Nonda, liderliğin anahtarı onda

Bu, stratejik değeri fazlasıyla yüksek bir geçişti Galatasaray için.
İkindi vaktinde ligin 'tavşan atleti' Sivas Konyaspor'a kaybetmiş, Beşiktaş İnönü'de 'Belediyeciler'den güç bela ancak bir puan...
Haber: HALİL YAZICIOĞLU / Arşivi

Bu, stratejik değeri fazlasıyla yüksek bir geçişti Galatasaray için.
İkindi vaktinde ligin 'tavşan atleti' Sivas Konyaspor'a kaybetmiş, Beşiktaş İnönü'de 'Belediyeciler'den güç bela ancak bir puan koparabilmişti. Denizlispor'u yenmenin hemen ilk elden getirdiği nimet liderlikti. Üstüne üstlük bundan sonra oynanacak iki haftayla da bir bağlantı kurulduğunda büyük bir sıçrama için bir tramplen duruyordu Karl Heinz Feldkamp'ın tayfasının önünde.
Şöyle ki, şayet ertelenmezse, haftaya Kadıköy'de Fenerbahçe'yle Beşiktaş kapışacak ve ikisinden biri ya da her ikisi birden puan kaybedecekti (Çok mu karışık oldu yahu, yok işte burada 'hiçbiri' seçeneği!). 13. haftanın fikstüründe ise Fenerbahçe, Kayseri'ye giderken Beşiktaş'ın Sivas'la kapışacağı yazılıydı. Cim Bom ise bu iki haftayı görece daha düşük tehditlerle geçecek, Gaziantep deplasmanından sonra Ali Sami Yen'de Gençlerbirliği'ni alt etmeye çalışacaktı. Bu strateji tahtasının işaret ettiği olasılıkların en kuvvetlisi, kasımın başında zirvede sarı-kırmızı yoğunluğun artışıydı. Tabii ki ligin sağı sollu belli olamazdı, çıkan iner, kalkan düşerdi ama şampiyonluk dediğimiz şey, çoğu zaman böyle
ara dönemlerden maharetle çıkanlara kalıyordu.
İş bu yüzden yöntemi, üslubu, meşrebi ne olursa olsun kazanmaktı Cim Bom'a lazım olan. Takımın en büyük maharet sahibi Lincoln'ün de kaptan Hakan Şükür'ün de sakatlıkları bahane değildi. Bordeaux maçındaki gibi kaçırdıkça kaçırmanın zamanıysa hiç değildi.
Kıllarını bile kıpırdatmalarına gerek kalmadan öne geçiyorlardı az kalsın. 15'te Denizlispor kalecisi Souleymanou, taç atışından aldığı pasta Ümit Karan'ı çalımlamaya kalkıştı. Bunu denemek için yanlış adamı seçmişti. Kaptı topu Ümit. Şimdi bomboş bir kale duruyordu karşısında. Birazcık çaprazdaydı ve direğin dibinden dışarı attı. Nonda altıpas içinde bomboş beklemişti pas almak için, çıkıştı Ümit'e niye bana atmadın diye. Böyle ah vah etmesine lüzum yoktu. Zira 35'te gollerin en fiyakalısından atacaktı. Sağ kanattan Hasan Şaş tam onun istediklerinden bir orta kesti. Hem çok iyi sıçradı hem de şiddetle vurdu kafayı Kongolu. Gördün mü bak işte şimdi 'Afrikın dans' yapıyorlardı arkadaşı Song'la. Öne geçmişlerdi vesselam.
Penaltı kararları çok tartışmalı
Geçmesine geçmişlerdi de galibiyeti güvence altına alacak kadar bir gayret gösterdikleri yoktu daha. Halbuki atıp yatmaktan fazlasını yapmak ve bir taraftan oyunu soğuturken bir taraftan da rakip sahada yayılmaları lazımdı. Muhtemelen ikinci 45 için niyetleri de buydu ama sahaya döneli daha iki dakika olmuştu ki sarpa sardı işleri. Bouzid, kafa topuna çıkarken Serhat'ı indirdi, Serhat da inmeye dünden razıydı hani. Penaltıydı ve Kratochvil asla penaltı kaçırmazdı: 1-1.
Biraz ağırdı Bünyamin Gezer'in verdiği bu penaltı kararı ama ağır da olsa bir penaltıydı hiç yoksa. 90'da çok benzer bir pozisyonda Galatasaray lehine çaldığıysa kesinlikle bir penaltı değildi. Dos Santos da Ümit Karan da havadaki topa bakarken Ümit kendini devirdi, Nonda da beyaz noktaya gelip Denizli'yi. Muhtaç olduğunu söküp aldı Galatasaray, zirveye yürüdü.

DENİZLİ: 1
Souleymanou 6
Dos Santos 6
Tomas 6
Kratochvil 7
Çağlar 6
F. Egedik 6
(Murat 81) -
Serhat 6
Cesar 6
Yusuf 6
Gökhan 5
(Caner 57) 6
F. Yiğen 6

GALATASARAY: 2
Orkun 6
Volkan 6
(Barış 72) 6
Servet 6
Song 7
H. Balta 7
Bouzid 6
(Uğur 82) -
Mehmet 6
Hasan 7
Arda 6
Nonda 7
Ümit 5

GOLLER: Kratochvil (48 pen) / Nonda (35 ve 90 pen)
SARI KARTLAR: Tomas, Cesar / Hasan
STAT: Atatürk HAKEMLER: B. Gezer, M. Kısal, N. Samuk