Rengini yitirmiş takım

Rengini yitirmiş takım
Rengini yitirmiş takım
Şartlı tahliyeden yararlanan Fenerbahçe, bugün Red Bull Salzburg'la oynuyor. Azgın bir 'sahip' tarafından gasp edilen bir takım...
Haber: TANIL BORA / Arşivi

Red Bull, malum, Avusturya’nın dünya çapında iş yapan enerji içeceği markası (Bütün enerji içeceklerinin kanı ve damarları yapışkanlaştırarak kalp krizi riskini arttırdığına dair ciddi iddialar olduğunu not edelim). Dev firma, hitap ettiği sportmen tüketici imajına uygun olarak, spor endüstrisine yatırım yapıyor. Avusturya, Almanya, Britanya, İtalya, Avustralya, ABD , Brezilya, Filipinler ve Gana’da futbol, buzhokeyi, otomobil yarışı alanlarında 14 spor kulübüne sahipler. Avusturya futbol liglerinde Salzburg’un yanı sıra, 2. Lig’de Liefering kulübü de bunların.
Popülaritesinden ötürü Almanya futboluna ‘yatırım’ yapmaya bilhassa hevesliler ama oradaki statüye göre kimsenin bir kulübün yüzde 49’dan fazla hissesine sahip olamaması, işlerini zorlaştırıyor. Kulüplerin reklam içeren isim taşımaları da yasak olduğundan, ciddi para döktükleri RB Leipzig’in başındaki o RB harfleri mahsus Red Bull izlenimi verecek şekilde tasarlansa da aslında RasenBallSport’un kısaltması (‘çim topu sporları’ diye palavra bir laf bu!). RB Leipzig’i üç senede 3. kümeye kadar çıkardılar, hedefleri iki üç sezon içinde 1. Bundesliga.
Anayurtlarında böyle taklalar atmaları gerekmiyor zira Avusturya futbol ortamı zaten uzun zamandır sponsorların elinde oyuncak olmuş durumda. Nitekim Austria Salzburg, Red Bull’un eline geçmeden çok önce, ta 1973’te sponsor firmaların isimlerini takınmaya başlamıştı: Gerngross, Sparkasse, Casino, Wüstenrot. Ama Austria ön adı hep baki idi. 1978’den 1997’ye kadar taşıdıkları Casino adıyla, tarihlerinde ilk defa, toplamda üç defa şampiyon oldular. Gerçi, 2005’te başlayan Red Bull dönemi çok daha başarılı: 8 sezonun dördünde şampiyon, dördünde ikinci.
Ne var ki Red Bull patronları, bu başarılara erişirken kulübü tarihinden kopartıp başkalaştırdılar. 2005’te mali sıkıntıya düşen kulübün yüzde 100 hissesini alırken, adıyla beraber amblemini ve renklerini de değiştirdiler. 1933’ten beri kullanılan Mor-Beyazın yerini, enerji içeceği kutusundaki Kırmızı-Mavi almıştı. Böylelikle kulübün tarihini sıfırlıyorlardı; zaten aynen bunu amaçladıklarını açıkladılar: Red Bull Salzburg yeni bir ‘oluşumdu’, Austria Salzburg geçmişte kalmıştı. Taraftar profiline de müdahale ettiler: Stadın ayakta maç izlenecek ucuz tribününün kapasitesini yarıya indirdiler, ‘istenmeyen’ 59 taraftara stat yasağı koydular, firmanın kırmızı boğalı amblemini taşıyan urbalar giydirdikleri bir amigo grubunu işe koştular.
Kulüplerinin gasp edilmesine yuh diyen taraftarlar susmadılar ama. Avusturya’daki bütün kale arkası taraftar grupları, “Austria’yı geri istiyoruz” sloganıyla onlara destek verdi. Dayanışma Avrupa çapında yayıldı. 2005 Eylülü’nde Avrupa’nın 150’ye yakın stadında Austria Salzburglulara destek için Mor-Beyazlı bayraklar açıldı, tezahüratlar yapıldı. Hans Krankl, Herbert Prohaska gibi efsanelerin de aralarında olduğu eski yıldızlar destek açıklamalarında bulundular.
Taraftarlar protestoyla yetinmediler. Kulüplerinin aşırı ticarileştirilerek genetiğiyle oynandığına inanan Manchester United ve Wimbledon taraftarlarının yaptığını yaptılar. Tıpkı onlar gibi, ‘otantik’ kulüplerini kendi elleriyle yeniden kurup, en alt kümeden mücadeleye başladılar. 800 üyenin girişimiyle kurulan Mor-Beyazlı ‘öz’ Austria Salzburg’un 2006’da mahalli amatörde siftah eden kadrosunda, kale arkasından birkaç taraftar da top tepiyordu. Yeni Austria dört sezon üst üste şampiyon olarak, üçüncü kümeye kadar yükselmeyi başardı.
RB Salzburg, futbol endüstrisinin arsızlığının numunesi, sponsordu, mali kaynaktı falan derken rengini bile kaybetmenin ibretlik hikâyesidir. Fener tribünlerinde bir Mor-Beyaz bayrak açılsa, diyorum, şık olmaz mı?