'Öteki Fener' bu kez sessizliği yeğledi

Dün ilk şakayı Rizespor yaptı İnönü'de. İlk 60 dakikasını izleyip vapura koştuğum Dolmabahçe'deki bu sürprizi bir de Kadıköy hamlesi izler mi diye akıldan geçirmedim değil.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Dün ilk şakayı Rizespor yaptı İnönü'de. İlk 60 dakikasını izleyip vapura koştuğum Dolmabahçe'deki bu sürprizi bir de Kadıköy hamlesi izler mi diye akıldan geçirmedim değil. Ne de olsa dün 'Cadılar Bayramı'ydı ve bunlar adettendi. Meğer Cadılar Bayramı'ndan ziyade Dünya Tasarruf Günü'nü kutlamaya gelmiş iki ekip. Gol pozisyonunu geçtim, güzel birkaç hamle, hatta onu da geçtim, üç pas üst üste yapmaktan bile acizdiler. Mesut Bakkal'ın oynatmayan oyunu da devreye girince işler tamamen kesatlaştı. Üstüne üstlük sakar başladı maç. Top bir türlü ayakta durmuyor, sırta başa çarpıp savruluyordu. Orta sahada ısırgan Antep presi de işi karıştırıyordu. Çünkü ne oyun kuruyor, ne de kurdurtuyordu Kırmızılı-Siyahlılar. Fenerbahçe'nin tutukluğunda tabii ki sahaya çıkan 11'in birbirini tanımazdan gelmesi de rol oynuyordu. Ama asıl sorun 'kendimi göstereceğim'cilerin oyunu bozmasıydı.
Fener'de 'heyecan' yoktu
İlk serbest girişim Gaziantep'ten geldi. Golle pek işleri yoktu aslında. Ama önde sert ve etkili basıyorlardı. Antep'in inandırıcı olmayan tehditlerinin ardından 29'da ilk gol hamlesi geldi ev sahibi ekibin. Kemal'in bir Necati Karakaya deyimiyle- 'deplase' olup yaptığı ortaya, İlhan gelişine voleyi yatırdı, olmadı. 35'te 'Meksikano' De Nigris gördü kaleyi karşıdan. Can bloğa iyi çıktı. Bu iki fırsata ek olarak bir de 37'de kornerden gelen topa Selçuk'un makası vardı. Bütün bir ilk yarıda kıt kanaat seyirlik zevk bundan ibaretti. Görünen o ki ne Selçuk 'şahindi', ne Kemal 'aslandı', ne Ali 'bilgindi' ne de İlhan 'parlak'. Fenerbahçe'de ilk resmi maçına çıkan Volkan bile heyecanlanmadı muhtemelen.
İkinci yarı da aynı tiz peşrevle açıldı. Sadece Sarı-Lacivertliler biraz daha önde oynuyordu, o kadar. Sıkıcılıktan taviz veren yoktu. Tamam kupa maçları düşük fazda oynanırdı, lakin bu kadarı ortalığı ışıtmıyordu bile. 77'deki Metin Tuğlu'nun şutu ve 90'daki direkte kalan Wederson füzesi dışında ikinci yaprak kımıldamadı. Bu maçtan 0-0 dışında bir şey beklemek imkânsızdı.
Ergün burada, Carlos nerede?
İlginçtir, bu sene ikinci kez İstanbul'a gelmesine rağmen yine 'gerçek' Fenerbahçe'ye karşı oynayamadı Gaziantep. Gerçi Mesut Bakkal 'O yedek denen takımı biz Antep'e getirelim, yer yerinden oynar' demişti maç öncesinde. Ama yine de aslını aratan bir suretti dün akşamki. Gençliklerine verdik. Kupanın Oftaş'tan sonra en genç 11'iydi bu. Yine de hayıflandık. Şükrü Saracoğlu'nda Ergün'le Roberto Carlos yan yana gelse fena mı olurdu?

NOT 1: Merak ediyorum, eğer Appiah bu seneki performansını ilk sezonunda gösterseydi, acaba kaçıncı haftada biletini keserdik?
NOT 2: Bu memleket tarihinin en müstesna oyuncularından birini kim bilir belki de canlı olarak son kez izledik. Çok az Galatasaraylıya nasip olacak şekilde alkışlar içinde girdi Ergün Penbe yedek kulübesine. Radikal Futbol'da onun için bir vakitler şöyle yazmıştım. "Ergün ki, yersiz yurtsuz bir 'şimdinin' geçiciliğinde değil, 'dünün' mirasıyla, 'geleceğin' umudu arasında bir köşe noktası. Onun her çalımı, kaptığı her top, terinin her damlası, hayalleri birer birer yitip giden futbol emekçilerine bir tesellidir." Altına imzamı yine atarım.


FENERBAHÇE: 0
V. Babacan... 6
Gökhan... 5
Can... 5
Yasin... 5
U. Boral... 4
Kazım... 6
Appiah... 4
(Gürhan 64)... 5
(Vederson 81)... -
Selçuk... 4
Kemal... 4
Ali... 4
(Deivid 82)... -
İlhan... 5

G. ANTEPSPOR: 0
Ömer... 5
Barış... 5
Mehmet... 5
Tchani... 5
Ergün... 5
(Metin 64)... 6
Murat... 5
(V. Aslan 72)... 5
Özgür... 5
Zurita... 6
Ekrem... 5
Erdal... 4
(U. Yıldırım 81)... -
De Nigris... 4

SARI KARTLAR: Selçuk / De Nigris
KIRMIZI KART: Zurita (88)

Stat: Şükrü Saracoğlu Hakemler: B. Şimşek, A. Öz, M. Sönmez