Oyunuyla değil, puanıyla takipte

Maç öncesinde, taraftarının 'Elazığ, Elazığ' tezahüratlarıyla
ısındığı Galatasaray, 'komşu kapısı' deplasmanına, derbide 'fiyakasını' düzeltmenin moraliyle çıktı.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

İSTANBUL - Maç öncesinde, taraftarının 'Elazığ, Elazığ' tezahüratlarıyla
ısındığı Galatasaray, 'komşu kapısı' deplasmanına, derbide 'fiyakasını' düzeltmenin moraliyle çıktı. Fatih Terim'in, 'kazanan takım bozulmaz' düsturuna uyarak geçen haftaki 'onbir'i sahaya sürdüğü mücadele, güneşin nispeten cömertkar davrandığı ve sahanın yarısına yüzünü gösterdiği bir atmosferde başladı. Ne var ki geçen haftanın başarılı 'onbiri' bu hafta dersine pek çalışamamış gibiydi; ya da Aykut Kocaman ve öğrencileri, derbiden yeterli doneleri toplamışlardı...
Henüz 4. dakikada Ümit Karan'ın, giriştiği 'artistik' rövaşata sonuçsuz kalırken, oyuna ağırlığını koyan ev sahibi takım bu hamleye 7. dakikada cevap verdi. Petkov'un uzun topunu takip eden Bushi, Mondragon'la karşı karşıya kaldı. Kolombiyalı kalecinin uzaklaştırdığı top, orta saha civarına düştü. Kalenin boş olduğunu gören Cenk uzaktan şansını denedi; geçen haftaki Trabzonspor-Beşiktaş maçında Aurelio'nun gerçekleştirdiği pozisyonun tıpkıbasımı olan atakta, meşin yuvarlak auta gitti. 9'da Ümit Davala çok kötü vurdu; aslında bu vuruş geçen haftanın çalışkan oyuncusunun
'bugün ben yokum' işaretinin başlangıcıydı. 30'da Yordanov orta sahanın solunda topla buluştu, uzun süre meşin yuvarlağı sürdü, ceza sahasına girerken nefis vurdu; Mondragon son anda dokunarak üstten kornere attı. 43'te Revivo, ceza çizgisi üzerinde yerden sert vurdu. Meşin yuvarlak direği sıyırarak sahayı terketti. Bu aslında Galatasaray'ın, ilk 45 dakika boyunca heyecan unsuru içeren tek pozisyonuydu.
Şansın rengi Sarı-Kırmızı'ydı
Terim, Fenerbahçe'ye karşı 34 dakikada iki gol atan ve karşı tarafa hiç pozisyon şansı tanımayan 'onbir'den, bu kez verim alamadığı gibi, oyun üstünlüğü de ev sahibi takımın lehineydi. İkinci 45 dakikada da ilk pozisyonu bulan yine Sarı-Siyahlılar'dı. 48'de Mehmet'in ortasında, penaltı noktası civarında topa vuran Bushi'nin şutunda, Mondragon diziyle topu dışarı çıkardı. 53'te Volkan'ın kullandığı frikikte topla buluşan Bülent, Pinto'yu gördü. Brezilyalı oyuncunun vuruşunda Zdravkov'un çeldiği top, Ümit Karan'a çarparak, İstanbulspor ağlarını buldu: 1-0. Kötü oyuna rağmen Galatasaray öne geçmişti. 60'da Bushi'nin vuran Saidou 'adaleti' sağlamakta gecikmedi: 1-1. Beraberlik sonrasında oyunda orta saha mücadelesi vardı. 72'de Ergün'ün sağdan, sol ayağıyla kullandığı serbest vuruşta, ön direkte yükselen Cihan, skoru bir kez daha değiştirdi: 1-2.
Kalan bölümde İstanbulspor körlemesine gol aradı ama emeline ulaşamadı. Dün, Güngören'in mimarisi kötü ama maç izleme imkanı en güzel stadında şans, Terim ve öğrencilerinin yanındaydı. Ama ligin finiş çizgisine doğru 'postacı kapıyı kaç kere çalar', burası muamma tabii ki...