Peliküldeki kupalar...

Peliküldeki kupalar...
Peliküldeki kupalar...
Bu aralar gecelerimiz 'Dünya Kupası' maçlarıyla dolu, kupa bittiğinde nostalji niyetine şu filmlerle bir süre daha bu güzel coşkuyu sürdürebilirsiniz...
Haber: Uğur Vardan / Arşivi

Dublin’in kuzeyinde işsiz güçsüz iki arkadaş; Larry ve Bimbo... Zamanlarını barlarda tüketirler... Aslında pek de seçenekleri yoktur. Lakin takvimler 1990’ı göstermektedir ve İrlanda o yaz İtalya’da, Dünya Kupası’nda boy gösterecektir. Akıllarına bir fikir gelir: ‘Fish and cips’ işine girmek... İkili, ‘ekmek tekneleri’ olan bir karavanda sınıf atlamanın yollarını ararlar. İrlanda bir mucizeyi gerçekleştirir ve Hollanda’nın önünde gruptan çıkar... Sonraki turda da durmaz, Romanya’yı penaltılarla geçer... Lakin çeyrek finalde rakip İtalya’dır. Ev sahibi, Schilacci’nin golüyle ‘İrlandalılar’ı üzer ve evine yollar. Bu onlar için bu sonun başlangıcıdır... Satışlar düşer, iki arkadaş arasında sorunlar başlar ve nihayetinde başladıkları yere geri dönerler... 

Ünlü İngiliz yönetmen Stephen Frears’ın Roddy Doyle’un romanından gerçekleştirdiği ve Colm Meany-Donl O’Kelly ikilisinin başrollerini paylaştığı ‘The Van’ (Karavan), sinema tarihindeki en hoş ‘Dünya Kupası’ filmlerden biridir... 

İsrail 1982 Haziran’ında Lübnan’ın işgal eder. Çavuş Cohen’ın o yazki planı İspanya’da düzenlenen Dünya Kupası’nı yerinde izlemektir. Hatta uçak ve maç biletleri cebindedir. Görev görevdir ve Lübnan’a giderek işgalin bir parçası olur. Lakin üstlerinden subay Gallili’yle birlikte savaşa katılmadan önce İtalya’da yaşamış olan Filistinli Ziad’ın komutasındaki küçük birliğin esiri olur. Zamanla iki tarafın da en önemli ortak noktasının futbol olduğu anlaşılır. Filistinliler de, İsrailli esirler de Almanya’yla oynanacak finalde İtalya’yı tutuyorlardır. Hatta en önemli meseleleri Rossi’li ‘Azzuriler’in hangi taktikle oynayacağıdır... İsrailli yönetmen Eran Riklis imzalı ‘Gmar Gavi’a’ (Kupa Finali) de ‘Dünya Kupası’ filmleri kategorisinin nadide bir parçasıdır. 

Brezilya, 1970... Futbolu babası sayesinde çok seven 12 yaşındaki Mauro’yu, ailesi Sao Paolo’daki dedesinin yanına götürmeye karar verir. Kendisine tatile çıkacaklarını söylerler, aslında komünist olan baba Daniel, cunta rejiminden kaçacaktır. Küçük oğullarına ‘tatil’ yalanını uyduran Daniel ve eşi Bia, Mauro’yu dedesinin yaşadığı apartmanın önüne bırakırken dönüş tarihini de söyler: Brezilya’nın, Meksika’da düzenlenen ‘70 Dünya Kupası’ndaki ilk maçının günü olan 3 Haziran... Lakin dede bir gün önce vefat etmiştir. Bu bilgiden habersiz kapıya bırakılan Mauro için hayat artık çok zordur. Küçük çocuğa dedesinin kapı komşusu olan Shlomo bakmak zorunda kalır. Cao Hamburger’in imzasını taşıyan ve bizde ‘Annemler Tatilde’ ismiyle gösterime giren ‘O Ano em Que Meus Pais Sairam de Ferias’, bana kalırsa çok özel bir filmdi. Bunun nedeni de hem belli bir kuşağın hislerine tercüman olması hem de futbol aşkını derinden ve doğru bir şekilde seyircisiyle paylaşması. Hangi solcu futbolsever (‘Maocular’la ‘Enver Hocacılar’ı ayrı tutalım!) Sovyetler Birliği’ni her turnuvada hafiften kollamamıştır ki? Mesela Çekoslovakya’yı ya da 1974’te Batı Almanya’yı evinde yenen Doğu Almanya’yı? Filmde işte bu tavır çok güzel çizilmiş. Mauro’yu, “Babanın arkadaşıyız” diye yanında dolaştıran militan öğrenci Italo, Brezilya’nın turnuvada Çekoslovakya’yla oynayacağı ilk maç öncesi, Çekler’in galibiyetinin sosyalizm adına önemli bir adım olacağını söyler. Lakin Petras’ın golüyle 1-0 öne geçen Çeklere olan sempatisi, Rivelino, Pele ve Jairzinho’nun golleriyle biter, çünkü Brezilyalılığını hatırlar (meraklısına; maçı Zagallo’nun öğrencileri 4-1 kazanmıştı). 

Bir Budist tapınağına yeni gelen genç rahibin öncelikli derdi 1998 Dünya Kupası finalini seyredecekleri bir televizyon bulmaktır. Bu işi tapınak içinde halletmeleri zordur ama nihayetinde dinsel bürokrasinin de üstesinden gelirler ve başrahipleri de ikna ederler. Zorlu uğraşlardan sonra televizyon bulunur ve hep birlikte final maçı seyredilir. Üstelik başrahipler mücadelede, politik açıdan Çin’e karşı Tibet’in yanında duran Fransa’yı destekler. Bhutanlı yönetmen Kkhyentse Norbu’nun filmi ‘Phörpa’, Dünya Kupası üzerine yapılmış en eğlenceli filmlerden biridir...
Bu aralar gecelerimiz ‘Dünya Kupası’ maçlarıyla dolu, kupa bittiğinde nostalji niyetine bu filmlerle idare edebilirsiniz düşüncesiyle hatırlatmalarda bulunayım dedim de!..