Penaltı da var, mutluluk da...

Fenerbahçe'nin emeğine halel getirmeden, önce kaybeden tarafla başlamak istiyorum. Çocukluğunun en güzel yıllarını Antep'te yaşamış, futbolu da Kırmızı-Siyahlı formayla sevmiş biri olarak içim buruk seyrettim dünkü maçı.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Fenerbahçe'nin emeğine halel getirmeden, önce kaybeden tarafla başlamak istiyorum. Çocukluğunun en güzel yıllarını Antep'te yaşamış, futbolu da Kırmızı-Siyahlı formayla sevmiş biri olarak içim buruk seyrettim dünkü maçı. Yaşar'lı, Hüseyin'li lig dördüncüsü 'o' Antepspor, Kamil Ocak'ı yedi düvel karşısında sallarken, ben tribünde bağıran bir çocuktum. Şimdi ise köprünün altından seller akmış olmalı ki, ne o hava var, ne de o duruş. Yedi senedir yenemediği rakibi karşısında ilk şutunu 33'te, ilk atağa benzer girişimini ise 43'te, ilk tehlikesini 80'de ancak doğrultabilen bir Antep... Bu ligin kasası en dolu, mazisi en yakışıklı takımlarından birinin hali pürmelali bu. Yazık...
Bu yazının öznesi haklı olarak Fenerbahçe. Çünkü bir öznenin gerektiği gibi hareket eden hep onlardı. Kuran, yapan, arayan, kollayan. Çok iyi değillerdi belki. Ama bir irade beyanı koydular ortaya. İkinci dörtlüsünü bile ceza sahasının hemen önüne kuran rakibe karşı kanatlardan, göbekten varyasyonlar denediler. Üretken olamadılar, ama çabaladılar. Maçı kazanmalarına yetecek kadar...
Nurtopu gibi bir penaltı
Dakika 43'te kendi ceza sahasında bir Antepliye rastladıklarında UFO görmüş gibiydi Fenerbahçe defansı. Serdar geri paslar dışında 55. dakikaya dek, topla bir samimiyet geliştirememişti. 29'da Ümit (belki de Fenerbahçe tribünlerinden tepki görmeyecek olmanın verdiği cesaretle) enfes bir uzun pas attı Kezman'a. Ligin en çok eleştirilen forvetini eski Fenerbahçeli Oğuz sakarca düşürdü, ki aynı Oğuz daha 15 dakika önce gelişen en kombine Fener atağında Tuncay'ın vuruşunu çok iyi çıkarmıştı ama bu sefer özensizdi. Penaltıydı, verilmişti, nurtopu gibiydi, hayırlı uğurlu olsundu! Fazla tartışılmayacak, polemiklere malzeme olmayacak cinsten olmasına sadece hakem dünyası değil hepimiz şükrettik sanırım. Alex de taca atma fantezisine prim vermeyip golü buldu: 0-1. Rahatlamıştı Fenerbahçe. Haklıydı da.
Golden sonra bir şeyler değişir, Şahin Bey'in ruhunu şad edecek Antep savunması biraz olsun gevşer dedik. Gevşemedi. Mengeneler sıkıydı, hatta sarı kart görmesine rağmen Özgür, Alex'in bileklerine yakın markajını sürdürüyordu. Bu karşılaşma ikinci yarıda bize ne sunar, hakikaten merak konusuydu.
Alex son düdüğü çalamadı
Ev sahibi takım ikinci yarıya Diawara ve De Nigris'le, daha da önemlisi üst üste 5-6 pas yapma iradesiyle çıktı. Sahanın Fenerbahçe tarafındaki çimleri biraz olsun ezilmeye başlamıştı artık. Ama bu açılımın cezasını enfes bir golle kesti Tuncay. 57'de, harika hareketlerini fantastik bir vuruşla sonlandırdı. Artık Avrupa'ya gitmenin vakti geldi dercesine: 0-2. Şimdi Gaziantep'in önündeki denklem çift bilinmeyenli ve zor çözülür bir hale gelmişti. 61'te Aurelio'nun ortasına sıkı bir kafa uzatan Alex maçın son düdüğünü erkenden çalacaktı ama direkler izin vermedi. Sonrasında karşılaşma, Antep'in can havliyle Fenerbahçe'nin ihtimamı arasında geçmeye başladı. Pozisyon bulan taraf ise 67'de Tuncay'la Sarı-Lacivertlilerdi. Hasarsız devam etti oyun. Ta ki 80'e kadar. Bekir'in vuruşu Serdar'da kalmış ama evsahibi ekip nihayet bir tehlike yaratmıştı. Devamı da geldi ama çoook geç kalmışlardı.

GAZİANTEP: 0
Oğuz 5
M. Çoğum 5
Afanou 6
Bekir 6
Faruk 5
Tamer 5
(Diawara 46) 5
Kirita 6
Zurita 5
Özgür 5
Erdal 5
(Ekrem 83) -
Veysel 4
(De Nigris 46) 5

FENERBAHÇE: 2
Serdar 8
Önder 6
Edu 6
Lugano 6
Ümit 6
Aurelio 6
Deniz 6
(Selçuk 82) -
Tümer 7
Tuncay 7
Alex 7
(Deivid 78) -
Kezman 6

GOLLER: Alex (30 pen), Tuncay (57)
SARI KARTLAR: Özgür, Oğuz / Ümit, Tümer
Stat: Kamil Ocak - Hakemler: K. Abitoğlu , C. Gemici, S. Akarca