Milliler havlu attı

Milli Takım, ilk maçta 1-0 yenildiği Letonya'yla rövanşta 2-2 berabere kalarak Portekiz'deki 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine veda etti.
Ay-Yıldızlı ekip İlhan Mansız ve Hakan Şükür'ün golleriyle 2-0 öne geçti. Ancak bu üstünlüğünü koruyamayan Milli Takım büyük hayal kırıklığı yarattı.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Galibiyet, beraberlik, yenilgi... Dün son derece güzel bir İstanbul akşamındaki maçın skoru, futbolun üç ihtimalinden hangisine dahil olursa olsun Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş'in kişisel tarihinde, en 'özel'i işgal edeceği açıktı. Riga'daki kadrodan farklı olarak beş yeni isimle donatılmış Türkiye hakem Frisk'in ilk düdüğünden itibaren, Baltık sularına demir attı. Tümer-İbrahim ikilisinin soldan geliştirdiği ataklarla etkili olan Ay-Yıldızlılar oyun hakimiyetini skora yansıtacak sayı için, kilidi açmakta oldukça zorlandı. İleride bırakılan Verpakovskis'in dışında, kademeli savunmayı başarıyla uygulayan Letonya, en nihayetinde 21. dakikada çözüldü. Soldan denenen ortalardan, Nihat Kahveci imzalı olanına, şık ve jenerik tadı taşıyan bir vuruş yapan ilhan Mansız, ilk maçın skorunu yok eden ve şansları eşitleyen golün sahibi oluyordu. Ne var ki, Portekiz rüyası için başka gollere de ihtiyaç vardı. Ama Şenol Güneş'in öğrencileri kendi sahalarındaki maçı, düzenli ordu mantığından çok gerilla taktiğine dönüştürmeyi yeğlediler. Ara ara özellikle Nihat Kahveci ile başlayan ataklar, ilk yarı boyunca pek bir işe yaramadı. Umutları büyük, coğrafyası küçük Letonya ise 26'da, 70 milyonu üzüyordu ki az daha; Laizans'ın vuruşunu doğrusu kalede pek de güven vermeyen Ömer'in parmakları kornere yolladı. İlk yarıya ait diğer notlana gelince, maça ceketle başlayan Şenol Güneş, gol sonrası kostümünü değiştirmiş, üzerine pardesü geçirmişti.
Paranoyakça bir korkunun hedefi haline gelen İsveçli hakem Anders Frisk, son derece başarılı bir yönetim gösterdi, üstelik takdir haklarının neredeyse tümünü Türkiye'den yana kullandı. Uzun süredir milli formadan uzak kalan Ümit Davala, son derece kötü bir günündeydi. Aradığı şansı bulan Tümer Metin ise beyin görevini üstlenecek yetkinlikte değildi.
Bugün unutulmayacak...
İkinci yarı, küçük çaplı bir serbest vuruş tartışmasıyla başladı. İlk yarıdaki iki atışta etten duvarları aşamayan Nihat Kahveci ve Tümer'den sonra bu kez Emre Belözoğlu şansını denemek istedi, ama üçlü organisazyonda topu son defa kullanan ve yararlanamayan Nihat oldu. Sonrasında oyunda yaklaşık on beş dakika süren ve kendisini ciddi bir biçimde hissetiren bir Letonya baskısı vardı. Kapılan her topta, tehlike sinyalleri yollayan bu baskıya, Güneş'in yanıtı, Tümer'in yerine Gökdeniz'i oyuna sürmek oldu. Karadenizli, sahaya girdiği andan itibaren üç kez şansını denedi, sonuncusunda Hakan Şükür'e golü attırdı. Ama ilk maç itibariyle kafayla değil, yerden bir vuruşla. Lakin peşi sıra Letonya'nın kazandığı serbest vuruş, 'ağabeyleri'nin, bir gün önceki Ümit Millilerin maçını izlemediklerini ortaya çıkardı. 66'da ilk yarıdaki şansını değerlendiremeyen Laizans, Portekiz yolunu kararttı...
77'de Verpakovskis, sadece Euro 2004 hayallerini yok etmekle kalmadı, Türk futbolunun uzun süreden beri uzak durduğu bir bataklığın içine yuvarlayan vuruşa imza attı. 19 Kasım 2003, unutulmayacak bir tarih olacak...