceza sahasında da, orta sahada da, forvette de ve tribünlerde de...
(Radikal.com.tr, aa)