Ne olacak bu İngiltere'nin hali?

Seçici algı işte... Önce France Football'da Arsene Wenger'in röportajını okuyup adama bir kez daha hayran kaldım. Sonra hafta sonu Arsenal-Sunderland maçını seyredip takımına hayran kaldım. Tabii rakip Roy Keane'i...
Haber: BANU K. YELKOVAN / Arşivi

Seçici algı işte... Önce France Football'da Arsene Wenger'in röportajını okuyup adama bir kez daha hayran kaldım. Sonra hafta sonu Arsenal-Sunderland maçını seyredip takımına hayran kaldım. Tabii rakip Roy Keane'i de seviyoruz; onun da geçen sene ikinci ligden düşecekken devralıp birinci lige çıkardığı, bu sene de dişli bir takıma dönüştürdüğü Sunderland'e de hayran kaldım. Haliyle bu iki takım arasında oynanan maça da hayran kaldım ve sonra bütün bu mutluluk hali kalıcı olmasın, bu ülkede fazla mutluluk adamın başına iş açar diyerekten ceza olarak Turkcell Süper Lig maçlarını seyrettim. Hakikaten de süper bir lig bizimkisi, özellikle Premier Lig'den falan herhangi bir maç seyrettikten sonra insanın gözüne iyice süper geliyor.
Ama komplo teorisyeni ülkenin bir ferdi olmak havasından suyundan bulaşıyor demek ki insana, düşünmeden edemiyorum bu kadar para İngilizlere uzun vadede saadet getirecek mi diye? Tamam, şu anda en cazip lig onlarda, yayın haklarını ikiye, stat gelirlerini sekize falan katladılar; Amerikalısı, İzlandalısı, Korelisi, Rus'u herkes bütçesine uygun bir İngiliz takımı almak, bütün futbolcular orada oynamak istiyor, çoğu da oynuyor zaten, bu arada 'İngiliz kriterlerine' uyan amma da çok yabancı futbolcu varmış ha, para mecazi olarak değil resmen akıyor da... Sonucunda ne oluyor?
Mourinho bile kovuldu
Al işte, para daha şimdiden İngiliz futbol kültüründe negatif etkisini göstermeye başladı; Şampiyonlar Ligi Kupası sanki siparişle alınabilecek bir şeymiş gibi, öyle olsa değil biz, Moratti'nin Inter'i, Real Madrid'in Galacticos'ları çoktaaan almazmış gibi, Şampiyonlar Ligi'ni alamadığı için doğuştan sırma saçlı ve badem gözlü Jose Mourinho bile kovuldu işte. Gerçi gelmiş geçmiş en büyük tazminatı cebine koyarak ayrıldı Londra'dan ve şimdiye kadar kazandıkları bir yana, bu son 27 milyon avroluk tazminat bile yedi ceddine yeter ama onda da hırs var işte abicim, intikamını yerde bırakacak adam değil, intikam alınacak bu kadar çok takım birikmişken hele...
Neyse biz ikinci dezavantaja dönelim; kim garanti ediyor ki başarı gelmezse, bu para babalarının kısa ve orta vadede (bak uzun bile demiyorum) ilgisinin ne kadar canlı kalacağını ve onlar gidince ne olacağını? Malum sekiz takımın birden şampiyon olduğu görülmedi bugüne kadar Türkiye'de bile, UEFA Başkanı Platini İstanbul'daki basın toplantısında, "Futbol kâr edilecek bir sektör değildir" diyordu yana yakıla... Kabul, Şampiyonlar Ligi'nin son turlarında ve finalinde İngiliz takımlarını giderek daha çok görmeye başladık ve Liverpool'un açtığı kapıdan başkalarının da geleceğinin ayak sesleri olabilir bu ama Şampiyonlar Ligi Kupası o takım ve antrenörü için ne kadar prestijli olursa olsun, İngiliz futboluna ne kazandıracak ki?
Malum futbolun ülkesel başarısının kıstası hâlâ milli takımlar. İngiltere futbolunu yabancı futbolcular ele geçirmişken, Beckham, Gerrard, Lampard, Owen jenerasyonu son demlerini yaşarken ve onlardan sonra gelecek bir jenerasyon da ufukta görünmezken kasaların para dolu olması ne işe yarayacak? Hadi biz yaptık ama mili takımın başına İsveçli bir teknik direktörün geçmesini protestolarla karşılayan bir ülke, çıkışını 'devşirmekte' arayamaz ki? Bütün hayranlığımızla seyrettiğimiz bir ülkenin futbolunun 1966'dan bu yana hiçbir kupasının olmaması çok acıklı değil mi?
Diyeceğim odur ki bir 'Zenginin malı züğürdün çenesini yorar' programı daha burada sona eriyor arkadaşlar... Haftaya görüşmek üzere...