Ribery gitmeyip de ne yapacaktı?

Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), önceki gün son kararını verdi ve Galatasaray, Marsilya'ya kaptırdığı Franck Ribery'den 'beş kuruş' kazanamadı.

İSTANBUL - Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), önceki gün son kararını verdi ve Galatasaray, Marsilya'ya kaptırdığı Franck Ribery'den 'beş kuruş' kazanamadı. Hatta yarım sezon oynatılan bir oyuncu için Metz'e 1.9 milyon avro kaptırıldı. Peki CAS, Sarı-Kırmızılı ekibin 10 milyon dolarlık tazminat talebini neden reddetti ve FIFA'yla aynı doğrultuda karar verdi? Aşağıdaki veriler eşliğinde CAS ve FIFA çok da haksız değil gibi.
Galatasaray'ın iddialarından satırbaşlarıyla başlayalım:

  • Ribery'ye şubatta 203 bin avro, 31 Mayıs'a kadar da 57 bin avro ödenmiştir. 14 Haziran'da (Ribery 13 Haziran'da gitti) futbolcunun hesabına 307 bin avro geçilmiştir. Bu oyuncu, gerek basına gerekse, futbolcu-yönetim buluşmalarında başkana 'her şeyin yolunda olduğunu' söylemiştir.
  • Futbolcu kulübümüzün maddi yükümlülüklerini yerini getirmediğini bize 'şahsen' bildirmemiştir.
    Onu temsil ettiğini söyleyen Bruno Heiderscheid'ın Ribery'nin yasal menajeri olduğu muğlaktır. Ki kulübü uyaran mesajlarını o yollamıştır.
  • Kontratları olağandışı biçimde bitirmek son çare olmalıdır. Ribery, kulüpte kalmak için çaba göstermemiş 'kolay yolu' seçmiştir. Mesela, federasyondan gelecek naklen yayın parasından ödeme talep etme yoluna gitmemiştir.
    CAS'ın kararına göre Galatasaray'ın maddi yükümlülüklerini yerine getirmediği su götürmez bir gerçek. Aslan'ın marttan başlayarak beş ay boyunca Ribery'ye 40'ar bin avro ödemesi gerekiyordu. Ayrıca Sarı-Kırmızılıların 'bonus' ödemeler yapması sözleşmede belirtilmiş: Oyuncunun kadroya girdiği her maç için beş bin, 10 maç sonunda 75 bin avro.
    Ribery, ligde ve kupada toplam 17 maçta forma giydiği için Galatasaray'ın Fransız futbolcuya vermesi gereken para -aylık taksitlerle beraber- 320 bin avroyu buluyordu. Ancak Ribery, bu miktarın sadece altıda birini alabilmiş. Ribery'nin son maçını 29 Mayıs'ta oynadığı düşünülürse (bonus miktarı o zaman netleşiyor) 'Ferrari'nin neredeyse transfer parasının ilk taksitini bile alamadığı görülüyor. Dolasıyla FIFA'nın '90 gün boyunca parasını alamayan veya sorun yaşayan futbolcular serbest kalabilir' yönündeki kararı bu olayda gerçekleşmiş.
    'Menajeri sorunlu değil'
    CAS, kulüplerin maddi olarak zor duruma düşmeleri halinde bile oyuncuların kendi haklarını koruyabileceğini savunuyor. Bunun iki şartı var: 1) Ödemelerdeki gecikmelerin kendini tekrarlamaması. 2) Oyuncunun rahatsızlığını belirten bir yazı yazması. Galatasaray-Ribery davasında bu iki şart da gerçekleşmiş durumda. Hatta Ribery'nin menajeri, 30 Mayıs'ta kulübe bir mektup yazmış: "Sizi son kez uyarıyoruz. 48 saat içinde müşterim hak ettiği parayı alamazsa FIFA'ya gideceğiz." Bu Heiderscheid'ın Florya'ya yolladığı dört mektuptan sadece biri.
    CAS, Galatasaray'ın 'Heiderscheid, Ribery'nin menajeri değil' yönündeki iddiasını da çürütüyor. İki taraf 15 Nisan'da bir kontrat imzalamış, Lüksemburglu menajer 24 Mayıs'ta kulübe resmi evraklarını da yollamış. CAS'a göre bu menajer 'işleri karıştıran adam' bile olsa gerçek değişmiyor. Bir 'işçi'den, işvereni lehine kendi temel haklarından feragat etmesi beklenmemeli.
    'Güveni sarsılmış'
    Ribery'nin kulüpte mutlu olduğu yönündeki iddialarına gelirsek. CAS'ın görüşü şöyle: "Bir kere kulübe yollanan mektuplar oyuncunun güveninin sarsıldığını gösteriyor. Yabancı bir ülkede futbol oynayan genç bir oyuncunun davranışlarından yorum çıkarılmamalıdır. Ribery'nin geç ödemeleri kabul edeceği yönünde bir izlenim edinmek bu şartlar altında imkânsız görünmektedir."
    CAS, yayın haklarından gelecek parayla Ribery'nin alacaklarının ilişkisi bulunmadığını iki taraf arasındaki bir sözleşmede üçüncü bir ismin belirleyici olamayacağını da vurguladı. (Spor Servisi)