'Sadece hakkımızı alıyoruz'

Antalya'daki Haluk Ulusoy Teknik Direktör Semineri'nde görüştüğümüz ünlü teknik adamlar, Süper Lig'de 17 takımın başında yerli hoca bulunmasını doğru ve haklı bir durum olarak değerlendirdiler.

ANTALYA - Antalya'daki Haluk Ulusoy Teknik Direktör Semineri'nde görüştüğümüz ünlü teknik adamlar, Süper Lig'de 17 takımın başında yerli hoca bulunmasını doğru ve haklı bir durum olarak değerlendirdiler. Başta Şenol Güneş olmak üzere, Erdoğan Arıca, Ziya Doğan, Tevfik Lav, Mustafa Fedai, Güvenç Kurtar, Yılmaz Vural, Hikmet Karaman, Rasim Kara gibi teknik adamlar olayı bütün yönleriyle değerlendirirken, "Türk teknik adamlar, son yıllarda kendilerini çok geliştirdiler, ülke koşullarına kolay uyum sağlayabildikleri için başarılı oluyorlar" değerlendirmesinde birleştiler.
Lucescu gibi başarısı açık ve Türk futboluna gerçekten bir şeyler verebilen teknik adamlara hiçbir sözlerinin olmayacağını belirten teknik adamlar, "Ama onun başarısından yola çıkarak Multescu, Stoichita gibi sıradan adamların getirilmesinin hiçbir anlamının olmadığı da kısa sürede ortaya çıktı" dediler. Özellikle bu iki hocanın, kulüp başkanlarının Türk teknik adamlara karşı kişisel öfkeleri nedeniyle göreve getirilmiş olduğu da ileri sürüldü.
Denge zamanı
Hemen tümü futbolculukları ya da antrenörlükleri döneminde yabancı hocalarla çalışmış olan bu teknik adamlar, şöyle konuştular: "Onlardan elbette ki çok şey öğrendik. Üstelik, küreselleşen dünyada artık 'ülkemize yabancı hoca gelmesin' gibi bir görüşü kimse savunamaz. Ama değişik bir noktaya geldik. Artık bizim de yabancı ülkelerde çalışmamız gerekiyor. Böylece iş daha dengeli bir noktaya gelecek." Türk futbolunun son 10 yıldaki yükselişinde Türk teknik adamların katkısının çok daha büyük olduğunu belirten teknik adamlar, önümüzdeki 10 yıl içinde de dünya futboluna Türkiye'nin damgasını vuracağı iddiasını dile getirdiler. Futbolda gelişmiş bütün ülkelerde yerli hocaların egemenliğinin bulunduğunu belirten teknik adamlar, "Ülkenin ve kulübüngerçeklerini yerli hocalar daha iyi biliyor. Bu da önemli bir fark yaratıyor" göründe birleştiler.
ŞENOL GÜNEŞ: Olayı evrensel boyutta düşünmeliyiz. Geçmişte farklı bir durum vardı ve bugün çok iyi noktaya geldik. Eskiden uluslararası alanda pek kaale alınmazdık, ama bu durum çok değişti. Şimdi dünya ile yarışacağız. Bazı hocalarımız yurtdışına gidecek ve karşılıklı alışveriş doğacak. Buna hazırlanmalıyız.
ZİYA DOĞAN: Türk teknik adamlar olumsuz koşullara hazır ve çok daha özverili. Bizim görev yaptığımız koşullar bazı yabancı hocaları üç günde kaçırabilir. Ben bunun bir örneğini İstanbulspor'da yaşadım. Benhakker, kulübün idman alanının filan henüz yeni yapılmakta olduğunu görünce neye uğradığını şaşırmıştı.
ERDOĞAN ARICA: Bir süreci tamamladık ve istenen duruma geldik. Artık yerli teknik adamların yeterlilikleri tartışılmaz. Ancak burada bize düşen önemli sorumluluk var. Şans bulduğumuzda, bunu en iyi biçimde değerlendirebilecek durumda olmamız gerekir.
YILMAZ VURAL: Genel doğrulara katılıyorum. Yabancıya karşı değilim. Takımlarımızı çalıştırabilecek yeterlilikte yığınla hocamız da var. Ama bunlar takımların başına gerçekten doğru seçimlerle ve belli projeleri uygulamak üzere mi seçiliyorlar, yoksa başka nedenler mi ön plana çıkıyor. Bunu da görmeliyiz.
RASİM KARA: Kırgınlığım var; Beşiktaş'ta çalıştığım dönem doğru değerlendirilmedi. Avrupa'da, üç takım eledim ve takımımı 2. yaptım. Şimdi aynı işi yapan Lucescu ve benden sonra takımı 6. sıraya kadar düşüren Toshack göklere çıkarıldı, bense yok sayıldım.
HİKMET KARAMAN: Gelişme önemli ama Türk futbolunda daha sağlıklı bir ortamın sağlanması için yapılacak çok iş var. Teknik adamlar ve futbolcular çok ilerledi ama yönetimler gelişmeye ayak uyduramadı. Doğru-dürüst sözleşme bile yapılmıyor. En asgari hakkınızı savunduğunuzda kötü adam oluyorsunuz.
TEVFİK LAV: Bence asıl iş şimdi başlıyor. Çünkü bugüne kadar imkan bulamadığımız için doğal olarak yakındık. Ama şimdi bu imkana layık olduğumuzu göstermek zorundayız. Kişisel olarak mutlaka ortaya bir fark koymak gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yine yabancılara kapıların açılması kaçınılmaz olur.
MUSTAFA FEDAİ: Galiba bu konuda en zor durumda olan kişi benim. Hiç kimse merak etmesin, buraya hak ederek geldim, böyle bir işi kimseye hatır gönül için vermezler. Altı yıldır kendimi hazırlıyordum. (Spor Servisi)