Şampiyonluğun Öyküsü (4)




Feryal: Hakkı Yalçın senin için 'saçlarını ayaklarıyla tarayan adam' diye bir tarif yapmış bir yazısında. Bir de benim Bağış Erten'in 'al yanaklı Tuncay' diye şahane yazısı var...

Yazı Dizisi
Haber: FERYAL PERE / Arşivi

Feryal: Hakkı Yalçın senin için 'saçlarını ayaklarıyla tarayan adam' diye bir tarif yapmış bir yazısında. Bir de benim Bağış Erten'in 'al yanaklı Tuncay' diye şahane yazısı var...
Tuncay: Galatasaray maçından önce öyle bir e-mail gelmişti. Orada da başlıyordu 'al yanaklım' diye. Çok güzel şeyler söylemiş. Ama sonunda o kadar güzel bir şey söylemiş ki, "Bu çocuk bize hakkını helal ediyor musunuz dese hepimiz helal ederiz" demiş. Bunun tarifi olamaz, ne kadar övgü hissederseniz hissedin ne kadar övgü alırsanız alın ama şu cümle benim için herhalde hiçbirşeye değişilmez. Çünkü çıkıp taraftar size hakkını helal ediyor. Siz o formanın hakkını vermişsiniz.
Feryal: Senin için yazan çizen çok sayıda insan var da o iki ağlama fotoğrafı arasında bir sene arayla üstelik bize yaşattığın iki şey var. Geçen sene 14 Mayıs'ta senin Serkan'ın ve Appiah'ın gözyaşları bizi perişan etti. Bir sene sonra sen izmir'de çok güzel ağladın.
Tuncay: Geçen senenin bana vermiş olduğu burukluk ve üzüntü bu sene farklı bir heyecan yarattı. İzmir'de son maç ise artık kazanmışsınız, berabere bitmiş, rakipleriniz kaybetmiş, orada ağlamamak... Bu mutluluğu herhalde biz sahada farklı, tribünde taraftar farklı yaşıyor. Keşke bir yer değiştirsek de onlar da benim gibi yaşasalar dediğim oluyor. Denizli'deki ise şaka gibi bir durumdu. Birbirimize soruyorduk 'Biri bize espiri mi yaptı, şaka mı yaptı?' gibi. Ama futbolda var hepsi.
Feryal: Fenerbahçeli bütün taraftarlar şampiyon olmuş olmanıza rağmen Galatasaray maçındaki sükûnetiniz için bir teşekkür hak ediyorsunuz.
Tuncay: Kazanmasak da o maçta bence çok büyük bir ders vardı. Bize yapılanlar, pet şişelerin ve koltukların atılması. Sadece alkışlayabildi Tümer ağabey, düşünün yani tepki vermiyor. Galatasaray maçında bence futbol anlamında ders vardı: Sadece futbol oynamaya çalışan bir Fenerbahçe takımı. Şampiyonluğu kazanmışsınız bunun bir rehaveti olabilir diyordu herkes. Psikolojik bir baskının olmadığı bir ortamda futbolcu her zaman istediklerini yapar düşüncesi vardı ama sonuçta karşınızda Galatasaray var ki taraftarın düşüncesini biliyoruz şampiyonluktan daha önemli. Ki Galatasaray maçını kaybetsek şampiyonluk buruk bir şampiyonluk olacaktı, bunu da biliyorduk.
Feryal: Hatta ben hepinizi arayıp "Bu son maç değil, bu sondan bir önceki, Ankaragücü'ne 4-2 yenileceğiz" diye, "bu o değil" demeyi düşündüm!
Tuncay: Ama sahaya çıktığımızda o yapılanları o tepkileri hissettiğimiz anda, herhalde motivasyon olarak üst seviyeye çıktık ki rahat bir maç oynadık. Biz çok rahattık ama futbol adına çok kötü şeyler vardı. Galatasaray camiasında da çok üzülen vardı. Bir gün önce bizim güzel(!!!) resimlerimiz çıkmıştı gazetede. 'Fener derbiye hazır' altında bizim resimlerimiz ve bayanların resimleri vardı. Bu da bizi düşündürdü. Çünkü kaybettiğimizde "Sabaha kadar eğlendiler, bu yüzden oldu" diyeceklerdi. Düşünün şampiyonluğu bile kutlayamıyorsunuz tekrar maça dönüyorsunuz. Zor bir ortamda güzel bir sonuç aldık, herkesi tebrik etmek gerekir.
Feryal: Herkesin söylediğini tekrarlıyorum ben, hep diyorlar ya Lefter, Can, Basri ve Tuncay böyle bir şey oldu. Biraz yabancılara aşırı şefkat gösteriyoruz da böyle bir şey size geçiyor mu? Halbuki işin aslı böyle değil...
Tuncay: Ya aslında öyle değil ama saha içerisindeki oyuncular bunu hissedebiliyorlar. Yaptığı bir hatada kredinin çok az olduğunu biliyorlar, bu bir gerçek. Bir pas hatasında Türk oyuncunun aldığı tepkiyle yabancı bir oyuncunun aldığı tepki çok farklı oluyor.
O krediyi Türk oyuncusu için de aynı seviyeye getirmek gerekiyor. Eğer getiremezseniz kulüp takımlarımız uzun vadede başarılı olamaz. Neden Fenerbahçe'ye altyapıdan çok fazla oyuncu çıkmıyor, neden Türk oyuncu 10 yıl aynı kulübe hizmet etmiyor diye düşünüyorum. Rüştü ağabeyden fazla kulübe hizmet eden yoktur herhalde ki onun kadar tepki alan oyuncu da yok. Ben hem üzülüyorum, hem de korkuyorum çünkü aynı şeyleri ben de yaşayabilirim. Burada beşinci yılım olmuş. Ben de devam ettiğimde 'Ya ben de aynı şeyleri yaşarsam' korkusu oluyor.
Feryal: Bu bizim memleketin hastalığıyla ilgili bir durum aynı zamanda. Çünkü bir tarafta Rüştü'yü ve Volkan'ı seven milyonlar var ama sizler 1500 kişinin tepkisini duyuyorsunuz!
Tuncay: Ama bir gerçek var ikisi de aynı formayı giyiyor. Seyircinin desteklemesi gereken forma.
Feryal: Tabii, onu söylemiyorum ama azıcık bir şeyin sesi çıkıyor. Lakin iyi şeylerin sesi çıkmıyor bu bizim kötü huyumuz yani, ille eleştiri...
Tuncay: İzmir'de söyleyip söylememe arasında çok gidip geldim ki söylemedim. Ama içimden dedim ki, "Keşke Sabiha Gökçen'e o jöleleri kapıya getiren, bize küfür edenler, bizim ailemizden en yakınlarımıza kadar küfür edenler de gelse ve orada sevinse, biz de onları görsek." Nasıl bir tepki olurdu diye çok merak ediyorum.
Feryal: Bunca yıllık hayatımda her şampiyonluk kutlamasında içim erirdi, 'Seneye bu saatlerde perişan olacağız' diye. Ancak bu kadar heyecanlı bir dönem hatırlamıyorum...
Tuncay: En kötü gittiğimiz dönem, yani benim ilk geldiğim sezon Galatasaray'ı 6-0 yenerek kendimizi avuttuk. Tarihe geçen 11 adamın içindeydim, hep tarihe geçtim. 100. yılda tarihtesiniz, 6-0'da tarihtesiniz, en kötü dönemde tarihtesiniz. Çok şey yaşadım diyebilirim bu beş yıllık periyotta.
O yüzden böyle bir takımda olmaktan dolayı ne kadar gurur duysam azdır.
İyi ki ben buradayım buraya gelmişim.
Feryal: Hayır iyi ki sen varsın!
Tuncay : Hayır sen!
Antrenman vakti...
Bu defa, içimde hafif korkuyla sarılıyorum, vedalaşıyoruz. Şıpıdık terlikleri, ince uzun bacaklarıyla yürüyor. Eh abartmak boynumun borcu, bıraksalar ince uzun bacakları üzerinde...
Bırakmasalar, bırakmasak mı?

* * * * *
'Başkan benden para istedi!'
Feryal: Çok gençsin, çok yakışıklısın, sembol oyuncusun ve Samandıra'da yaşıyorsun. Gerçi gördükten sonra içim rahat etti ama, güllere ve çamlara bakıyorsun...
Tuncay: Bazen bana soruyorlar, sıkılmıyor musun, bir ev tutsan öyle bir ortamda olsan falan diye. Bedavaya kalıyorum burada. Geçen başkanımız geldi espri yaptı, "Bu ne her gün böyle, beş yıllık bir hesap çıkarın, alacağından keselim, kira alalım" diye. Burada rahatım. Yemeğim hazır, yatağımı yapan, odamı temizleyen var. Bir otel odasını düşün, onun gibi.
Feryal: Şu tadına doyamadığımız ıslama köfteyle ilgili bütün gazete senden bir tarif istiyor.
Tuncay: Tarifini ben de bilmiyorum, onlar da bilmiyorlar çünkü çok eskiye dayandığı için babadan oğula geçiyor... Ama tarifi yok herhalde. Ekmeği bir şeye bandırıyorlar soslu oluyor anlatamıyorum ama yemesi çok güzel oluyor.

  • Yarın: Artık söz 'gençler'in