Sadece maçı değil, pek çok şeyi kazandı

Sadece maçı değil, pek çok şeyi kazandı
Sadece maçı değil, pek çok şeyi kazandı
Bu aralar spor sayfalarının başrolünde ne var? Varsa yoksa başkanlık seçimi, adaylar ve onların insanın içini hiç açmayan salvoları... Oysa ne maçtı!
Haber: BAĞIŞ ERTEN - bagis.erten@gmail.com.tr / Arşivi

Eğer burası gerçekten bir futbol kültürü ülkesi olsaydı bu maçtan önce ne güzel hikayeler okurduk. Futbol kariyerinin belki de en büyük travmasını yaşatan rakip takımın başında Daum eski yuvasına karşı... Fenerbahçe formasıyla Chelsea’ye gol atan Kazım ne düşünüyor? Fenerbahçe’nin en şanlı sayfalarında yer alan Tuncay gittiğine pişman mı? Ya Egemen? Peki genç Enes heyecanlı mı? Bursa’ya o şampiyonluğu kaybeden başta Volkan olmak üzere Fenerbahçeli futbolcular Bursa’ya geldiklerinde ne düşünüyorlar, vesaire vesaire...

Yok ben bunlarla ilgilenmiyorum, bana sahada oynana futboldan bahset diyene de malzeme bol. Ligin en iyi yabancılarından Belushi-Batalla ikilisi, Fenerbahçe’yle oynadığı 70 maçta 22 gol, 18 asistle oynayan Kuyt, 80 maçta 33 gol atan Sow falan filan...

Ama bu aralar spor sayfalarının başrolünde ne var? Varsa yoksa başkanlık seçimi, adaylar ve onların insanın içini hiç açmayan salvoları... Oysa ne maçtı! Bu durumdan içi sıkılanları bu sayfalardaki diğer yazıma davet edip, ya sabır çekip maça dönüyorum. Sonuçta ligin en heyecanlı maçlarından birini izledik.

Oyun beklendiği gibi yüksek tempoyla başladı. Daha çok da konuk ekip lehine. Hemen Bursa da potu gördü ve peyi yükseltti. Böylece tribündeki atmosferin sahaya gönderdiği istek parçası gerçekleşmiş oldu. İlk 15 dakikada kaleyi bulamayan iki güzel vole vardı: Bir tarafta Sow’dan, diğer tarafta Murat Yıldırım’dan. Ardından da gol geldi. 20’de tumturaklı bir atak yaptı Bursaspor. Önce Batalla, sonra Murat en son da Ferhat golü giden en güzel yolu buldular: 1-0. Hak etmişlerdi bu golü. Çünkü oyunda daha istekli taraf olduklarını net gösterdiler. Fenerbahçe ise bir türlü pas trafiğini organize edemiyordu. Devre onlar adına kaleyi bulan tek golle bittiğinde başta Emenike olmak üzere henüz maça bile ısınmamış gibilerdi. Oysa maça hızlı başlayan taraftılar. Bursaspor ise 37’de Belushi’yle ikinciyi bulsa her şey tıkır tıkır işleyecekti. Yine de buna da şükür demişlerdir.

Yeni devrede iki takım da rollerini anlaşmalı paylaşmış gibiydi. Fenerbahçe topa sahip olmak istiyor, Bursaspor ise kontratak pususunda bekliyordu. İlk 15 dakika geride kaldığında istediklerini yapan taraf gene ev sahibiydi. Bu yüzden Ersun Yanal hemen elindeki yedek silahlara saldırdı. İki orta sahayı aldı (Topal ve Cristian) yerine Webo ve Emre girdi. Orta sahayı eksilten bu kumar daha sınanmadan bir kornerde golü buluverdi Sarı Lacivertliler. 63. dakikada başlattıkları muhasaranın sonucunu Webo’yla alıverdiler: 1-1.

Gol tribünleri bir süreliğine etkilese de sahadaki oyuna etki etmedi. Format hâlâ aynıydı. Atakta Fener, tetikte Bursa. Bu sefer de toparlayan Fenerbahçe oldu. İstim üstündeyken bir tane daha arıyorlardı. O bölümde bulamadılar. Bu sayede oyun yeniden kırılgan dengeye oturdu. Gerginlik ve heyecan son bölüme dek taşındı. 80’de Batalla’nın golü ofsayta takıldı. 83’te ise Sarı-Lacivertliler duran top maharetini ortaya koydu ve Emenike’yle golü buldu: 1-2. Bursa buza kesti bu golle. Ta ki 90 artı 1’de kaptan Batalla gemisini kurtarmak için hamle edene dek: 2-2. Oysa maçın tansiyonu durmak bilmiyordu hâlâ. Ve olmayacak iş oldu son dakikada. Egemen’in golüyle Fenerbahçe kazandı: 2-3. Sadece maçı değil, pek çok şeyi de... 


Lider, Bursaspor deplasmanında kazandı