Şampiyonluğun Öyküsü (2)


Futbolcular, kalbiyle oynayanlar ve parasına bakanlar olarak ikiye ayrılır taraftarın gözünde. Nerden bilirler bilmem, ama değerlendirmeleri, gerçeğe gerçekten çok yaklaşır.

Yazı Dizisi
Haber: FERYAL PERE / Arşivi

Futbolcular, kalbiyle oynayanlar ve parasına bakanlar olarak ikiye ayrılır taraftarın gözünde. Nerden bilirler bilmem, ama değerlendirmeleri, gerçeğe gerçekten çok yaklaşır.
İki yıl önceydi.
Saracoğlu'nda, antu.com/Fenerlist ödül töreni vardı. "Gelecek" dediler. Çimlerin şöyle bir ürperdiğini hissettim. (Gözümle görmesem inanmam, gördüm!) Kendi zamanının, ücret olarak transfer şampiyonu sayılmasına rağmen, tek bir Fenerlinin, onu dünyevi çıkarlara yaklaştırmadığına eminim.
Fenerbahçeli Lefter gelecekti. Daha okumayı öğrenmeden, babamın beni ve kardeşlerimi, elini öpelim diye, Ankara deplasmanındaki Fener'in kaldığı otele götürdüğü Lefter. Marşın içinde adı geçen dört büyükten biri.
Geldi. Aziz Yıldırım'ın kolunda, doktorunun korumasında. Kollarını havaya kaldırıp, alkışlayanları selamladı. Ağladı. O anda Sezen olmak istedim, birinci 'elden' söylemek için.
Sen ağlama, dayanamam!
Ve birkaç gün önce, Radikal için konuşmak, ardından bir kutlamaya katılmak için buluştuk? Sözleştik? Bir araya geldik? Bilmiyorum ki doğru fiili. Hangisini yazsam, kendimi fazla önemsemişim gibi geliyor. Bildiğim, babamın Lefter'ini ne zaman görsem, gözyaşı dökeceğimiz. Bir de izinleriyle, bugüne kadar Appiah ya da Tuncay ya da Pierre ya da herhangi bir kanaryaya, çok içten söylemiş de olsam, adı geçen şarkıyı geri çekiyorum!!! Ben bu cümleyi, sadece 'arkadaşım' Lefter'e diyorum!
Neyse ki Muhsin'in çalıştırmayı bildiği ses kayıt cihazı, o güzel saati saklıyor:
Lefter: Konuşturacak mısınız?
Feryal: Evet.
Lefter: Soracaksanız nasıl Fenerbahçeli oldum gibilerden, ben affedersiniz beş yaşında çocuktum. Babam denizciydi. Denize gider, balık tutardık.
Feryal: Büyükada mı İstanbul mu?
Lefter: Büyükada. Ben doğma büyüme Büyükadalıyım.
Feryal: Biliyorum. Büyükada Fenerlilerin kurtarılmış bölgesi sayenizde!
Lefter: Benim babam da Fenerbahçeliydi. Onun için ben ölünceye kadar Fenerbahçeli kalacağım.
Feryal: Babam size hayrandı. Babam size Lefter derdi. Ben Lefter diyorum, oğlum da Lefter diyor, ondan daha küçükler de Lefter diyor. Sizin yaşınız yok, siz kalbimizde işte böylesiniz...
Lefter: Yaşımı isterseniz söyleyeyim, 83 yaşındayım.
Feryal: Maşallah. 83 yaşında bir çocuk gülen yerinde durmayan diyecek Kıraç size demek! Nerdeyse Fenerbahçe kadar. Tuncay'a bir notunuz vardı geçen gün gazetelerden birinde, beni arasın Tuncay diye. Arasın mı?
Lefter: Arasın! Tuncay'ı ben çok severim. Çünkü çok çalışkan bir çocuktur. Fenerbahçe'ye faydası çoktur. Onun kadar koşan bir oyuncu görmüyorum. Yüreğimden seviyorum onu. Olsa yani, her gün göreyim, her gün, her sabah öperim alnından.
Feryal: Ne kadar güzel... Şu en unutamadığınız şampiyonluk hangisi o yıllarda? O sırada bol bol olduğu için çok şükür Fenerbahçe...
Lefter: Ben çok şampiyonluklar gördüm... Şimdi bir maç bayram günüydü. O maçta Beşiktaş'ın sahasında oynuyorduk. Selim bey oynuyordu bizde (Selim Soydan). "Selim ordakini geç" dedim. Öyle bir yerde saklanıyordu ki, bir dokunması kaldı, dokundu. "Yanındaki ne söyledin ulan" diyor bana. "Bir şey söylemedim yaa kafasını dik tutsun" dedim, bir şey demedim.
Feryal: Yani havada bekledi pasınızı öyle mi?
Lefter: (Kahkahalar) 30 metre uzaktan attım bir tane de. Oldu 2-0, ondan sonra bu iş bitti dedim. Üçüncü günü bayramın bundan daha güzel şey olur mu?
Feryal: Olmaz, Fenerbahçe'de çifte bayram olmuş.
Lefter: Fenerbahçe'de çok bayramlar gördüm, çok şampiyonluklar kazanmıştım. Çok iyi biliyorum. Çünkü yaşım büyük olduğu için. Ne yapalım ki bu son zamanlarda değildik. Olsaydık daha iyi olurdu.
Feryal: Saracoğlu'nun yeni halini kastettiniz, evet, 50 bin kişinin tezahüratı müthiş bir şey.
Lefter: Çook çok... Neyse bu da Allah'ın nasip ettiği bir şey. Geçen gün Boğaz'da dışarda ikinci başkan oturuyordu, evvelki yönetimden Şadan Kalkavan. Çok güzel bir grup beni görmek istedi. Ben dedim "Bakın şampiyon olmak istiyorsanız benim size bir tavsiyem var. Bunu yaparsanız kesin biz şampiyon olacağız" dedim. Çıktık Aya Yorgi'ye, yukarıya, Müslüman usulü para atıyoruz çekmecelere. Kiliselerin yardımına. Ben o gün parasızdım. Para atmadım dua ettim gittim öptüm hepsini. Ondan sonra çıktık ikinci binaya. Fenerbahçe için hayır yapılır, Müslüman Hıristiyan fark etmez. Aya Yorgi uğurlu gelir.
Feryal: Aya Yorgi hepimizin...
Lefter: Çocuktum çıkmıştık yukarı. Benim de arkadaşlarım vardı, Müslüman çocuklar. Bakınıyorduk sağa sola. Bir kadın gördük kiliseden çıkıyordu saçını başını yoluyor. "Ne oluyor abla" dedik. "Çocuğum konuştu' dedi, "kaç senedir konuşmuyordu." Ne olursa olsun insan bir yere itikat etti mi, içinden edince oluyor.

* * * * *
Yasemin'e göre cevaplar farklı
Aşağıdaki satırlar kopkoyu bir Fenerbahçe taraftarı olan Yasemin Başarır'ın 'Şampiyonluğun Öyküsü' yazı dizisi başlamadan önce Radikal'de yer alan anonsa yaptığı yorumlar. Her bir kalemi kendince yorumlamış Yasemin. Ve "Ben yanıtladım işte" diye de bitirmiş. İşte Yasemin'in Radikal'in dizisine yanıtları...
100. yılda başarı nasıl geldi?..
Benim sayemde geldi, çiçek yetiştir, türbe, kilise ne varsa gez dua et...Ve rüyasını gör... Evet, 100. yılda şampiyonluk böyle geldi.
Travma nasıl atlatıldı?..
Travma falan olmadı, herkes rakip taraftarlar kendilerine takılmasın diye 'Travmam tuttu abi' ayağı yaptı.
Tuncay Şanlı'dan şampiyonluğun ve 'ıslama köfte'nin tarifi...
Sakarya'da çarşı içinde belediye binasının karşısında, mensur bir yer zaten, Rumeli Köftecisi, kime sorsan tarifini yapar, Tuncay'a gerek yok.
Efsane Lefter, sezonu değerlendiriyor...
Fenerbahçe için kalbimi söküp alsınlar.
'Taraftarız biz, çekeriz cefa...' Taraftarların gözünden şampiyonluk...
Napıyoruz, napıyoruz, yeniyoruz, yeniyoruz...
Nerede ağladılar, nerede sevindiler?..
İzmir'de ağladık, İnönü ve Sami Yen'de eğlendik...
Feryal Pere'nin kaleminden yarın Radikal'de Yazdık işte yukarıya daha ne Radikal'i!

  • YARIN: Lefter'e devam... Tuncay'a selam...