'Ne istifası, daha işimiz çok'

Futbol gündemi, Türkiye-İngiltere karşılaşmasının ardından tekrar Süper Lig çekişmesine dönerken Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Florya Metin Oktay Tesisleri'ndeki Galatasaray Cafe'de düzenlediği sohbet toplantısında, basın mensuplarına genel görüşlerini açıkladı.
Haber: CÜNEYT KARAKAYA / Arşivi

İSTANBUL - Futbol gündemi, Türkiye-İngiltere karşılaşmasının ardından tekrar Süper Lig çekişmesine dönerken Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Florya Metin Oktay Tesisleri'ndeki Galatasaray Cafe'de düzenlediği sohbet toplantısında, basın mensuplarına genel görüşlerini açıkladı. Tecrübeli hocanın açıklamaları şöyle:

  • Galatasaray'da oyuncuların ve bizim her türlü kredimiz var. Bazı arkadaşlar olması gereken güzellikleri, bazı kişilerin istifasında arıyor. Galatasaray bunlardan uzakta ve her zaman kötü durumlarda geçmişte teknik direktörlerine sahip çıkmıştır. Galatasaray'a faydalı olmadığınızı anladığınızda zaten kimsenin sizi kanalize etmesine de gerek olmaz. Galatasaraylılık da böyle bir gelenek de bulunmaktadır. Ayrıca Galatasaray camiası başarısızlıkta kurban aramaz. Televizyon camından, dolma kalemden böyle kararlar verilmez. Hem ne istifası? Yapacak çok işimiz var. Kamuoyunu etkileyelebilir, ancak kamu vicdanını etkileyemezsiniz. Galatasaray ve Fatih Terim'in birlikteliğinin neler doğurabileceğini bilenler, bunu engelmeye çalışıyor da olabilir.
  • Ne Fatih Terimli, ne de Terim'siz Galatasaray'a hiçbir şey olmaz. Büyük ideallerim için Galatasaray'ı seçtim. Avrupa defterini de asla kapatmadım. Galatasaray'daki misyonumu tamamladığımı düşündüğüm anda yeniden Avrupa'ya dönebilirim. Avrupa'dan bana hâlâ teklif geliyor ve gelmeye de devam edecek. Bazıları pasaportlarıyla İtalya'ya gidemezken, benim için 90 bin kişi 'İmparator' diye statları inletti. Bu çok büyük bir onurdur.
  • İnsan olarak vefalı tarafım fazladır, ancak futbol sahasında bunu göstermem. İstediğim oyun sistemini oturtma adına eskiden birlikte olduğum futbolcuları kadroya kattım. Onların saha içinde ve dışında diğer oyunculara daha fazla yardımcı olacağını düşündüm. Ancak yanlışı gördüğümde
    üzerine giderim. Seçimlerimde kimseye tolerans göstermem. Bir şey olmadığında da teşekkür etmesini bilirim.
  • Eleştirilere açığım. Ancak yapılan eleştirilerdeki tarz ve üslubu hak etmediğimi düşünüyorum. Benim teknik adam olarak yaptıklarım ortada. Başarılı olduğumuz dönemde ortak bir değer sistemine inandık ve ona göre hareket ettik. Galatasaray geçtiğimiz sezon şampiyon olsaydı, tüm bunlar yaşanmayacaktı. Şu anda ortaya konan söylemlerin tarzını ve üslübunu hak ettiğimi düşünmüyorum. Bunları vefasız ve yakışıksız buluyorum. Bu konuda ölçüyü kaçıranlar, geçmişte olduğu gibi mahçup duruma düşecekler. Benim teknik adam olarak yaptıklarım ve Galatasaray'ın başarılarının Türkiye'nin tanıtımına yaptığı katkılar ortada. Şu anda sadece ligde birkaç puan gerideyiz ve bunun telafisi mümkün. Juventus ve Real Sociedad maçlarında oyunumuzda da kıpırdanmalar gördüm.
  • Hakan Şükür ve Ümit Karan arasında medya aracılığıyla yaşanan sözlü tartışma kabul edilemeyecek bir durumdur. Bu tartışma Galatasaray değerlerine ve yönetim felsefesine aykırıdır. Ancak bu bir daha olmayacaktır. Ümit ve Hakan'ı çekip konuştuk. Ancak, bundan önemlisi ikisi biraraya gelip konuştu. Benden başka biri, başka bir futbolcuyu yargılayamaz, bu yanlıştır. Ama kazanmaya şartlanılmış bir ortamda, bir futbolcuyu kadro dışı bırakmak veya PAF takımına göndermeyi uygun bulmuyorum. Bir şey olacaksa kökünden halletmek gerekir. Ayrıca, başka kulüplerde idmanlarda küfürler, kavgalar yaşanıyor. Bu tartışma onlarla bir tutuluyor. Ayrıca Ümit Karan'ın sezon sonunda Beşiktaş'a gideceği şeklindeki haberler de doğruyu yansıtmıyor. Ümit'le konuştum, böyle bir şey söylemediğini ifade etti.
  • Transferde bugüne kadar 40-50 milyon dolar harcadığımız ileri sürülüyor. Oysa takımın başına yeniden geldiğinden bugüne kadar bonservislere sadece 17.5 milyon dolar ödendi. Sezon başında birçok yıldız futbolcu almak için girişimlerde bulunduk. Ancak futbolcular terör, deprem, kamuoyu baskısı, alacaklarını tahsil edememe gibi sebeplerden dolayı Türkiye'ye gelmek istemiyorlar. Burada en uygun yöntem ayağını yorganına göre uzatmaktır. Yönetime verdiğim listemde 10 Türk oyuncu bulunuyor. Galatasaray, bu şekilde de tavana vuracaktır. Kimse merak etmesin.
  • Galatasaray'dan iki sene ayrı kaldım. Bu dönem sonrasında medya ile futbolcu ilişkilerinde bazı değişikliklerin olduğunu, hocalarını basın mensuplarına şikayet eden oyuncuların bulunduğunu gördüm.
  • Takımıma oynattığım sistemden asla vazgeçmem. Benim istediğim oyun oynanana kadar herkes değişecek. O da değişecek, bu da değişecek, ama bu sistem değişmeyecek. Gerekirse ben bile değişirim.
  • Maçlarımızı Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynamak zorundayız. Hiçbir teknik adam burayı Ali Sami Yen Stadı'na tercih etmez. Ancak, sezon sonu olası bir başarısızlıkta ben Atatürk Olimpiyat Stadı'nı mazeret olarak göstermeyeceğim.''