'Real Madrid Galatasaray'ı asfaltladı'

'Real Madrid Galatasaray'ı asfaltladı'
'Real Madrid Galatasaray'ı asfaltladı'

Real önünde hezimete uğrayan Galatasaray da Başkan Ünal Aysal, takımına güvendiğini söyledi.

Galatasaray ’ın Real Madrid’e 6-1 mağlup olduğu maç Avrupa basınında geniş yer buldu. İspanyol gazeteler temsilcilerini överken İtalyanlar Galatasaray hakkında sert ifadeler kullandı. AS Gazetesi karşılaşmayı “Real Madrid Konstantinopolis’i aldı” başlığıyla verirken Marca ise Real Madrid’in Türk Telekom Arena’yı gerçekten cehenneme çevirdiğini ve dehşet içinde kalan Galatasaraylılara merhamet göstermediğini yazdı.
İtalya’daysa Corriere dello Sport, “Ancelotti’nin takımı, Galatasaray’ı küçük düşürdü. Real Madrid, Galatasaray’ı asfaltladı”, Corriere della Sera, “Real Madrid, Galatasaray’ın üzerine çığ gibi düştü”, SportMediaset “Real ve CR7 abarttı” başlıklarını attı.
Öte yandan Real maçında Pepe’nin darbesiyle sakatlanan Drogba’nın tedavisine başlandığı belirtildi. Yıldız oyuncu, Beşiktaş maçına yetiştirilmeye çalışılacak.

Nas: Tepkim normal

Real Madrid yenilgisi sonrası “Fatih Terim şimdi gitsin biraz da Fener’i çalıştırsın. Sen gider milli takımı çalıştırırsan, antrenman yaptırmazsan olacağı budur” ifadelerini kullanan Galatasaray Genel Sekreteri Adnan Nas, dün de bir açıklama yaparak “Son dönemde hem yönetimimizin, hem de teknik direktörümüzün ve oyuncularımızın dikkatlerinin dağılmasına yol açan zamansız teklif ve müzakere süreçlerine pek çok Galatasaraylı gibi benim de tepki duymam ve bunu dile getirmem yadırganmamalıdır” diyerek geri adım atmadı.

Galatasaray neden fark yedi?

BAĞIŞ ERTEN
Futbol klişelerinden biri “Üç cephede oynamak zordur” der. Galatasaray bu cephe sayısını beşe çıkardı. Bir yandan adı konmayan ‘başkan-teknik direktör gerginliği’, bir yandan Fatih Terim’in hem Milli Takım hem de Galatasaray’ı çalıştırması, bir yandan Lig, Kupa, Şampiyonlar Ligi derken bütün bunlar Galatasaray’ı kırılgan yaptı. Aslında bir önceki geceki maçta ilk golü yiyene kadar karşımızda meydan okuyan bir Galatasaray vardı. Hatta ikinci yarının başında Burak Yılmaz’ın kaçırdığı kafa vuruşu ağlarla buluşsu bugün bir kahramanlık hikâyesi konuşuyor olabilirdik ama altı golü konuşuyoruz. Çünkü kırılgan bir yapıda bir şey kırılmalya başlayınca her şey peşi sıra gelir. Murphy kanunları boşa çıkmıyor: Bir şey ters gitti, sonra her şey ters gitti.
Terim’in sahada aldığı risk ise aslında yabancı sayısı ya da dört yabancılı defans kurgusuyla ilgili değildi. Fatih Terim, Real Madrid karşısına dünyada pekçok takımın çıkmakta çekinceği kadar fazla hücum oyuncusuyla sahaya çıktı. Evet goller defansın bireysel hatalarıyla yendi. Ama iki golü altı gol yapan şey takım savunmasındaki zaaflardı. Fakat bu Fatih Terim’in cesareti mi yoksa yedi düvele karşı mücadele verme geleneğinin bir ürünü olarak bir rest miydi? Bilemeyiz. Sonuçta Fatih hocanın haksız çıktığı ve zor durumda kaldığı ortada.