Roberto Carlos'tan Massa'ya hemşeri desteği

Malumunuz İstanbul Park'ın işletme hakları, F1 patronu Bernie Ecclestone'a verildi. Bunun belirtilerini de bu yıl açıkça gördük. Bu yıl 'beleş' bilet ve davetiye sayısında çok ciddi düşüş yaşandı.

  • Malumunuz İstanbul Park'ın işletme hakları, F1 patronu Bernie Ecclestone'a verildi. Bunun belirtilerini de bu yıl açıkça gördük. Bu yıl 'beleş' bilet ve davetiye sayısında çok ciddi düşüş yaşandı. Padok alanı da geçen seneki kadar şen değildi. Kısıtlamalar gerçekten dikkat çekici boyutta. Biz gazetecileri en çok üzen(!) ise basın merkezinde geçen seneki gibi çay ve kurabiye vermemeleri!
  • Red Bull'da masamda oturmuş dondurmamı yerken kimi göreyim? Roberto Carlos! Birkaç basın mensubuyla birlikte Brezilyalı futbolcunun peşine takıldım. Kendisini durduran tüm basın mensuplarıyla görüştü, ta ki bir görevli gelip 'E hadi Massa bekliyor' diyene kadar. Brezilyalıların büyük buluşması Ferrari pit alanında gerçekleşti. Carlos, İstanbul Park'a Massa'yı desteklemek için geldiğini söyledi. Bu arada, buluşmayı görüntülemeye çalışan fotoğrafçılarla Ferrari görevlileri arasında ufak bir arbede çıktı. Türk gazetecilerin 'relax, relaaax' (sakin, sakin) sözlerine Ferrari görevlisinin 'Önce sen bir sakinleş, ben sakinleşirim" sözü kayda değerdi.
  • Pankartlar sadece futbol maçlarında mı olur? Hayır! İşte size ana tribünde açılan ve özellikle Fernando Alonso'yu destekleyen pankartlardan seçmeler: 'Massa, kusura bakma ama şampiyon önce araba kullanmasını öğrenmeli', 'Schumi geri dön', 'Fernando, sen onların kazanmasına yardım ettin, onlar senin kaybetmene neden oldu, nerede eşitlik?', 'Ron Dennis, eşitlik nerede? Besle kargayı oysun gözünü' (Macaristan GP'deki sıralama turu krizi nedeniyle McLaren'e gönderme), 'Gözü yaşlı Hamilton, tüm hayatın boyunca bir kaybeden olacaksın', 'Seni özlüyoruz Montoya'.
  • Alışveriş merkezi, aşırı sıcağa karşın ana-baba günüydü. Bridgestone ve Petrol Ofisi'nin çadırları oldukça kalabalıktı. Bunda dansçı kızların varlığı etkiliydi tabii. Hele ki Bridgestone'da dansçı kızları izleyen, ellerinde cep telefonlarıyla dev fotoğrafçı ordusu görülmeye değerdi! Resmi ürünlerin satıldığı çadırlara da yüksek fiyatlara karşın (En ucuz tişört 50, şapka da 60 YTL'ydi. Gömlekler 100 YTL'den başlıyordu. Massa'nın Sauber zamanındaki tişörtleri bile 25 YTL'den satılıyordu) ilgi fazlaydı.
  • Yarış öncesi pit alanları halka açıldı. Tabii ortalık ana-baba günüydü. Özellikle garaja çekilen araçların fotoğrafını çekmek için insanlar birbirini eziyordu. Ferrari ve McLaren görevlileri seyircilere fazla pas vermedi ancak BMW Sauber'liler 'Hadi, çekin bakalım' dercesine aracı seyircilerin ortasında durdurup birlikte fotoğraf çektirmelerine izin verdi.
  • İnönü Stadı'ndaki meşhur 'Beleştepe'yi hepimiz biliyoruz. Bir 'Beleştepe de İstanbul Park'ta var. Yarış biletlerini fazlasıyla pahalı bulan bazı vatandaşlar, İstanbul Park'ın yakınlarındaki bu yerde, ağaca veya elektrik direğinin üzerine çıkarak yarışları izlemeye çalıştı.
  • Formula 1'in bir alt ligi GP'de Petrol Ofisi FMS hafta sonunu kârlı kapadı. FMS'nin Kuzey İrlandalı pilotu Adam Carroll, cumartesi günkü üçüncülük başarısını dün de tekrarladı. Takımın Türk pilotu Jason Tahincioğlu ise mücadeleyi tamamlayamadı. Genç pilot, 8. turda Sebastien Buemi'nin temasına maruz kaldıktan sonra Adrian Zaugg'a çarptı. Bir süre ilerledikten sonra pist dışına çıktı. Dünkü yarışı Alman Timo Glock kazandı.