Millilerin 'Brezilya 2014 direnişi'

Millilerin 'Brezilya 2014 direnişi'
Millilerin 'Brezilya 2014 direnişi'
Milli Takım'ın yapabilecekleri arasındaki en makul seçenek çıkıp sahada 'direnmek'ti ve bu uğurda çabalamaya söz verdiler. Bükreş'teki maç biterken, gelen üç puan, 'Brezilya 2014 direnişi'nin sürdüğünü müjdeliyordu...
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

Yapabileceğinizin en iyisini yapsanız, her şey yolunda gitse ve istediğiniz sonucu alsanız dahi bu başarınızı kağıt üzerinde ispat edemeyebilirsiniz. Çünkü ipler sizin elinizde değil. Size duyulan 'sempati' freni boşalmış kamyon misali yokuş aşağı gitmekte. Bütün bunlar yetmezmiş gibi kime sorsanız haklarında "İzlemiyorum çünkü ciddiye almıyorum" yorumunu duyacağınız yorumcular tarafından 'bile' eleştiriliyorsunuz!

Dile kolay! Tam 1098 gün

Uzaktan bakınca böyle görünen milli takımın yapabilecekleri arasındaki en makul seçenek çıkıp sahada 'direnmek'ti ve bu uğurda çabalamaya söz verdiler.

Yıkılıp yeniden yapıldığı haliyle 'Darısı İnönü'nün başına' dedirten Ulusal Stadyum'daki maça Romenler 'konuştukları' gibi başladılar, yani 'hızlı'. Konuşma dediğim oyun planı değil. Bizzat sokaktaki insanın konuşması, Hemen açayım, diyaloglar genelde 'son sözü söylermişçesine' aceleci, sabırsız hatta telaşlı... Ama bu sahaya yansımadı: 14. dakikada Volkan Demirel ve savunmanın ortaklaşa hatasını değerlendirmek isteyen Tanase'nin vuruşunun önce Caner ardından da direğe takılması harici koca devrede başka pozisyonu yoktu ev sahibinin.

9’da Romen savunmasına baskı yapan Umut, Chiriches'ten kaptığı topla Burak Yılmaz'ı kaçırdı ama o “Daha zorunu atacağım bekleyin" dercesine bu pozisyonu es geçti. Halbuki geçen sezon Galatasaray formasıyla Cluj'a bu ülkede biri sağ ayak, biri sol ayak diğeri de kafayla olmak üzere üç gol atan da kendisiydi.

Bükreş'te zafer, kaldı 2

Zor olan ise 22'de gerçekleşti. Ali İsmail Korkmaz'dan 5 yaş büyük Caner Erkin soldan ortaladı, Abdullah Cömert'ten 6 yaş büyük Burak Yılmaz kafayla şık dokundu. Bu golde milli takımın mücadelesiyle birlikte 'olimpik sporların' en zorunu gerçekleştirip 'hayatta kalmayı' başarırsanız, Ahmet Atakan'ın hemşehrisi Selçuk İnan'la aynı takımda forma giyip 'olimpik ruh'a katkı yapabileceğinizi de gördük. Yeter ki yaşam hakkınıza halel gelmesin: 0-1...

İkinci yarıda ilk yarıdakine benzer akışla karşılaştık. Bu kez kaçırma sırası Umut Bulut'taydı: 54'te Gökhan Töre'den aldığı pasta Tataruşanu'ya takıldı.

57'deki gol sevinci haklı ofsayt nedeniyle kursağında kalan Romenler, 69'da tekrar ayaklandı: Savunmanın uzaklaştıramadığı pozisyonda son vuruş şansı Popa'ya geldi. Onun şutu direkten döndü.

Romanya'nın 75'e kadar yaptığı baskı 'son vuruş' tercihleri nedeniyle sonuçsuz kalırken Ay-Yıldızlılar, 85. dakika içerisinde iki kez Gökhan Gönül'ün zamanlama hataları yüzünden maçı erken bitirme fırsatını değerlendiremedi. Gönül'e ilk pozisyonda Umut, ikincisinde de Selçuk ortaklık etti.

90'da bütün çaba 'heba' oluyordu ki Volkan devreye girdi: Duran topta boşta kalan Goian'ın köşeye giden kafa vuruşunda iyi yer tuttu.

Kaç zamandır milli takıma çağırıldığında -bunu derken abartmış sayılmam herhalde- kağıda yansıyan faydasını görmediğimiz Mevlüt Erdinç'e de sıra gelecekmiş demek ki: Romenlerin yüklendiği bir anda ileriye şişirilen uzun topta Arda Turan, ustaca atağı sürdürdü, geriden gelen Mehmet Topal'ı gördü o da Mevlüt'ü. Fransa 'daki temsilcimiz şık bir çalımın ardından köşeyi çok güzel gördü. Maç biterken, gelen üç puan, 'Brezilya 2014 direnişi'nin sürdüğünü müjdeliyordu...

Burak Yılmaz tarihe geçti