Milli Takım'a erken uyarı

Cumartesi gecesinden alınacak ders, çıkarılacak netice varsa, bu olmalı; Türk Milli Takımı eninde sonunda bu gruptan çıkacak futbolu olan bir takım, sadece bu takımı doğru dürüst sahaya sürmek ve orada da doğru dürüst bir oyun oynatmak gerekiyor.
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Cumartesi gecesinden alınacak ders, çıkarılacak netice varsa, bu olmalı; Türk Milli Takımı eninde sonunda bu gruptan çıkacak futbolu olan bir takım, sadece bu takımı doğru dürüst sahaya sürmek ve orada da doğru dürüst bir oyun oynatmak gerekiyor. Zira, Türkiye'nin grupta şimdiye kadar oynadığı maçlar futbol adına herhangi bir şey vaatetmiyor. Herkesin belirttiği üzere alınan puanların anlamlı olan kısmı, rakip kalecilerin hediyesiydi. Üstelik Bosna Hersek mağlubiyetiyle bu hediye büyük oranda geri çevrilmiş oldu.
Gerçeği görme zamanı
Milli Takım'a bakış açısında bir çifte standart, hatta kimi durumlarda bir görmeme hali var. Sözgelimi Gerets yahut Zico söz konusu olduğunda büyük bir iştahla gündeme getirilen 'çağdaş futbol ilkeleri' Milli Takım ve Fatih Terim söz konusu olduğunda unutulabiliyor. Bunun Milli Takım'a yarardan çok zarar getirdiği açık. Oysa Türkiye, Yunanistan, Norveç ve Bosna-Hersek maçlarına, günün futbol gerçeklerinden ve Türk futbolunun mevcut durumundan uzak, neredeyse keyfi bir kadro ve dizilişle çıkmış, şansı yaver gitmediği için de çantada keklik gördüğü Bosna-Hersek maçını kaybetmiştir. Bu anlayış devam ettiği müddetçe, Türkiye daha çok puan kaybedecektir. Evinde oynayacağı Yunanistan ve Norveç maçları da risklidir. Lig boyunca adam döverek ve zemini sulayarak idman yapan seyircinin Milli Takım'ı destekleme biçimi ve süresi de ayrı bir tartışma konusudur.
Yanlışlıklar dizisi
Milli Takım teknik direktörünün, bu takımın kendi takımı olduğunun altını bu kadar çizmesine gerek yoktur. Kamuoyu, teknik direktörün şimdiye kadar çalıştırdığı bütün takımların kendi takımı olduğunun bilincindedir. Aylardır futbol oynamamış Rüştü ve Arda'yla, haftalardır futbol oynadığı kuşkulu Gökdeniz'le ilgili bir tercihten söz etmiyorum; bu kadar kritik bir maça, Sabri-Gökdeniz-Arda-Tuncay ve Hakan'dan oluşan verimsiz, orta alan güvenliğini yoksayan bir ofansif dizilişten ve bu dizilişin neredeyse bir elin parmağı kadar bile pozisyon üretemeyen performansından söz ediyorum.
Maçtan sonra yapılan değerlendirmelerde defansta oynayan futbolcuların bireysel hatalarına dikkat çekiliyor; bu sadece bu kadar güçsüz ve olmayan bir orta sahayla hiç yapılmayan takım savunması vurgusuyla anlamlı olacak bir eleştiridir. Bosnalılar, kalemize gelmeye karar verdiklerinde, rahatça gelebilmişlerdir. Ayrıca tabiatıyla belirtmek gerekir; sakatlığı halen süren Rüştü'yle oynamanın, her durumda 90 dakikayı çıkaramayacağı belli Arda'yla maça başlamanın rasyoneli nedir? Sakatlık oynamaya engel değilse, neden Emre, Tümer, Gökhan Ünal, Mehmet Topuz kadroda yoklar?
Eğer bir teknik direktör katkısı olacaksa, sezon sonu rehavetine kapılmış, bir çoğu transfer düşüncelerine garkolmuş futbolcuları, normal bir maç disiplinine kavuşturmaktan daha anlamlı bir katkı olabilir miydi bu maç için? Oynanan oyuna ve alınan sonuca bakıldığından bunun bile yeterince sağlanamadığı açık. Şunu yeterince kavramış sayılmayız. Türkiye'nin elinde bulunan futbolcular, ancak takım olarak oynayabildiklerinde işlevsel olabiliyor. Çoğu tek boyutlu yetenekli futbolcularla, futbolu tenis gibi oynayarak değil, adamakıllı mücadele ettiğimizde, boğuştuğumuzda başarı elde edebiliyoruz.