Muhtıra memleketinde futbol

Askeri vesayet denetimi nasıl politikaya nefes aldırmıyorsa, Federasyon ve kulüpler arasındaki iktidar mücadelesi de futbolun yakasını bırakmıyor. Sahadaki futbol gitgide talileşiyor...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Askeri vesayet denetimi nasıl politikaya nefes aldırmıyorsa, Federasyon ve kulüpler arasındaki iktidar mücadelesi de futbolun yakasını bırakmıyor. Sahadaki futbol gitgide talileşiyor, sonuçlar ve 'pozisyonlar' üzerinden 'dava takibi' ve hesaplaşma esas meseleye dönüşüyor. Üstelik alabildiğine pervasız, saldırgan, 'şiddet ve celal' göstermeyi en yüksek haklılık teminatı sayan bir tutumla yürütülen bir hesaplaşma.
Uğur Vardan, pazar günkü yazısında veciz biçimde ortaya koydu tabloyu.
30 haftanın selinden kalan üç kum tepesi: Lig lideri Fenerbahçe'yle bu hafta onu ağırlayacak Beşiktaş arasındaki puan farkı ikiye indi; ortalarla altları birleştiren topaklaşma vahim boyutlarda, yedinci Ankaraspor ile düşme hattı arasında sadece beş puan var; Sakaryaspor'un düşmesi kesinleşti.
Sel demişken; bazı maçlar nisan yağmuruyla ıslandı. Bilhassa Sivas
4 Eylül Stadı, sıra sıra renk renk şemsiyeler, kapüşonlu kafalar, memleket folklorunda saygın bir yeri olan, naylona (Orta Anadolu ağzıyla 'laylon') sarınmış adamlarla, yağmur güzeli manzaralar verdi. (Bir de, militer tören nizamı için sahaya çizilmiş o ilave daireler olmasa...)
Gökten düşen bir gol
Beşiktaş için, Sivas deplasmanında kazandığı galibiyet, masmavi gökyüzünden birden boşalıveren rahmet gibiydi. Runje&Gökhan Zan emniyeti dışında hemen hiçbir marifet ortaya koyamadılar. 90+'da gökten düşen golün, iki sene önce şahsına özel tezahüratlarla kutlanırken gözden düşen, PAF takımına sürgün edilen İbrahim Akın'dan gelmesi dramatik. Sivasspor'un, ligde 90+'da en çok gol yiyen (6) takım olduğunu hatırlatalım.
Kızgın Fenerbahçe ise gerçekten şaşırtıcı bir puan kaybına uğradı. İlk dakikaların rüzgârından sonra o da bir marifet gösteremiyordu
ama 71'de iki farkı yakalayıp arkasına yaslanmıştı. Derken, konuk Denizlispor sekiz dakika içinde sahiden 'çaktırmadan' beraberliği yakalayıverdi ceza alanı içinde, yanında yöresinde kimse olmadan topa vuran adamlarıyla. Fenerbahçe'nin başının belası oldular: Geçen sezonun meş'um son haftasından itibaren, Denizli'yle yaptıkları üç maç da berabere bitti. Fenerbahçe'nin hiddeti içe de dönecek şimdi.
Galatasaray, üç haftadır üç çekerek, şen şatır kazanıyor. Ümit Karan, iki şuta duvar olarak, gol krallığı yarışındaki iddiasını sürdürdü. Hakan Şükür, baba ocağındaki maçta geç sokulduğu oyunda, rekor için ihtiyaç duyduğu üç golden birini atabilirdi, yine dışarı vurdu. Çökkün Trabzonspor'un, zinde ve 'ihtiyaç sahibi' Antalyaspor'u yenmesi de biraz şaşırtıcıydı doğrusu. UEFA veya İntertoto mevkiini kovalayan Kayserispor'un bu sezonundan geriye hiçbir hatıra kalmasa, Konya'ya attıkları ikinci gol kalır: Kaleci İvankov'un frikikten gelen topu bloke
eder etmez kalabalığın arasından turnikeye girip eliyle sol kanattaki Kemal'e açışı, Kemal'in hiç durmadan orta çizgiye kadar hızla sürüp ta rakip ceza yayına şandellemesi, oraya hamle eden Gökhan Ünal'ın kalecinin üzerinden aşırtışı...
Kısmet, Beşiktaş'ın yanı sıra Erciyesspor'un da yanındaydı bu hafta. Kaleci Gökhan, 90'da kornerden gelen topu voleybol pasörü gibi indiriverdi Radomir Djalovic'in kafasına. Şansını koruyan Erciyes'inki,
emek ve motivasyonla hak edilmiş bir talih. Sezonun en üretken oyunlarından birini oynayan Gençlerbirliği'nin kısmetinin bağlanmasını ise 'profil küçültme' stratejisinin cezası mı saymalı? (Tribündekiler, 'Çocuklar siz değil, Cavcav utansın' diye teselli etti bu hafta takımı.) Ankaraspor, 16. beraberliğini aldı. Bursa, Antep'i yenemeyerek, sıkıntıya girdi. Çaykur Rizespor, evindeki üstünlüğüyle yaşıyor: İkinci devrede evde 5 galibiyet, 2 beraberlik.
Sakaryaspor veda etti
Kalelerde talim var: Gaziantep'te Mahmut Bezgin, Vestel Manisa'da Ufuk, Sakarya'da Cenk eldiven giydiler. Trabzon'da Tolga, Fenerbahçe'de Serdar hatta belki Konya'da Oğuzhan zaten işi devraldılar.
Sakaryaspor'un Birinci Ligdeki ikameti, tıpkı iki sezon önce ve 1998/99'da da olduğu gibi, bir yıllığına oldu. (İlginç: Son altı sezonun üçünde yeni çıkan takımların yalnızca biri düştü, üçündeyse hiçbiri. Ondan önceki altı sezonun beşinde ise yenilerin ikisi düşmüştü!) Bu futbol yurdunun arzulu takımı, frapan yabancı oyuncularıyla ve 'büyükler'e kafa tutmasıyla dikkat çekti. 'Tatangalar', hem en çok saha kapatmaya sebebiyet veren taraftar grubu oldular; hem 'Hiçbir puan, hiçbir şampiyonluk, hiçbir başarı oğlunu kaybeden bir annenin bir damla gözyaşından daha değerli değildir' kampanyasıyla gönülleri kazandılar; hem de 'Şehrini tribünden sevenlerin dergisi' gibi soylu bir şiarla, memleketin en sıcak taraftar dergilerinden birini çıkarıyorlar (www.tatangalar.com/dergi). Tekrar bekliyoruz, ayağa kalk Sakarya!