scorecardresearch.com

Onlar dünyanın en iyi atletleri. Çünkü...

Onlar dünyanın en iyi atletleri. Çünkü...

Kenyalı bir atlet Iten yakınlarında çalışırken.

Orta ve uzun mesafe yarışlarındaki şampiyonlar neden çoğunlukla Afrika ülkelerinden çıkıyor? Açlıkla mücadele eden bu kurak ve fakir bölgelerdeki atletlerin sırrı ne? Rüzgârla yarışan bu insanlarla ilgili benzeri soruların yanıtını The Guardian'dan Adharanand Finn Kenya'da, Times gazetesinden Simon Hattenstone Etiyopya'da aradı

İngiliz gazeteci Simon Hatten-stone’ın uzun mesafe koşucularının sırrını öğrenmek için gittiği Etiyopya’nın Bekoji kasabası, kendi tabiriyle gerçek bir ‘atlet madeni.’ Gün içinde her an birilerini koşarken görebileceğiniz, -tabiri caizse- bu toz toprak yuvasında neredeyse herkesin orta ya da uzun mesafe koşularda en az bir altın madalyası var. Hava sıcaklığının 66 dereceyi bulduğu Bekoji için “Eğer burada koşabilirseniz her yerde koşabilirsiniz” yorumu yapan Hattenstone şu ana dek bölgeden altı şampiyon çıktığını hatırlatıp, şampiyonların eğitmeni ‘Koç’ lakaplı antrenör Senteyahu Eshetu’yu takdim ediyor.
Hattenstone’ın “Belki dünyanın en iyi koçu değil ama kesinlikle atletizmde en büyük yetenek avcılarından biri” diye tarif ettiği 54 yaşındaki koçun başarı listesi kabarık: 1992’de Barcelona’daki olimpiyatlarda ve 2000’de Sydney’de 10 bin metre koşarak birinciliğe hak kazanan Derartu Tulu, bu sene Londra’da altın madalyalarını korumak için koşacak olan Kenenisa Beleke, Tirunesh Dibaba... Yaşları 12 ile 20 arasında değişen atletlerin sırrı merak edildiğinde Eshetu; sporcuların beslenmelerine dikkat ettiklerini söyleyerek basit bir cevap veriyor. Ne yediklerini sorduğunda ise “Arpa yiyorlar. Sen de daha çok arpa yemelisin” yanıtını gönderiyor. Bölgenin ünlü koçuna göre, koşmak buradaki atletler için hem kötü yaşam şartlarından bir kaçış hem de Etiyopya’da geçerli olan bir üstünlük fırsatı. Çalıştırdığı çoğu atlet aslında okulunu bitirebilmek için koşmak istiyor. Ailelerin, kendisinden çocuğunu alıp eğitmesini istediğini anlatan Koç Eshetu, “Çocuklar ailelerini mutlu etmek için koşmak istiyor, aileler de arazide çalışmak zorunda kalmasınlar diye çocuklarının koşmasını istiyor” diyor. 

Fakat birçok çocuk ya uzun mesafelerden, ya masraflardan ya da yorucu eğitiminden dolayı okuluna devam edemiyor. Atletlerden Alemi Tsegaye okula gitmeyi çok istediğini ama imkân bulamadığından bahsediyor: “Okula gitmek istedim ama kamptan çok uzakta. Bize sürekli okula gidebileceğimizi söylediler ama yeterli para olmadığı için bu hiç mümkün olmadı.” Ülkesi ve ailesi için şampiyon olmak istediğini söyleyen Tsegaye de ülkesinden bu kadar çok atletin çıkmasını havaya ve eğitim yaptıkları araziye bağlıyor: “Düz arazide de tepeliklerde de koşuyoruz. Böylece her koşul için eğitilmiş oluyoruz.” Tsegaye beslenme konusunda koçla aynı fikirde değil. “Sadece üç gün yemek veriyorlar. Diğer dört günlük yemeği kendiniz temin etmek zorundasınız. Geceleri de yerde uyumak zorundayız...” 

Atletlerin sırrını Kenya’da aramaya giden, The Guardian’dan Adharanand Finn’in topladığı hikâyeler de meslektaşı Hattenstone’nunkiyle benzerlik gösteriyor. Eşi Marietta ve üç çocuğunu da alıp altı aylığına Kenya’nın küçük bir kasabası olan Iten’e yerleşen Finn, Batı’nın lüks yaşam tarzını bir süreliğine kenara bırakıp şampiyonları anlayabilmek için onlarla beraber her sabah 5’te güne başlamış. Finn bu süre boyunca Kenyalı atletlerle koşmakla kalmamış, onlarla aynı yemek ve koğuşları da paylaşmış. 

Aktardığına göre bölgede koşmaya can atan biri önce Iten’e geliyor ve kendine eğitim için bir grup buluyor. Sporcunun sonraki amacı onu yurtdışındaki yarışlara yollayacak teknik adamın dikkatini çekmek oluyor. “Eğer bir atlet direktör tarafından seçilirse tek yapması gereken bir Kenyalı gibi koşmak ve paranın akışını izlemek” diyen Finn, Iten’de çok yetenekli atletler olduğunu vurguluyor. Bölgedeki yeni eğitim kampı Fast Run Camp’ın geçen seneki yıldızının, bir yarıştan döndüğünde kendisine Iten’de arazi alacak kadar ödül kazandığını söylüyor. Önce yeni bir kamptaki atletin bile bu sporla zengin olduğu izlenimi uyansa da Finn işin aslını Eliud’in hikâyesiyle anlatıyor: “Eliud 12 senedir koşuyor. Kariyeri boyunca toplam 1000 Kenya Şilini kazanmış.” Bu para yaklaşık 8 Pound, yani 20 TL ediyor. Finn direktörlerinin dikkatini çekmek için çırpınan atletlerin durumunu ise şöyle açıklıyor: “Oysa yurtdışında kazanacakları küçük bir yarış bile onlara 1000 Pound (2.500 TL )getirebilir. Tabii seçilebilirlerse...” Bu arada Finn’in orada olduğu dönemde Eliud tüm çabalara rağmen seçilememiş... 

Buradaki atletler koğuşlarda birer ranzaya sahip olsalar da bazen su bulabilmek için bile nehre giden uzun bir yolu arşınlamak durumunda. Etiyopya’da olduğu gibi Kenya’da da genç atletler okula gitmek istiyor ama imkânları yok. Japhet üniversite formu doldurabilmiş olan nadir gençlerden. Ancak o da formu gönderecek ücret bulamamış. Daha önce küçük yarışlarda madalyalar kazanmış olan atletin hazırladığı özgeçmişinde bile yer alıyor bu form. Finn, genç atletin özgeçmişini “Yetenekler ve başarılar başlığı altında ‘Moi Üniversitesi için form dolduruldu’ yazıyor” diye anlatıyor. Öte yandan Kenya’daki imkânsızlıklara rağmen Batı’daki spor organizasyonları ‘adaletsizlikten’ dem vurmakta... Kenya’dan İngiltere’deki yarışlara atlet götürmek için koşuları izleyen Peter şöyle özetliyor: “Kenyalıları koşulara getirdiğim için İngiliz atletler beni pek sevmez. Çünkü Kenyalıların tüm para ödüllerini almalarından şikâyeçiler.” 

Bunca zorluğa rağmen birinciliklerle dönen sporcuların motivasyonları için “Nike’ın ya da son moda atlet kıyafetlerinin sağlayabileceği bir şey değil bu” diyor; gazeteci. Buradaki atletlerin başarma arzusunun herkesinkinden farklı olduğunu vurgulayan Finn bunu hayatlarını değiştirmek, okula gitmek, başka şansları olmadığı ve koşmak artık kültürlerine yerleştiği için yaptıklarını söylüyor. Ama ne yazık ki başarmak her çocuk için mümkün değil. Finn macerasının sonuna geldiğinde Lewa Maratonu’nu üç saat 20 dakikada bitirip ülkesine dönüyor. Japhet ise iki saat 28 dakikayla 10’uncu sıraya yerleşse de bu skor onun yurtdışında bir yarışa katılmasına yetmiyor...

Bizim Afrikalı şampiyonlar
Elvan Abeylegesse: Etiyopya kökenli Türk sporcu, 1999’da ENKA Spor tarafından Türkiye ’ye getirildi. İlk Avrupa şampiyonluğuna 2001 yılında İtalya Grosseto’da Avrupa Gençler Şampiyonası’nda 3000 metrede elde eden Elvan, 2007 yılında da Osaka’da Dünya Şampiyonası’nda 10.000 metre yarışında ikinci oldu. Pekin’de düzenlenen Olimpiyat Oyunları’nda hem 5000 hem de 10.000 metrede gümüş madalya kazanan başarılı sporcu 2010 yılında Barcelona’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda ise 10.000 Avrupa Şampiyonluğu’na ulaştı. Elvan aynı şampiyonada 5000 metre gümüş madalyasının da sahibi oldu. 

Alemitu Bekele Degfa: Türkiye’nin bir diğer Etiyopya doğumlu orta ve uzun mesafecisi olan 34 yaşındaki Alemitu Bekele de Elvan’la birlikte 1999 yılında Türkiye’ye geldi. Aynı sene Türk vatandaşlığına geçen Alemitu 2009 yılında Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nda Torino’da 3000 metre altın madalyasına erişti. Tecrübeli sporcu bir sonraki sene Barcelona’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda 5000 metre Avrupa Şampiyonu olmayı başardı. Tecrübeli sporcu İsveç’te düzenlenen GE Galan Yarışması’nda elde ettiği 14:46:44’lük derecesiyle 5000 metre Salon Atletizmi Avrupa Rekoru’nun da sahibi durumunda. 

İlham Tanui Özbİlen: Kenya doğumlu 22 yaşındaki sporcu 2011’de Türk vatandaşlığına geçti. İstanbul ’da düzenlenen Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda da yarışan İlham, 1500 metre yarışında gümüş madalyanın sahibi oldu. Genç sporcu henüz Türk vatandaşlığına geçmeden ‘mile yarışı’ dünya rekorunu 2011 yılında Bislett Oyunları’nda elde etti. İlham, halen Kenya’nın ellerinde bulunan 4x1500 metre dünya rekorunu 2009 yılında elde eden Kenya takımının da bir parçasıydı. 

Polat Kemboi Arıkan: 21 yaşındaki Kenya doğumlu Polat Kemboi, 2011’de Türk vatandaşlığına geçti. Halen 5000 metre Türkiye rekorunun sahibi olan genç atletin Londra’da düzenlenecek 2012 Olimpiyat Oyunları’na Türkiye adına katılması bekleniyor. 

Mert Girmalegesse: 24 yaşındaki Etiyopya kökenli atlet, 2008’de Türk vatandaşlığına geçti. 2009’da U-23 Avrupa Şampiyonası’nda 10.000 metre altın madalyasını kazanan Mert, aynı yıl koşulan Akdeniz Oyunları’nda da aynı mesafede üçüncü oldu.

http://www.radikal.com.tr/108677210867720

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.