Olağan şüpheliler: Hakemler...

Bu isimde bir film vardı. Nerede bir halt olursa, polis 'n'olur n'olmaz' deyip önceden belirlenmiş şüphelileri nezarethaneye çekiyordu.
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Bu isimde bir film vardı. Nerede bir halt olursa, polis 'n'olur n'olmaz' deyip önceden belirlenmiş şüphelileri nezarethaneye çekiyordu. Bizim hakemler de bu tür bir 'olağan şüpheliler' listesinde yer almayı sürekli başaran ayaktopu endüstrisinin siyaha bürünmüş aktörleri. Genelde, puan kaybedenlerin nişangahındaki tek hedef hakem oluyor. Hepsi değil tabii. Örneğin Malatya deplasmanından son dakika golüyle 2-1 yenik dönen
İstanbulspor'un teknik direktörü Aykut Kocaman, fair-play delikanlılığını yine kimseye kaptırmadı.
Kocaman, maçtan sonra düşündüklerini yapamadıklarını ifade ederken,
"Maçta istediğimizi tam olarak ortaya koyamadık. Son dakikalarda gelen goller bazı takımlar için sevindirici, bazıları için de üzücü oluyor. Bugün de biz son dakika golünün üzüntüsünü yaşadık. Maçın başından sonuna kadar Malatyasporlu futbolcuların yoğun çabaları vardı, onları kutluyorum" dedi. O Malatyalıları tebrik ededursun, ben de Aykut hocayı yürekten kutluyor, meslekdaşlarına ve futbol sanayii elemanlarına örnek olmasını diliyorum.
'Altın' değil bir puan
Daum'un, Hagi karşısındaki eşitliğini, tarafsız medya dile getirirken, Arzuman'a penaltıyı işaret ederek Hooijdonk'un Fenerbahçe'yi ipten aldığını manşetlere taşıyordu. Oysa alınan 'Altın Portakal' değil, topu topu bir puandı. Alman hoca da bunun yeterli olmadığını, aslında maçtan mağlup ayrıldıklarının altını çiziyordu. Ne var ki karşılaşma sonunda hakem konusunda yorum yapmaktan kaçındığını belirten Daum'un, İsmet Arzuman'ı 'yönetime havale ettiği' yolundaki açıklamasının son bölümü, gazetelere yansıdığı biçimiyle, bence dehşet vericiydi. Tercüme hatası deyip geçmeyi tercih ettiğim bu dileğinde Alman patronun 'Hakem konusunda yönetimin tepkisi iyi olur. Uygun zamanlarda uyarılarda bulunmak gerekir. Umarım hakemler ilerleyen haftalarda dengeyi sağlarlar' dediğini okudum ve afalladım. Zira bunun açıklaması şöyle oluyor: Arzuman, Fenerbahçe'nin penaltısını vermeyip galibiyetini engelledi. Önümüzdeki maçlarda diğer hakemler Fenerbahçe'ye penaltı verip meslekdaşlarının hatasını telafi
edecek... Daum hoca, gerçekten böyle bir şey dedin mi! Almanya'da bir takımın başındayken buna benzer temennileri dilme getirmek aklının ucundan bile geçebilir miydi!
Fenerbahçe asbaşkanı, amatör şubeler ve hakemlerden sorumlu yönetici Mahmut Uslu da takımını saf ve sahipsiz sananların yanıldığını belirterek hakem atamalarına dikkat çekti. Arzuman'ın 84. dakikada Semih'e yapılan mutlak penaltıyı vermemekle suçlayan Uslu "İki hafta sonra İsmet Arzuman yine karşımıza çıktı. Niye bize Metin Tokat, Ali Aydın, Serdar Tatlı gibi hakemleri vermiyorlar" diye yakındı. Lakin bu şikayeti pek o kadar tutarlı görünmüyor. çünkü yedinci haftada İsmet Arzuman'ın yönettiği maçta zaten Gençler'i 1-0 yenmişlerdi. Ayrıca 4. hafta Diyarbakır deplasmanından 2-1 galip döndükleri karşılaşmanın hakemi de Ali Aydın'dı. 'Bizim maçları yönetsin' dediği Serdar Tatlı ise Rize'nin evinde Galatasaray'a 1-0 yenilmesi sonucunda öfkelerin odaklandığı bir başka hakemdi. Rizespor başkanı Ekrem Cengiz ve teknik direktör Hikmet Karaman, 'Vurun hakemlere' oratoryosunu birlikte seslendirirken "Hakem bariz penaltımızı vermediği gibi Galatasaray'ın lehine çaldığı penaltıyla yenilgimizi hazırladı" ifadesinde bulundu. Demek Serdar Tatlı'nın verdiği penaltılar da öyle herkesi memnun edici cinsinden değilmiş.
'Nafile' şikâyetler dosyası
Beşiktaş maçında açık penaltılarını vermemekle suçladıkları Bülent Demirlek'ten yakınan Diyarbakırlılar ise, Zago'nun Serkan'a yaptığı faulde beyaz yuvarlağın gösterilmemesi sonucunda evlerine yenik dönen bir başka
'hakemzede' formaydı. Ankaragücü'ne mağlup olan Elazığlılar'ın Çetin Sarıgül, Trabzon'a evinde teslim olan Denizliler'in de Mustafa Çulcu için verdikleri dilekçeler 'nafile' şikâyetler dosyasını kabartmaktan başka bir işe yaramayacak.
Olağan şüphelileri, podyuma çıkartıp ayakta bekletirken bir de şampiyonlar Ligi'nde bu gece ve yarın oynanacak 16 maçın hakemlerine göz atalım. Galatasaray'ın kısmetine İsviçreli uğursuz Urs Meier düştü, Beşiktaş'ın Prag deplasmanında da Lüksemburglu Alian Hamer mesai yapacak. Bir yanda Portekiz 2004 vizesini almada favori gösterilen Türkiye, diğer yanda grup maçlarında sıfır puan ve sıfır golle sonuncu olan Lüksemburg... Kimbilir, belki de 'olağanüstü şüpheliler'le karşı karşıyayız...



Ne İsa'ya, ne Musa'ya
Haftanın açılış maçında Galatasaray, Rize deplasmanından, minimalist pozisyonlar sonucunda penaltıcıkla üç puanı araklayarak döndü. Medya bu görkemsiz (!) zaferden hiç mi hiç memnun değildi. Bütün zamanların en kötü Cim Bom'undan, ligin en yavan maçından, pozisyonsuzluk rekorundan nağmeler döktürüldü duruldu. Genel istek 'güzel futbol, bol gol' makamındandı. Yani bilinen birbuçuk asırlık türkü: 'Hatice'ye bakma neticeye bak'... Bunun uzantısında 'skor-spor' yazarları karalaması da adamın beynine dank ediveriyor. Formül aslında çok açık: 'İyi oynayıp kaybetmek mi, kötü oynayıp kazanmak mı... İşte bütün mesele' diye rahmetli Şekspir mevzuuya damardan girip çıkmış bile. Gerisini siz hesaplayın. Puan cetvelinin minnacık olduğunu, sayısal göstergelerin dışında sözel yorumların bulunmadığını da göz önüne alarak...


Aybaba'dan vay baba!
Villareal'e elenen Trabzonspor'un teknik patronu Samet Aybaba, Denizli deplasmanından önce 'açtı ağzını, yumdu gözünü' nitelikli açıklamasında
'Takım doyuma ulaştı. Futbolcuların fiyatı ikiye katlandı. Hedefleri kalmadı' demiş. Ne var ki talebeleri hocalarıyla aynı kanıda olmadıklarını Horozlar'ı 1-0 yenerek ortaya koydu. Bence Temel bile, Aybaba'nın bu şakasını (!) ciddiye almamıştır. Takımın doyuma ulaştığı yargısının motifleri, Samet hoca tarafından 'küme düşme noktasından UEFA'ya katılan ekip durumuna gelmek' biçiminde ortaya konulmuş. UEFA Kupası, Olimpiyat değil ki, maksat sadece katılmak olsun. Trabzonspor'un doyuma ulaşması için 1978-1980 arasındaki üçlemeyi aşarak peşpeşe dört mevsim lig şampiyonluğunu kazanması gerek. Kazanabilir de, neden olmasın. Hem de Aybaba ile bu gerçek 'doyum'u gerçekleştirebilir...