Ne olacak bu Emre'nin hali?

Hafta arasında, İngiltere'nin sakatlıklar nedeniyle belki de en bahtsız takımı sayılması gereken Newcastle United'ın teknik direktörü Sam Allardyce'ın, ekibindeki bazı futbolcuları...
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Hafta arasında, İngiltere'nin sakatlıklar nedeniyle belki de en bahtsız takımı sayılması gereken Newcastle United'ın teknik direktörü Sam Allardyce'ın, ekibindeki bazı futbolcuları isim vermeden eleştirdiği ve bu futbolcuların gelecekleri hakkında ne düşündüğünü kendisine söylemeleri gerektiğini belirttiği haberi vardı. 'Big Sam'in, Bolton'dan sonra esas kariyeri bu takımla yükselecek ya da düşecek. Buradan daha ileri gitmeyi düşünüyorsa, Newcastle'ı başarılı kılmak zorunda. Hep sakat
Owen, niye transfer edildiği sorusunu Souness'in bile cevaplandırmakta zorlanacağı Luque, İtalya'daki performansını ve hırsını unutmuş gözüken Martins, gitmekle kalmak arasında mütereddit Kieron Dyer, formsuz Shola Ameobi, Uzakdoğu'dan yorgun gelecek Mark Viduka gibi futbolcular Newcastle için ne yapabilecek, bekleyip göreceğiz. Ancak esas sorun Emre Belözoğlu'yla ilgili.
Emre'nin İtalya'dan İngiltere geçişi sırasında da esas sorun, futbolculuğu ya da yetenekleri, hatta kendisine ve bonservisine ödenecek büyük rakamlar değil, sürekliliğiydi. Graeme Souness, ısrarla istediği genç futbolcunun kalıcı bir sakatlığı olmadığı konusunda kendisini ve kulübünü ikna etmek zorundaydı. O nokta aşıldı aşılmasına ama, Emre, bir türlü istenilen adam olamadı. Hocasına duygusal bağlılığı, belki tam hazır olmadan oynaması, iletişim kopukluğu... Glenn Roeder geldiğinde de Emre'nin durumunda bir değişiklik olmadı, zaman zaman parlayıp sönen ama oyuna istediği ağırlığı koymakta zorlanan bir yetenekli futbolcu görünümündeydi. Hatta bu görünüme, biraz acımasız da olsa, 'eski' sıfatını da ekleyebiliriz. Aradaki ırkçılık suçlaması da her şeyin tuzu biberi oldu.
Oysa hâlâ genç
Emre, henüz genç bir futbolcu. Önünde tüketilmemiş bir gelecek var. Ancak bu geleceği karartan şey, sık sık sakatlanmasının da nedenlerinden birisi olan, performans devamlılığı diyebileceğimiz şeyin eksikliği. Bunun fiziksel ve biyolojik sebepleri de olsa, (çünkü Emre tipindeki futbolcular, Maradona örneğinde olduğu üzere, 'kalınlaşmak' zorundalar, o zaman da bir yetenek yitimi olabiliyor) esası kültürel. Emre sık sık aksi beyanatlar verse de, İngiltere'deki profesyonel ortama intibak etmekte zorlandığına ilişkin işaretler verdi. Inter'ten Newcastle'a gitmek, tabiatıyla kariyer açısından bir 'gerileme.' Emre sürekli oynayarak, bu gerilemeyi durdurabilir, takımına ve kendisine daha faydalı olabilirdi. Futbolseverler olarak nicedir gerçek bir Emre performansı seyretme imkânımız olmadı. Ne İngiltere'de ne milli takım maçlarında sivrilebildi.
Sam Allardyce, futbol kariyeri sorunlu bir yığın futbolcuyu derleyip toplayabilen bir teknik direktör. En son örneği de Nicholas Anelka. Bu açıdan bakıldığında Emre için bulunmaz bir fırsat. Fakat Big Sam, Souness ve Roeder gibi değil, Newcastle'daki konumu açısından eli daha güçlü. Kulübün ona ihtiyacı var. Kimsenin sorunlu futbolculara, Owen da dahil olmak üzere, daha fazla şans vermeye niyeti yok. Şartlar olgunlaşmadan 'gitmek istiyorum' diye tutturmak da akıllıca bir tutum değil. Emre, bir ân önce toplanmalı ve bize eski günlerini aratmayacak bir futbolcu kimliği ve kişiliği sergilemeli. Bunu da ancak oynayarak yapabilir. Huysuzluk ederek değil.