Radikal Spor hep ve daima...

Radikal Spor hep ve daima...
Radikal Spor hep ve daima...
Radikal, takvimlerdeki en uzun gün olan bugün kâğıdı kalemi bırakıyor. Bu elinizdeki son gazete. Bundan böyle 'Sanal Radikal' olacak. Bu 'son' vesilesiyle ben de 'Kaptan' sıfatıyla Radikal Spor Servisi'nin ruhunu anlatıp emek verenlerin esami listesini de vermek istiyorum.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Yine geldik bir hikâyenin sonuna… Aslına bakılırsa hikâye bitmiyor, başka bir hâl alıyor ama biz yeni maceralarda eskinin ‘konvansiyonel’ biçimleriyle yokuz… Yazdıklarımız, yazılacaklar kâğıtta değil dijital medyanın kendine özgü alanlarında yankısını bulacak, mesele bu…
Peki ya geçmiş? Bundan sonraki hayat yürüyüşümüzde peşimizi bırakmayacak onca iz, onca derin hatıra?.. Galiba onlardan bahsetmek zamanı şimdi… Ben Radikal denen o büyük evin, spor denen odasında yaşadım hep… Evet, başta sinema ve siyaset olmak üzere başka disiplinlere de ‘teşne’ oldum ama mekâna adım attığım 2002’den itibaren yerim yurdum hep orasıydı. Meslek hayatıma 1989’da başlarken çok kısa süre sonra şefim olan Yiğiter Uluğ ile yıllar sonra yine yollarım kesişmişti.
Büyüyüp serpildiğim yer olan Aktüel’den Radikal’e ‘Kültür-sanatçı’ kartvizitiyle gelirken maceranın sonraki bölümünde ‘Spor’ başlığını öne çıkaracaktım. Yiğiter, daha sonra bambaşka sulara yelken açtı, Ayhan Yılmaz ve Barış Tut’tan sonra servisin şefliğini üstlenmek bana kaldı. 2004 Haziran’ın sonunda kasayı devraldım ve takvimler artık 2014 Haziran’ını gösteriyor ve ‘En uzun gün’ tabir edilen 21 Haziran’da Radikal’in kabuk değiştirerek hayatını sürdürme faaliyeti ‘resmiyet’ kazanıyor.
Yiğiter, bizim spor basını ritüellerimiz için bambaşka yönleri, bambaşka bakışları hedeflemişti. Ben de doğrusu bu mirasa halel getirmek istemedim ve devraldıklarımı elimden geldikçe daha ileriye, daha kurumsallaşmaya taşımakla kendimi mükellef saydım. Bizim spor servisimizde neredeyse hiç spor kökenli bir basın emekçisi olmadı. Evet, hepimiz zamanında ‘amatörce’ top tepmiştik (hâlâ da tepiyoruz), hatta şimdilerde Radikal Kitap ’ta kaptanlık yapan Derviş Şentekin, bir zamanlar Radikal Spor forması giymişti ve gerçek hayatta da eski bir Malatyaspor PAF takımı oyuncusu olarak sahalarda ter akıttığı da olmuştu. 

Kimler geldi kimler geçti!
 

10 yılı biraz aşan sürede Radikal Spor’da maçlara ‘Kaptan’ olarak çıkarken yanında hep başka disiplinlerden gelmiş, her biri farklı değerlerle yüklü, son derece zeki, yetenekli ve çizginin üstünde gençlerle çalıştım. Ben Conan gibi ‘İlkel çağların savaşçısı’ydım, onlar ise post-modern dönemlerin ifade biçimleri. Sadece farklı dönem reflekslerini aynı potada eritmedik; gecelerimizi, sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, dertlerimizi, kederlerimizi, mutluluklarımızı paylaştık. Malum, ‘Spor servisi’ elemanları ‘Gecelerin efendileri’dir, herkes gider koca konak onlara kalır! ‘Endüstriyel futbol’ döneminde her geceye bir maç koyan ve eldeki aynı ürünü defalarca sömüren sistem, spordan çok futbolu önemsediği ve kitleleri de buna alıştırdığı için spor servislerinin fazla bir seçeneği yok -hoş, o servisler de bu futbola dayalı düzenin parçası olmaktan hep memnundular-, neredeyse her gece gazetedeydik.
Bazılarımız bu maceranın sonuna dek parçası oldu, bazılarımız geleceğini başka denizlerde ve disiplinlerde aradı. Hepsine yaptıkları ‘Yol ve kader arkadaşlıkları’na binaen teşekkürlerimi sunuyorum. Onlarsız bir Radikal Spor hem vitrinde hem mutfakta sıradan, renksiz, ruhsuz olurdu. Her birinin ayrı bir emeği, hakkı vardı yolculuğumuzda. Hangi birini saysam ki? İlk geldiğimde Kaan Kural, Ayhan Yılmaz, İlkay Coşkun vardı, Efkan Bucak’ın ve Derviş Şentekin’in takıma katılmasında ben önayak oldum, bir anlamda ilk göz ağrımdı, sonra Eray Özer’di, Bener Onar’dı, Halil Yazıcıoğlu’ydu, Onur Erdem’di, Mahmut Hamsici’ydi, Fazlı G. Dokan’dı, İbrahim Koçyiğit’ti, Burak Kuru’ydu, Onur Salman’dı, Kenan Başaran’dı, Metin Aktaşoğlu’ydu, Hakan Akar’dı; kadro genişledikçe genişledi.
Stajerlerimizin emeği ve bizde bıraktıkları izler de çok değerliydi benim için… Sayfalarımızı yapanları, fikirlerimizi bir nevi ‘Pelikül’e dökenleri de unutmayalım: İbrahim Sarıdağ (bu yoldaki en vefalı dostlarımdan), Bilgin Budun, Taylan Polat, Bilal Kızılay, Cem Sancaklı, Aytekin Yılmaz, Mustafa Arslan ve Ersel Yıldız… Ve gereksiz taramalardan kaçınmış çizgileriyle yolculuğumuzu eşlik edenler; Turgut Yüksel, Turgay Tüysüz, Şevket Yalaz, Muammer Olcay, Hicabi Demirci, Ümit Atalay, hepsine sonsuz teşekkürler… 

Ah şu ‘Romantik tatlısu aydınları’
 

Tüm bu genç arkadaşlarla spora tarafsız, mesafeli, ilkeli, hakkaniyetli yaklaşmaya çalıştık, başardık başaramadık ama derdimiz buydu. Yazarlarımız Tanıl Bora, Mehmet Demirkol, Erkan Goloğlu, Feryal Pere, Ahmet Çiğdem, Semih Gümüş, Hakan Dilek, Cengiz Alpman, Serra Okumuş Onay, Erkan Arseven, Ahmet Çakır, Banu Yelkovan, Asena Özkan, Alp Can, Zafer Arapkirli, Kıvanç Koçak, Oray Eğin, Bağış Erten, İbrahim Altınsay, Metin Üstündağ, Koray Gürtaş, Yetvard Danzikyan, Sevin Okyay, Caner Eler, Feridun Düzağaç’la kaleyi hep farklı yerlerden görmeye çalıştık.
Biliyorum bizi sevmeyenler ve ‘Romantik tatlısu aydınları’ türü ifadelerle aşağılamaya çalışanlar var. Bütün bu sistem içinde kusurumuz buysa, ona da ‘Eyvallah’. Biz bu âlemde kendimizce hoş bir sada bırakmaya çalıştık ve sanki bunu başardık.
‘Radikal Spor bakışı’ diye bir kavramı yerleştirdik, ‘Başka bir dünya mümkünmüş’ü gösterdik. Biz böyleydik, böyle kalacağız: Romantik, biraz kırılgan belki ama her daim kendince doğruları söyleyen, haklının yanında ve hep oyuna sevdalı; bu yüzden de insanı, mesleğin emekçilerini öne çıkaran, onları sevip kollayan…
Ve bu görevi ifa ederken fikirlerimizin, kendimize özgü başlıklarımızın, metinlerimizin, bakış açılarımızın yazılıp çizilmesine ve basın âleminin belleğinde yer bulmasına kapı aralayanlar… İsmet Berkan vermişti ilk kez bana ‘Hükümeti kurma görevi’ni…Yeşim Denizel'ler, Erdal Güven’ler, Ali Topuz’lar, Hakan Çelenk’ler, o günlerin tanıklarıydı. Sonra Eyüp Can “Yola devam” dedi, bu kez Bülent Mumay’lar, Çınar Oskay’lar, Sefer Levent’ler, Muhittin Danış’lar, Gökçe Aytulu’larla devam etti macera… Bir de internet editörümüz Cüneyt Muharremoğlu’nun yol arkadaşlarım Cengiz Alkan ve Ersel Ergüz'ün hakkını vermeliyim, bu serüvende onunla da çok şeyi paylaştım…
Ve nihayetinde bugündeyiz… Bize ayrılan kâğıdın sonuna geldik… Yolu Radikal Spor’dan geçen herkese sevgilerim ve sonsuz minnet duygularımla… Hoşçakalın!..